hes direniscileri karadeniz kadinlari225 

Kimse bize yan bakabilir mi!

Her zaman bu memleketin kadını olduğuma bin şükür etmişimdir. Haksız mıyım, yukarıdaki fotoğrafa bir bakın! Ben görünce bin 500 ettim.

HES direnişçisi Karadenizli kadınlar.

Onlardan her yerde var. Taksim’de, Kızılay’da, Hatay’da, Diyarbakır’da, İzmir’de, Muğla’da...

“Sopa” kimin eline yakışırmış ne güzel gösteriyorlar değil mi...

Bir de anımsar mısınız bilmiyorum, Emine-Tayyip Erdoğan ve Hayrünnisa-Abdullah Gül fotoğrafı yayımlamıştık. Önde koltukta “beyler” oturuyordu. Arkada ellerini kavuşturmuş süklüm büklüm hazır olda hanımları. “Yakışıyor mu bu Türkiye’ye” diye sormuştuk, Atatürk’ün fotoğrafıyla kıyaslayarak.

İşte yakışığı bu!

İşte Türk kadını bu! İşte Türk erkeği de bu!

Ninemiz Kara Fatma da böyle oturuyordu, biz de böyle tutarız sopayı!

Kimse bize yan bakabilir mi!

Dersim fotoğrafının gerçeği!

Murat Bardakçı Habertürk gazetesindeki köşesinde 1 Temmuz’da yazdı. Bir de fotoğraf vardı. Görseniz hemen anımsayacaksınız. Yerde üst üste oturmuş, dikenli tellerle çevrili alanda boynu bükük öyle size bakan bir yığın insan. Kadınlar, çocuklar da var. Acıklı bir görüntü. “İşte Dersim gerçeği!” diye yayımlanıp duran bir fotoğraf bu! Bardakçı’nın da belirttiği gibi Dersim olaylarının simgesi neredeyse...

Oysa...

Bardakçı şöyle diyor yazısında: “Bu fotoğrafa sakın inanmayın, zira Dersim ile hiçbir alâkası yoktur! 1940 Temmuz’unda, Dersim’den binlerce kilometre ötede tâââ Polonya’da Naziler’in kurduğu Belzec Toplama Kampı’nda çekilmiştir ve dolayısı ile resimde görünenler de Dersimliler falan değil, kampa kapatılan ve sonra katledilen Polonyalı çingenelerdir!”

Kanıt mı...?

Fotoğrafın aslı Varşova’da “Archiwum Dokumentacji Mechanicznej” de, bir kopyası da Washington’daki Soykırım Müzesi’nde sergileniyormuş...

Ne zaman Türkiye’nin kafasında bir sopa sallanmak istense, bunu hep yapıyorlar biliyorsunuz. Ermenilerle de ilgili böyle fotoğraf çok vardır. Toprağı bol olsun, değerli dostumuz Günseli Başar bir rastlantıyla üstelik de foto montajlı fotoğraflar bulmuş, nasıl da heyecanla yıllarca uğraşmıştı. Afiş bastırıp her yana yapıştırdı. Ama devletin umurunda bile olmamıştı. Medyanın ise hiç.

Bu fotoğraftakiler çingene bir de. Bilmem biliyor musunuz, (arayıp soranları olmadığı için ne kadar gerçekçi, bilimsel bir kanıtımız yok, ama...) İkinci Dünya Savaşı’nda katledilen çingene sayısının Yahudilerden çok olduğu ileri sürülür.

Ama adları bile anılmaz.

Elbette siz Hollywood filmlerine mi inanacaksınız, yoksa...

O zaman da Dersimli deyince yıllardır kimse fark etmedi anlaşılan.

Selbest güleş gazeteciliği ve bakanlığı!

Yılmaz Dağdeviren iyi bir spor okuru ve izleyicisi.Sık sık eleştirilerini yazar. Akdeniz Oyunları’nı izleyemeyenler için son iletisini sizlerle paylaşıyorum:

Bizim medya sporda hâlâ rezalet.Yüzde 90 futbol, onun da yüzde 99’u asparagas transferler. Yüzde 80’i magazin, anlamsız röportajlar, söylemler, iktidara, kulüp yöneticilerine, önemli sporculara hoş görünme...

Avrupa’da, hatta Türkiye’de oynanan milli voleybol, basketbol, hentbol maçlarını nakletmeyi bırakın sonuçları bile vermiyorlar,İrlanda,ABD maçlarını yayınlarken...

TRT hepten rezil.

Akdeniz Oyunları’nda (U20 Dünya Şampiyonası’nda) dökülüyor.

Teknik, yayın akış yanlışları, spikerler,“selbest güleş”, “raaakipler” diyen konuşmacılar...

Program belirsizliği. Türk sporcuların (özellikle atletizm, bireysel sporlar...) ne zaman yayınlanacağı belirsizliği...

Eksik yayın.

Spor Bakanı Suat Kılıç yağcılığı. Jimnastikte ilk kez altın ve de gümüş ve bronz aldık.

Bakan çocuklara el sallayarak önüne çağırıyor. Çocuklar görmedikleri için oraya değil, seyircilere gidiyorlar.

O da ne! Bakan aşağı iniyor ve çocuklarla resimler, görüntüler; TRT izlemede...

Bakan, basket final maçına ikinci yarı geliyor.Tabii TRT derhal gösterip anons ediyor, “Spor bakanımız teşrif ettiler...”

O da ne! Kürdanla dişlerini temizliyor.Anlaşılan kebapçıdan geliyor.

*** *** ***

TRT özel yayın. Bir tarafta bakan, diğer tarafta federasyon başkanları, uzmanlar.

İkisi gidiyor, ikisi geliyor. Ama uzmanlık vb. konularında konuşan tek kişi bakan.

Örneğin, “Kılıç bizim ata sporumuz.2020 İstanbul (SIFIR İHTİMAL) Olimpiyatları’na kadar geliştirecek ve şampiyonluklar alacağız.”

76 (çocukluğu at 70) yıldır sporla ilgiliyim.Çok iyi izleyiciyim. Ben dünyada böyle bir bakan şov ve TRT yağcılığı görmedim.

Olamaz da!

Onlar bugün var, yarın yoklar.

*** *** ***

U20 Dünya FUTBOL Şampiyonası. 40 bin kişilik statta 400 kişi. Bizim maçların bile yarısı boş.

Mersin biraz daha iyi, ama taşıma yüzde 20 (resmi rakam).

İktidar ve yalakaları diyor ki “İstanbul Olimpiyat’ı bizim...”

“0” olasılık.

Eylül’de görüşürüz.

Harcanan paralara içim yanıyor.

*** *** ***

Akdeniz Olimpiyatları’nda “Mersin” adının Arapça yazılmadığı kalmış.

*** *** ***

Sekiz haltercimizde doping çıkıyor. Altı atletten de. Utanç.

Ne o? Yine bakan konuşuyor, “doping maddeleri eskiden kalma...”

“2020 İstanbul (SIFIR İHTİMAL) Olimpiyatları’nda tümüne girip madalyalar alacağız.”

Federasyon başkanı da aynı şeyleri söylüyor... Ne diyebilir ki...

(YD: 2180 yılında da bütün madalyalar bizim de diyebilirdi.)

Şule PERİNÇEK - 07 Temmuz 2013 - Aydınlık

Son Yazılar