barikatlar yikilmak icin yapilir 8nisansilivri225

Barikatlarınız vız geldi!

23 Nisan 1933 tarihinde Mustafa Kemal Atatürk Cumhurbaşkanlığına bir ilkokul öğrencisini oturttu.Böylece 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramları’nda kamu yöneticileri koltuklarını simgesel olarak öğrencilere bırakmaya başladılar.

23 Nisan Bayramları’nda artık böyle törenler yapılmayacakmış.Uzunca bir zamandan bu yana Kutlu Doğum Haftası adı altında düzenlenen törenlerle 23 Nisanlar unutturulmaya çalışılıyordu.

Atatürk’ü hazmedemiyorlar!

Ulusal egemenlik sayısal çoğunluğa dayanarak bir karşı devrimi gerçekleştirmeye çalışmak değildir. Bağımsız mahkemeler, üniversiteler de ulusun temsilcisidirler. Onlar da ulusal egemenliği temsil ederler. Ne acı ki günümüzde artık ulusal egemenliği temsil eden mahkemeler, üniversiteler kalmamıştır. AKP çıkardığı yasalarla yargının bağımsızlığına, üniversitelerin özerkliğine son vermiştir.

AKP’nin Atatürk ile Cumhuriyeti kuran kuşaklarla, Türk Devrimi ile sorunları var. Bu kavramlar yok edilmek, karalanmak isteniliyor. Ulusal Bayram törenleri güldürücü gerekçelerle ortadan kaldırılıyor. Atatürk Anıtlarına özel günlerde çelenkler, çiçekler konulamıyor. Geçtiğimiz Cumhuriyet Bayramında Antalya’da Atatürk Anıtına çelenk koymak isteyen bir vatandaş polis engeli ile karşılaştı. Hakkında 31 yıl hapis cezası istemi ile dava açıldı. Uşak ilimizde Atatürk Spor Salonu adından “Atatürk” çıkarılmış, yalnızca Spor Salonu kalmıştır. Bu tür olaylar güzel Yurdumuzun dört bir yanında yineleniyor.

AKP’nin derdi Türkle!

Türk , Türk Ulusu, Türkiye Cumhuriyeti sözcükleri AKP yönetimini rahatsız ediyor. Başbakan, bir süre önce “Her türlü milliyetçiliği ayaklar altına alacağız” demişti. Bakanlıkların logolarından TC sözcükleri kaldırılmaya başlandı. Yeni bir Anayasa yapacağız aldatmacası ile ülkemiz bölünmeye götürülüyor. Kürtçülere ve terör örgütüne görülmemiş ödünler verilmiştir.

Başbakan sürekli barıştan, kardeşlikten söz ediyor. Arada , başkanlık sistemi diyor, eyalet sistemi diyor, federasyon diyor. Bunları alıştıra alıştıra söylüyor. Barış ve kardeşlik ödünler vererek yalnızca Kürtçülerle mi olacaktır. Haksız ve hukuksuz yere 6 yıla yaklaşan bir süredir cezaevlerinde yakınlarından uzakta yatmakta olan vatanseverler acı çekerken, barıştan, kardeşlikten nasıl söz edilebilir.

Hain takımının barış elçiliğine şaşarım!

Barış süreci aldatmacası ile vatanseverlerin tutsak edilmiş olmaları nasıl görmezden gelinebilir. Başbakan, Ulusumuzu aldatmak için Kürtçülerden, şeriatçılardan, dönek solculardan, eskimiş film oyuncularından bir kurul oluşturmuştur. Bu kurulun ulusumuzu temsil ettiğini söylemektedir. Bu kurulun Ulusumuzu temsil etmesine olanak yoktur. Bu kurulun görevi barış adı altında ülkemizin bölünmesine ulusu inandırmaktır.

Halk uyandı yüzbinler Silivri’ye aktı!

8 Nisan 2013 günü Silivri’de Ergenekon davasının duruşması yapıldı. Daha doğrusu yapılamadı. Bu davanın asıl amacı ABD’nin BOP’unu ygulamak, Kürdistanı kurdurmaktır. Ulusumuz bu durumu görüyor. Bu dava sıradan bir dava olmaktan çıkmıştır.

Söz konusu olan vatanın bölünmez bütünlüğüdür. Söz konusu olan lâik ve demokratik Türkiye Cumhuriyetidir. Bu yüzden yüz binlerce Atatürkçü Silivri’ye aktı. Karşı-devrimin barikatları Atatürkçülere vız geldi. Mustafa Kemal’in askerleri barikatları yıktılar. Mahkeme kapılarına dayandılar.

Artık sağ, sol ayırımı yoktur. Herkes Atatürk’te birleşmiştir. Görüldü ki, gerici ve bölücü bir yönetime karşı direnme hakkını kullanan Ulusumuz tüm hukuksuzluklara son verecek, AKP’ye ve bu karanlık gidişe dur diyecektir.

Erol ERTUĞRUL - 13 Nisan 2013 - Aydınlık

Son Yazılar