mutlu ve capkin ergec hesap vereceksiniz225 

Hayırdır Vali bey?

Gezi Parkı’nda süren direnişe yönelik olarak yapılan medya propagandası üzerinden bir tahlil yapmak lazım.

Vali Mutlu, sürekli olarak “direnişçilerin arasında provokatörlerin” olduğunu söylüyor. MİT ile PTT anlaşma yapıyor. MOSSAD şefleri Türkiye’ye geliyor, MİT ile görüşmeler yapıyor. Yalan haberler ortalığı kasıp kavuruyor. Hiç kimsenin tanımadığı adamlar polise Molotof atıyor. Bütün direnişçilerin tepkisine rağmen “meydanda hiç görülmemiş tipler” polis taşlıyor. Muhabirler, “polislerin çarşı kapşonlu siviller ve puşili siviller kılığına girdiğini söylüyor.”

Ortalıkta bir “cadı avı” sözü. Herkesin söylediği şey şu; “bu işler bitince, bütün destekçi yazarlar cezaevlerine doldurulacak.” Tonlarca fişleme, bütün grupların içine “MİT’çiler” giriyor. Hiç tanımadığınız kişiler size gelip, hadi şu aracı yakalım diyor. Başından beri eylemlerin içinde olanların daha önce hiç görmediği garip simalar bazı işler çeviriyor!

Bunun “devletin klasik davranış biçimi” olduğunu zaten biliyoruz. Keza, bir eylemi bastırmanın en önemli yolu; “o eylemin, halkla olan ilişkisini kesmektir.” Bunun Türkiye’de ki en müspet karşılığı, polis taşlatmak, Molotof attırmak, etrafı yakıp yıkmaktır.

Benim anlamadığım şey ise, bu işi kim yapıyor? Bunu anlamış değilim. Eylemlerin başından beri, polis taşlayan, Molotof atan ve etrafı yağmalayan “TKP’li, TGB’li, CHP’li, ÖDP’li, Devrimci Müslüman, Antikapitalist Müslüman, HKP’li, Halkevleri üyesi, ESP’li, Halk Cephe’li, Partizan’lı ve elinde herhangi bir flama olan bir gruplu” kimseyi görmedik.

Hatta bu saydığım grupların hemen hemen tamamı, kendi bulundukları mıntıkalarda bu tür provakatif eylemlere karşı durdular. TGB park içinde, TKP meydanda, Devrimci Müslümanlar anıtta, Antikapitalist Müslümanlar merdivenlerde ve saydığım tüm bu gruplar bulundukları her yerde, mümkün mertebe bahsettiğimiz provokasyonlara karşı durdular.

Hatta bir süre önce, “biz anıtın yanında otururken, bozkurt işareti yapan ama belikli hiçbir ülkü ocağıyla alakası olmayan bir grup gelmiş, sosyalist gruplara laf atmıştı. Bu hususta hiçbir çatışmanın çıkmaması için, son derece yüksek bir duyarlılık gösterildiğine şahit olduk.”

*** *** ***

Meydanlarda ‘MİT’ polis mi taşlıyor?

Bir yaygara koparttılar. Gezi’de Molotof hazırlanıyor diye. Acaba doğrumu deyip o yöne hareketlendik. Gittiğimizde böyle bir şeyin olmadığını gördük. Ve emin olunuz ki, eğer böyle bir şey olsaydı, ilk müdahale edenler yukarıda saydığım gruplar olacaktı. Çünkü bu türden provokasyonların ne gibi sonuçlar üretebileceği çok iyi bilinmektedir.

İlk günden beridir, polis şiddetine karşı “sirke ve limonla” direnen geniş halk hareketini, karalamak ve küçük düşürmek için yapılan bu türden provokatif eylemler karşısında eylemciler arasında çok ciddi bir sağduyu vardır. Polise taş atanlar uyarılmaktadır. Devam ettiklerinde, parktan çıkartılmaktadırlar.

Lakin birileri “grupları terörize ediyor.” Devlet, MİT’i işin içine sokmuştur. Her an, her yerde; “bağlı olduğunuz parti ya da hareketin üniformasını giymiş kişilerin yaptığı provokasyonlar baş gösterebilir.” Endişe duyulan halk hareketlerini bastırmanın tek yolunun, hareketi biçimlendiren siyasal geleneklerin halk tarafından itibarsızlaşması olduğunu bilen ve darbe süreçlerinde bunu tatbik etmiş olan “yapılanmalar” son derece ciddi mesajlar veriyor.

Vali Mutlu aslında şöyle diyor; “Park provokasyona açık..”

MİT devrede diyor.

Toma’ların dize getiremediği tüm grupları, ezeceğiz diyor. Buna rağmen halkın görevi nedir? Uyanık olmaktır. Meydanı terk etmeyin! Ama uyanık olun!

Eline taş alanı uzaklaştırın, Molotof alanı uzaklaştırın. Küfür edeni uzaklaştırın!

Şarkılar söyleyin, marşlar söyleyin! Kol kola girin!

Elbette Firavun düşer birgün!

Eren ERDEM - 13 Haziran 2013 - Aydınlık

Son Yazılar