leonid savin225 

Rusya Ortadoğu’da askeri varlığını genişletiyor! (1)

Hem Suriye ve genel olarak Ortadoğu’daki durum, hem de ABD’nin askeri ve siyasi yayılması Rus hükümetini dış ve askeri politikalarının bazı unsurlarını gözden geçirmeye zorladı.

ABD’ye güvensizlik eskiden de vardı, fakat Kremlin bunu bu kadar açıkça ifade etmiyordu.Dimitri Medvedev’i Başkanlığa getirmek,yeniden yapılanma için stratejik bir hamleydi. Bu sayede Silahlı Kuvvetler’de halen devam eden bir dizi reform başlatıldı. Ayrıca bu hamleyle birlikte Rusya’nın dışarıdaki konumu güçlendirildi ve çeşitli ülkelerle önemli antlaşmalar imzalanabildi.

Bu yeni yaklaşıma sadece iki istisna oluştu: Rusya’nın İran’a S-300 füze sistemleri göndermemesi ve 2011 yılında Libya sorununda Batı’ya destek verilmesi.

Güney Kıbrıs’a yeni üs!

Suriye krizi ve Kuzey Kafkasya’daki yıkıcı terörist faaliyetler ile bağlantılı olarak,Moskova, bölge güvenliğini arttırmaya yönelik bir dizi önlem aldı. Komşu ülkelerde mümkün olduğunca bir tampon oluşturdu ve Akdeniz’deki varlığını arttırdı.

Rus Hava Kuvvetleri’ni Kıbrıs Rum Kesimi’nde konuşlandırmak da yeni askeri stratejinin bir parçası olarak görülebilir.Rusya ve Kıbrıs arasında projenin teknik ayrıntıları ile ilgi müzakerelerin devam ettiği açıklandı. Gerçi Kıbrıs Rum tarafı, yakın zamandaki bankacılık skandalı ile bağlantı olmadığını söylüyor. Ama benim görüşüm, Kıbrıs’taki gelecekteki askeri konuşlanmaların ardında mali çıkar düşüncelerinin bulunduğu yönünde. Ne olursa olsun, “Andreas Papandreou” üssünün kullanımı için ödeme yapılacak ve gerekli personel üzerinden istihdam yaratılacaktır.

Genişleyen radar ağı!

Fakat ben, dikkatinizi bu projenin jeopolitik niteliğine çekmek isterim. Kıbrıs, Suriye kıyısına yakın bir mesafededir. Rus gemileri önceden de Kıbrıs limanlarına gelmişti. Ada’ya hava kuvvetlerinin yerleştirilmesiyle beraber bir hava sahası denetim sistemi de kurulacaktır.Bu bölgenin radar kapsamı altına alınması anlamına gelmektedir. Yeni askeri üs, Suriye’de Tartus’ta bulunan teknik destek üsle birlikte çalışarak Rusya ve müttefiklerine yönelik saldırgan davranışları ve düşman kuvvetleri kontrol etme açısından güçlü bir ağ oluşturacaktır.

NATO üyeliği endişe kaynağı!

Bu çerçevede belirtmek gerekir ki,Türkiye’nin NATO üyesi olması Rusya’da endişe uyandırmaktadır. Erdoğan hükümeti ile Rusya arasında oluşabilecek bir siyasi gerginlik, Türkiye hükümetini etkileyecektir. Çünkü Türkiye, Rusya’dan enerji ithal etmektedir, ticaret alanında da turizme bile uzanan yoğun ilişkiler bulunmaktadır. Bu ilişkilerde bağımlılık, Türkiye’nin aleyhinedir. Dolayısıyla siyasi gerginlik durumunda Rus hükümeti Türkiye’ye karşı bir dizi önlem alabilir.

Ekonomik ilişkilerin yanında Rusya’nın bir dizi “yumuşak güç” faaliyeti de olasılıklar arasındadır. Soykırım iddiasıyla yürütülen uluslararası kampanya, bunlardan biri olabilir. Burada sadece Ermeni meselesi değil, Rum ve Kürt meseleleri de sözkonusu. Rusya’da son zamanlarda uzman çevrelerde Osmanlı döneminde işlendiği iddia edilen bir “Rum soykırımı” tartışmalarına tanık oluyoruz. Bu tez, henüz çok yaygın değil. Ancak koordineli bir bilgi savaşında yaygınlaşması ve kullanılması mümkündür.


