Bir no’lu hedef

Türkiye, Amerikan emperyalizminin dünya hegemonyasını muhafaza stratejisinde hedef olarak seçtiği bir No’lu ülkedir.

Bu gerçeği görmeden ülkemizde özellikle son üç yılda yaşanan gelişmeleri, Ergenekon tertibini, Yurtsever güçlere ve Türk Ordusu’na yönelik saldırıyı anlamak mümkün değildir.


Büyük Ortadoğu Projesi Neoconlar tarafından yürürlüğe konduktan sonra, zaman içinde Ortadoğu ve Orta Asya’nın çeşitli ülkeleri hedef tahtasına kondu.

İlk hedef Afganistan’dı. İkiz kuleler provokasyonunun ardından Amerika, Asya’nın kalbine yerleşti.

İkinci hedef olarak büyük petrol ve doğal gaz kaynaklarının sahibi olan ve 1991 yılından bu yana süren ambargolarla iyice güçsüz düşürülmüş olan Irak seçildi. 2003 yılında işgal gerçekleştirildi.

Amerika’nın hedefe ulaşmada üçüncü hedefi, İran ve Suriye olarak belirlenmişti. 2003 yılından 2005 yılına kadar, bütün Dünya; Amerika’nın İran’ı ne zaman ve nasıl vuracağını konuştu.

Ama Irak ve Afganistan halklarının kahramanca direnişi ile İran’ın bağımsızlık ve kendi gücüne güvenme politikasının yarattığı avantajlar, ABD’nin yeni bir savaşı göze almasını engelledi.

Ama hiçbir emperyalist, hegemonya hedefinden vazgeçmez. Hele Amerika gibi yarım yüzyıldır Dünyanın en büyük süper gücü olmuş bir devlet, bu konumunu elde tutmak için bütün olanaklarını sonuna kadar zorlar.

DEĞİŞEN HEDEF

2005 yılından sonra Amerika, Büyük Ortadoğu projesini uygulayabilmek için yeni bir hedef belirledi: Türkiye!

Türkiye, jeostratejik konumu bakımından daha 1990’lı yıllardan beri Amerika açısından “halledilmesi gereken” bir ülkeydi.

Ama 2003 ve 2004 yılındaki gelişmelerden sonra Türkiye, Amerika’nın hedef ülkeleri arasında bir numaraya yerleşti.

Türkiye gibi son derece önemli bir ülkeyi “düşürmek”, Amerika için Batı ve Orta Asya’da hayata geçirmeye çalıştığı Büyük Ortadoğu Projesi’ni uygulamada büyük bir adım atması anlamına gelecekti.

NEDEN TÜRKİYE?

Amerika neden Türkiye’yi seçti. Bunun çeşitli sebepleri var:

1. Her şeyden önce varlığı, iktidarı ve geleceği ABD’ye bağlı olan AKP’nin, iktidarda olmasını saymak gerekir. Bu durum, Amerika açısından ele geçmez bir avantajdır.

2. Amerika’nın beşinci kolu durumunda olan F Tipi Gladyo devlet içine önemli ölçüde yerleşmiştir. Emniyet, bakanlıklar ve yargı içinde önemli mevziler ele geçirmiştir ve önemli bir mali güce ulaşmıştır. F Tipi Gladyo, Amerika’nın gizli operasyonlarını yürütmektedir.

3. Yıllardır uygulanan serbest piyasa uygulamalarının sonrasında Türkiye ekonomisi tamamen çökertilmiş, ekonomi çarkının dönmesi dışardan sıcak para girişine bağlı hale gelmiştir. Türkiye ekonomisi eroine bağımlı vücut gibidir.

Dünyanın sıcak para mekanizmaları emperyalist devletlerin denetiminde olduğu için, bu durum Amerika başta olmak üzere Batılı emperyalistlere Türkiye’ye karşı büyük bir avantaj sağlamaktadır.

Sistem içinde hareket eden bir iktidarın bu durumda Batı’nın dayatmalarına karşı yapacağı bir şey yoktur.

4. Türkiye basınının büyük bölümü Amerika’nın ve F Tipi Gladyo’nun doğrudan elindedir veya AKP yandaşıdır. Geri kalanının büyük çoğunluğu ise yıllardır sürdürülen operasyonların sonrasında sindirilmiştir ve teslim alınmıştır.

Basının bu durumu Amerika’ya milli güçlere karşı yürüttüğü operasyonlarda büyük bir avantaj sağlamaktadır.

5. Türkiye, AB kapısına bağlanmıştır ve kıpırdayamamaktadır. Her türlü dayatmaya boyun eğmektedir. Avrupa’nın belli başlı ülkelerinin Türkiye’nin AB üyeliği konusunda olumsuz tutumlarına rağmen ABD’nin AB aday üyeliğinde ısrar etmesi son derece anlamlıdır.

6. Batı destekli bölücülük, gelinen aşamada ABD’nin Türkiye’ye karşı kullandığı en önemli silahlardan biri haline gelmiştir. AKP’nin “açılım” politikası, ayrılıkçılığın zeminini güçlendirmiş, kitlesel kalkışma denemelerini yapar hale getirmiş ve bu durum Demokles’in kılıcı gibi Türkiye’nin üzerinde sallanır olmuştur.

7. Ve nihayet Parlamentodaki AKP karşıtı muhalefetin, Atlantik sistemi içine sıkışıp kalması, Amerika’nın ve AKP’nin elini olağanüstü güçlendirmektedir.

Bütün bu etkenler birlikte düşünüldüğünde Türkiye, “kolay hedef” haline gelmektedir.

En azından içine düşmüş olduğu çıkmazda Amerika, bu şekilde düşünmektedir.

EZİLENLERİ SAVUNMAK

Bütün bunların sonucunda Amerika, önünde engel olan engelleri temizlemek amacıyla 2001 yılından itibaren hazırlığını yatığı Ergenekon tertibinin düğmesine 2007 yılında bastı.

İşçi Partisi, Türk Ordusu ve yurtsever aydınlar hedef alındı. Tarihimizin en büyük kanunsuzluğu sahnelendi. Benzeri görülmemiş bir psikolojik savaş yürütülüyor.

Hedef sadece Türkiye değil, bütün Batı Asya ve Orta Asya’dır. Hatta tüm ezilen dünyadır.

Onun için Ergenekon tertibi ile hedef alınan güçleri savunmak, onlarla dayanışma halinde olmak, dünya çapında tüm ezilenlerin emperyalizme karşı yürüttüğü mücadeleden yana tavır almaktır.

Yani Ergenekon tertibine karşı mücadele bugün, Türkiye’yi savunmanın ötesinde; Irak ve Afganistan’ın mazlumlarının yanı sıra tüm Asya’yı savunmak anlamına geliyor.

Mehmet Bedri GÜLTEKİN - 22.04.2010 - Anafor

http://www.anafor.org/

Son Yazılar