mehmet yuva225 

Suriye ve Mısır’a el ver!

Isra-El veya Isra-İl, Hz. Yakup’un ikinci adıdır. El ve İl rab, tanrı veya ilah demektir. Aramice’ de “gökteki ilah” anlamındadır.

Yakup’un soyundan gelenlere “Beni Isra el” yani “Israil oğulları “ denildi.Bugün dünyada bir çok topluluk, ama en başta Yahudiler, kendilerini “Allah’ın seçkin topluluğu” olarak kabul ederler. En nihayet, bu karoya Siyasi İslam, yani “el-İnşaat ya Allah” temsilcileri de katıldı.

“El” zengin Arapça ve Türkçemizin de omurgasıdır. El’i acık olan cömerttir, sevilir. Yaradan’dan dilerken El’imizi açarız, şükreder, merhamet dileriz.İnsandan isterken “El ver” deriz. El haktır. “Veren El alan El’den daha hayırlıdır” deyimiyle aslında rahmetli ve koruyan Tanrının yüceliğine atıfta bulunuruz.“El olmak”, “El’e gitmek”, “El’ine sahip çıkmak”, “harama El uzatmamak” ve ‘El’ tanrıyla özdeşlesen, onu tasvir eden, anlatan onlarca Türkçe deyim. İnsanın falı, kaderi, kederi El’de dir.İnsanın şifreleri, mührü, izleri El’de dir. El ve İl terimlerini binlerce yıl sonra koruyan diller Arapça ve Türkçedir. Tanrı “El” bazen “İl” olaraktan telaffuz edilir. Bugün diyarı il olarak yani tanrı-Kral’ın yurdu, dünyayı da il yani yüce kudretin, Tanrı’nın vatanı olarak ifade eden tek medeniyet dili Arapça ve Türkçedir. Her kentimizin girişinde yer alan “İlimize hoş geldiniz” ibaresi ile aslında anlatmak istenilen; “Tanrımızı, yüce yaratanımızı ziyaret edip yad ettiğiniz için teşekkür ederiz” demektir. En nihayet, ortaya konulan her değerde ve her şeyde onun ‘El’i vardır. Kendisine uğrayıp, şereflendirdiğiniz için size ne kadar minnettar. Emek harcamışsınız, mal getirmişsiniz, öğrenmek veya öğretmek için uğramışsınız, görmek-gezmek için konaklamışsınız, Şam ‘il’ inin tabiri ile, samimi-dostane duygularla gelmişseniz, ‘El’ sizi en güzel tarzda karşılar, misafir eder, ihtiyacınızı giderir, yasemin-limon çiçekleri ile taçlandırır ve sağ-salim uğurlar.Şam’ın birde meşhur keskin kılıcı vardır. Niyetiniz, talan, yalan, işgal, dolan, fitne-fesat ve sahtekarlık ise bu keskin kılıç aman vermez.. İşte tam bittik umutsuzluğuna düştüğümüz anda illerimize ‘El’ veren bu kudrettir. İllerimiz işgal altındayken, her türlü fitne-fesat ve yalana maruz kalmışken, onu küllerinden alıp tekrar ihya eden bu ‘El’ dir. Bu husus,‘El’ ve ‘İl’in binlerce senelik medeniyet tarihinin, Arapça ve Türkçemiz vasıtasıyla günümüze kadar nasıl taşındığının muazzam göstergesidir.

Menderes, Suriye, Mısır ve El!

Suriye’de olan “devrim” midir? Yoksa “gerici bir ayaklanma ve emperyalist bir müdahale” midir? Mısır’da olan “devrim” mi, yoksa “darbe” mi?

Sorulara verilecek en iyi yanıt Fidel Castro’nun ifadesinde saklıdır:

“Emperyalizm gülüyorsa ağlar, ağlıyorsa güleriz”.

Suriye’de, Emperyalizm ve onun bölgemizdeki memur ve kalemşorları dünyanın her mağarasından devşirdikleri cinayet şebekeleri ve profesyonel haramileri vurdukça yıktıkça “yaşasın” diye bağırıyorlarsa hüzünlenmemiz gerekir. Bu şer güçleri yeniliyorsa sevinmemiz gerekir.

Mısır halkı, ABD’nin arka çıktığı, İsrail, Katar ve AKP’nin baş tacı ettiği Mursi’yi alaşağı ediyorsa heyecanlanmamız sevinmemiz gerekir.

Mısır ordusu, ABD, AB, Suudi Arabistan bugün Mursi’ye sahip çıkamıyorsa, bu pozisyon onların Münafık Kardeşler Örgütü’nün iktidarına karşı oldukları için değildir. Mursi’nin yanında yer almanın uçuruma yuvarlanan Mursi ile dibi boylamak olduğunu bildikleri içindir. Konjonktüre uygun yeniden pozisyon almaktır. Mısır halkının “milli” ve “bağımsız” iktidarının önüne set çekmek içindir. Kısacası halkın iradesi, onları Münafık Kardeşler Örgütünün iktidarını feda etmeye zorlamıştır. Dr. Doğu Perinçek, Mehmet Ali Gürler, Bahadır Selim Dilek ve Bülent Esinoğlu’nun konu ile alakalı değerli yazılarını okumanızı tavsiye ederim.

(Devamı yarın)

Mehmet YUVA - 07 Temmuz 2013 - Aydınlık

Son Yazılar