besdeniz_gelecegimizdir_besar_esad225

Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad Aydınlık’a konuştu! (3)

Bölgenin geleceği Beş Deniz Projesi!

Dünya basınının büyük ilgi gösterdiği özel söyleşimizin üçüncü ve son bölümünde Esad Ortadoğu üzerinde oynanan kanlı oyunlardan çıkış yolunu anlattı.
ABD’nin tek kutuplu dünyasının bittiğini söyleyen Esad Ortadoğu’da Batı’ya tabi olmayı reddeden ülkeler arasında birliğin elzem olduğunu vurguladı.

Esad “Demiryolları, karayolları, petrol, gaz ve enerji kaynaklarının oluşturacağı şebekeyle dünyanın en stratejik bölgesinde olan Beş Deniz’i birbirine bağlayabiliriz” dedi.

İşte söyleşimizin son kısmı :

‘ABD’nin tek kutuplu dünyası bitiyor’

Aydınlık >>> Batı dünyasında ve Arap ülkelerinde şahsınıza ve yönetiminize karşı kararlar alınırken, BRICS ülkeleriyse başka bir tavır alıyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Beşar ESAD >>> Zikrettiğiniz husus önemli bir nokta. Suriye’de şahit olduğumuz kavga yerel değildir. Evet, Suriye içinde bu yönde bir hareketlilik var. Fakat genel itibariyle bu kavga uluslararası bir meseledir. Bu kavga aynı zamanda Suriye üzerine uluslararası bir kavgadır. Aynı zamanda bu husus bölgesel harita ile de bağlıdır. Bu bölgenin yeniden tanzim edilmesi ile ilgilidir. Bu, aynı zamanda büyük devletler arasındaki mücadeleyle de ilgilidir.

BRICS’in kurulması bu aşamadan sonra ABD’nin tek kutup olarak artık var olamayacağının işaretidir. Artık, başka devletlerin de uluslararası sahadaki çıkarları ve varlıkları dikkate alınmak zorundadır.

BRICS, Suriye’ye değil istikrara destek veriyor!

BRICS topluluğu Başkan Beşar Esad’a destek vermemektedir. BRICS topluluğu Suriye devletine de destek vermemektedir. Bu topluluk, bölgede istikrara destek vermektedir. Herkes şunu biliyor ki, Suriye’deki kriz, Suriye’nin parçalanmasına neden olursa veya terör kuvvetlerinin ülkeye musallat olmasını getirirse veya her iki durum halinde, hiç şüphesiz Suriye’deki bu yeni durum Suriye’ye komşu ülkelere de sirayet edecektir. Buradan da domino etkisiyle belki de Ortadoğu’dan uzak diyarlara da ulaşacaktır. Bu da hiç şüphesiz onlarca yıl veya yüzlerce yıl sürecek yeni bir durumu ortaya çıkaracaktır. Bundan dolayı BRICS topluluğu Batı kuvvetlerine karsı Suriye’de siyasi çözümden yana tavır aldı.

Ama Suriye’ye karşı tavır alan Arap ve bölge devletleri ile ilgili olarak şunu söyleyeyim: Bu devletlerin bazıları bilindiği üzere bağımsız siyasi karara sahip değillerdir. Bu devletler yabancı devletlerin talimatlarına tabidir. Belki içlerinde siyasi çözümden yana olanlar olabilir. Fakat bu devletlere batı tarafından emir verildiği zaman, o emri yerine getirmek zorundalar.

Aydınlık >>> Daha önce basına yansıyan açıklamalarınızda Beş Deniz Birliği projesinden söz etmiştiniz. Bölgesel olarak ülkelerin birliği. Bunun koşulları var mı, nasıl hayata geçirilecek bu proje?

Beşar ESAD >>> Tamamen bunu kastetmiştim. Bunun için birleşmeliyiz. Birleşmek geçmiş tarihlerdeki çok farklı kesimlerin yer aldığı imparatorluklarda olduğu gibi bir tek devlet olmak anlamına gelmemelidir. En azından ortak çıkarlar paydasında buluşalım. Demiryolları, karayolları, petrol, gaz ve enerji kaynaklarının oluşturacağı şebekeyle dünyanın en stratejik bölgesinde olan Beş Deniz’i birbirine bağlayabiliriz.

Bu proje aynı zamanda çok farklı kesimlerin yatırımları için de bir cazibe merkezi olur. Bu da beraberinde refah getirir. Ve her türlü uluslararası müdahaleye karşı, bu bölgenin devletlerinin ve halklarının güçlü kuvvetli olmasını da sağlar. Bu projenin hayata geçmesi için bir iradeye ve bağımsız karara ihtiyaç vardır. Batı devletlerinin büyük bir kesiminin Ortadoğu’da böyle bir projenin hayata geçmesinde çıkarı yoktur. Tabii bu güvenlik alanında da istikrarın tesis edilmesini gerektirir. Bu projenin uygulanması için koşulların uygun olmadığı kanaatindeyim. Suriye’de, Irak’ta, Lübnan’da Batı müdahalesi kaynaklı karışıklıklar var. Öte yandan Türkiye’de de bağımsız ve vizyon sahibi olmadığına inandığım bir hükümet var. Türkiye, jeostratejik konumundan dolayı bu projede esastır. Bu olumsuzluklar projeyi bertaraf etmemiz gerektiği anlamına gelmez. Zihinlerimizde devamlı yer almalıdır. Çünkü bu proje bölgenin geleceğidir. Sorunların çözümü için elzemdir. Eğer sınırlarımızın içine kapanırsak, Türkiye ya da İran gibi büyük devletler dahil, uluslararası ölçekte küçük devletleriz, sınırlar ötesi bu stratejik projeleri hayata geçirmeden kendimizi güçlü hissedemeyiz.

