mehmet yuva225 

Eyvaa ya hacci kefilim...! (1)

Batı Almanya, ABD ve KKTC macerası ardından,tesadüfen Suriye ülkesine vardık.

Doksanlı senelerin ortalarından itibaren, Şam Üniversitesi Tarih bölümünde ABD ve Çağdaş Olaylar Tarihi derslerinden sorumluyum. Yüksek lisans programında modern Kıbrıs, Türkiye ve Suriye dersleri veriyorum. Türkiye-Suriye ilişkilerine stratejik katkı yapan ve ilişkileri pekiştiren, faaliyetlerin omurgasını oluşturan, Suriye-Türkiye Dostluk Komitesi ile Türkçe Öğretim Merkezi’nin tesis edilmesinde rol aldım. İki ülke akademik kurumları arasında en samimi ve verimli akademik ilişkilerin tesis edilmesinin altyapısını hazırladık.Yegâne amacımız, Türkiye’nin sadık evlatları olarak, genelde komşu ülkelerle, özelde Suriye ile samimi, kalıcı ve iki ülkenin huzuru ve istikrarına hizmet eden çalışmalar ortaya koymaktı. Zor ve çetrefilli yıllar geçirdik. Suriyeliler güzel ve medeni insanlar. Lakin, şüpheci yapıları insanı hasta edebilir. Narin ve nazikler ama zor güvenirler. Aksi ispatlanıncaya kadar potansiyel “casus” muamelesi görmeniz normal prosedür.

Mantıken, Suriyelilerin şüphelenmeleri için yığınla “sebep” var.Türkiye’de doğmuş, Almanya ve ABD’de eğitim görmüş, Amerikalı bir hanımla evli, dünyada daha iyi maaşla size görev vermeye hazır yığınla üniversite varken,siz Şam’da kalmaya karar vermişsiniz. Sizi anlamakta zorluk çeken sadece Suriyeliler değil. Amerikalı eşiniz, aile efratlarınız, dostlarınız, Şam Türk Büyükelçilik personeli ve çok kimse sizi anlamakta aciz. Sebepleri anlatmaktan dilime tüy bitti. Ama nafile. Onlar açısından, herkes giderken Mersine siz gidiyorsunuz tersine.Sizi yakinen tanımaya başlayan meslektaşlarınıza, dostlarınıza sürekli gizli servis mensupları soruyorlar: “kefil misiniz?” Sağ olsun meslektaşlarım ısrarla: “Eyvaa ya hacci kefiliz” diyorlar. Uzun seneler CIA ve MİT mensubu gözlem ve şüphesi altında yaşadık.

Ayrıca, hakkımda hiç dosya tutmayan Türk emniyeti,Suriye’ye giriş yaptıktan sonra benimle alakalı özel dosya açmışlar. Suriye olmasa varlığınızdan haberdar olmayacaklar. “Suriye’de yaşıyorum o zaman varım” misali.Türkiye-Suriye ilişkileri iyileşip farklı bir boyut kazanınca, her iki ülkenin gözdesi oluyoruz. Methiyeler, yüceltmeler, teşekkürler, minnet ifadeleri diz boyu.Şam’ın gerçek şekeri Arap’ın tatlı yüzü oluyoruz. Siyasi, askeri, akademik ve güvenlik görüşmelerde her iki tarafın mutabık kaldığı yeminli ve güvenilir tercüman oluyoruz. Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad ve makamına teşrif eden Türk devlet erkânına refakat ve tercümeden sorumlu olmamız için Türk Büyükelçiliği ve Suriye Yüksek Eğitim Bakanlığı rica ediyorlar. Memnuniyetle kabul ediyorum. Ve sonrası malum. Kanlı Arap baharı ve Tayyip-Erdoğan rejiminin Suriye maceraları. Ya taraf olursun ya bertaraf dayatmaları.Anti-emperyalist,anti-Siyonist cephe de ısrar ettik. Cüzdan yerine vicdan dedik.BOP yerine Türkiye-Suriye kardeşliği dedik. Sünni-Şii çatışmalarına asla izin verilemez dedik. Suriye’de hata var, yanlış var, Amma velakin, bu hataları otuz ülkeden devşirdiğiniz cinayet şebekeleri ile, Hıristiyan, Sünni, Alevi din adamlarını kesen,Arap, Türkmen, Kürt ve Süryani çatışması yaratan, fabrika yağmalayan, buğday,pamuk, fıstık, zeytinyağı talan eden çokuluslu haramiler ile bu hatalar giderilemez dedik. Dedik ama, uyarılarımız birilerini çok kötü rahatsız etti. Bu sefer, “Suriye casusu”, “Suriye muhaberatı İskenderun temsilcisi”, “Esad’ın Türk danışmanı” “Esad’la Türkiye’deki askeri darbeleri organize eden adam”, “Akademik unvanını Türkiye’de PR (Halkla İlişkileri) kamufle etmek için kullanan adam” olduk. Bu kadar saldırı, bu kadar karalama, bu kadar yalan, aslında ne kadar haklı olduğumuzu, bize saldıranların ne kadar aciz, fitneci ve münafık olduklarını göstermesi açısından önemliydi. İt ürür kervan yürürmüş.

Aydınlık okulunun nur yüzlü okurları merhaba. Her Pazar günü beraberiz. Eleştirileriniz,uyarılarınız ve katkılarınız için teşekkür ederim. Yazımıza yarın devam edeceğiz.

Mehmet YUVA - 30 Haziran 2013 - Aydınlık

Son Yazılar