*Geopolitika Dergisi (Moskova) Genel Yayın Yönetmeni
Türkçe’ye çeviren - Harun ÇAKAN

Leonid SAVİN - 29 Haziran 2013 - Aydınlık


*** *** ***

Rusya Ortadoğu’da askeri varlığını genişletiyor! (2)

Askeri alanla Rusya’dan Irak’a artan silah tedariki olgusuna dikkat edilmelidir. Nuri el-Maliki hükümeti Esad’ı destekliyor ve Irak içerisinde artan cihatçı faaliyetlere karşı İran ile işbirliği yapıyor. Bu nedenle, Rusya’nın silah ve teknisyen tedariği terörizm karşıtı çalışmalarda yakın gelecekte çok önemli olabilir.

Silahsızlanmadan çekilme tehdidi!

Rusya’nın gündeminde küresel kalkan konusu ve ABD ve NATO planlarına karşıtlık da bulunmaktadır. Somut olarak Obama’nın silah azaltmaya devam etme önerisinden bahsediyoruz. Putin’in öneriye,Rusya sınırları yakınında orta ve kısa menzilli füzelerin belirmesinin endişe uyandırdığı yanıtını verdi. Bu açıklama,Rusya’nın silahsızlanma antlaşmasından çekilebileceğine dair açık bir işaretti.

Putin’in açıklamalarının ardından Devlet Başkanlığı Dairesi Başkanı Sergei Ivanov da, Rusya’nın komşularında silahlanması nedeniyle, Rusya’da orta menzilli kara füzelerinin azaltılmasının kabul edilemez olduğunu belirtmiştir. Sergei Ivanov Savunma Bakanı olduğu dönemde silahsızlanma antlaşmasını bir “Soğuk Savaş kalıntısı” olarak adlandırmıştı.

Rusya’nın kıtalar arası balistik füzelerin kör noktaları olduğunu ve Rusya sınırları yakınındaki hedefleri vurmak amacıyla kullanılamayacaklarını belirtmek gerekiyor.Ayrıca, orta ve kısa menzilli füze üretimi daha ucuz ve daha hızlıdır. Bu silahların başka ülkelere ihraç edilebilmeleri,onları gündemde tutan diğer bir etken.

Bununla birlikte, silahların olası hedef alanının sadece Türkiye ve NATO üyesi Batı Avrupa ülkeleriyle kısıtlı olmayacağını söyleyebiliriz. Afganistan’daki iktidar erozyonu ve Orta Asya’daki güvenlik sorunları, bu bölgeleri de artan derecede güvenlik gündemine oturtmuştur. Orta Asya devletlerinin bazıları Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü ve Şanghay İşbirliği Örgütü üyesi olduklarından,oralarda da füze sistemleri konuşlandırılabilir. Kafkasya’da ise Ermenistan,Abhazya ve Güney Osetya kapsanabilir. Genel olarak güvenlik doktrini, çeşitli seviyelerde güçlü üs ve tesisler ağı oluşturacak olan, hareket kabiliyeti daha yüksek olan ve yaygın birliklere doğru değiştirilmektedir.

Rus filosundan İran ziyareti!

Bu çerçevede, İran ile askeri işbirliğinin yoğunlaşması çok ilginçtir. Şu anda,S-300 teslimatının reddiyle ilgili davanın İsviçre uluslararası mahkemesinden çekilmesi için görüşmeler sürmektedir. Rusya, bunun karşılığında, yaptırım kapsamına girmeyen, savunma amacı taşıyan daha gelişmiş füze sistemleri önerebilir. Yakın zamanda, Rus Donanması’na bağlı Hazar filosu savaş gemilerinin İran limanını ziyareti ve Rusya’nın Pasifik filosunun gemilerinin Basra Körfezi’nde İran limanlarında bulunmaları, İran ve Rusya arasındaki askeri işbirliğinin geliştiğine işarettir.

AB ve ABD’nin Suriye’ye karşı dost olmayan politikaları ve oradaki terörist ve asi gruplara desteklerini göz önüne alırsak,Rusya büyük ihtimalle bölgedeki askeri varlığını güçlendirmeye devam edecek ve bölgede ABD ve NATO hegemonyasına karşı yeni müttefikler kazanmaya çalışacaktır.

*Geopolitika Dergisi (Moskova) Genel Yayın Yönetmeni
Türkçe’ye çeviren - Harun ÇAKAN

Leonid SAVİN - 30 Haziran 2013 - Aydınlık

Son Yazılar