Aydınlık >>> Bölgede Şii-Sünni cepheleşmesi olduğuna dair iddialar sözkonusu. Siz buna katılıyor musunuz? Sizin görüş açınızdan bölgede nasıl bir saflaşma sözkonusu?

Beşar ESAD >>> ABD’nin en önemli müttefikini, 1979’da bertaraf eden İran devriminden sonra bunu ortaya çıkardılar. Bu devrimi sanki sadece Şiilerin çıkarlarına hizmet eden bir olay olarak sundular. Bundan dolayı diğer mezheplerin bu devrime karsı olması gerekiyormuş gibi bir hava yarattılar.

Bu nedenle Irak’ın İran’a karşı yürüttüğü savaş bazı Körfez ülkelerinin desteğiyle kışkırtıldı. Bu olaydan kısa bir süre sonra da Müslüman Kardeşler örgütü Suriye’de mezhepsel fitne yaratılması için kullanıldı. İlkinde de, ikincisinde de başarısız oldular. Şu an 30 sene sonra da onların ellerinde mezhepsel fitne dışında sığınacak herhangi bir alternatif kalmamıştır. O nedenle bu tür mezhepsel söylemleri tekrar ortaya attılar.

‘Çatışma mezhepsel değil’

Özellikle de Suriye krizinde bu tür mezhepsel söylemleri ağırlıklı olarak dillendirdiler. Bunda da başarısız oldular. Eğer bunda başarılı olsalardı bu bölge paramparça olurdu. Görünen odur ki bu fitneci söylemlere rağmen halkın duyarlılığı galip gelmiştir. Ve bu duyarlılık bölge halkları arasında giderek artmaktadır. Evet, şu veya bu toplumda bu tür mezhepsel söylemleri dillendiren cahiller mevcuttur. Ama bu genel bir durum değildir. Benim kanaatime göre bu çatışma mezhepsel değildir. Bu çatışma geriye gitmek isteyen devletler ile ileri gitmek isteyen uluslar ve devletler arasındadır. Bu çatışma, Batı’ya tabi olmak istemeyen devletler ile özel şahsi menfaatleri için Batı’yla işbirliği yapan kuvvetler arasındadır. Bu çatışmayı yaşayan kuvvetler aynı zamanda uluslararası kavgada da taraftartırlar. Biz ve siz bu çıkarlar savaşında bu kavganın parçasıyız. İşte bu hakiki savaşa, bölgenin paramparça edilmesi için farklı isimler ve anlamlar yüklenmektedir. Böylece bu devletlerin geleceğimizle ve kaderimizle daha rahat oynamalarının ortamı hazırlanmaktadır. Ortaçağ’a döndürmeye çalışıyorlar.

Laiklik ve birlik!

besar_esada_ataturk_tablosu_sunusu

Aydınlık >>> Bölgede buna karşılık mezhepsel temelde bir siyasetin öne çıktığını görüyoruz. “Bu, bölgeyi parçalamak için kullanılıyor” diyorsunuz. Buna karşılık, 1920’lere bakacak olursak, Atatürk’ün, Cumhuriyet Devrimi’nin ve laikliğin yarattığı bir iklim var. Bugün açısından baktığınızda Atatürk’ün, Cumhuriyet Devrimi’nin ve laikliğin Arap dünyası açısından anlamı nedir?

Beşar ESAD >>> Bölünmeyi hedefleyen bu sistemler onlarca değil, yüzlerce yıl sürebilecek savaşlar için hazırlık yapmaktadırlar. Bu sistemler herşeyi tahrip etmeye, ilerlemeyi önlemeye ve bizleri ortaçağda yaşayan devletler topluluğuna dönüştürmeyi arzulamaktadır. Bu konu çok tehlikelidir. Ben laiklikten söz ederken, dinlerin hürriyetinden ve özgürce yaşamasından söz etmekteyim. Biz muhafazakar bir toplumuz. İnsanlarımızın büyük bir bölümü dindardır. Dini vecibelerini özgürce yaşamaktadırlar. Bunun için hiçbir şekilde uluslarla dinler arasında hiçbir çelişki olmamalıdır. Laiklik konusu ile ilgili olarak prensibimiz budur. Bu bölgenin geleceği için, insanların birliği için çalışmalıyız... Bunun için Suriye ile Türk hükümeti arasında ne yaşanırsa yaşansın, bu iki halka tesir etmemelidir. Halklarımız arasındaki bu ilişki bizlerin zengin ve duyarlı kuvvetler olarak kalmamızı sağlayacaktır.

Aydınlık >>> Türkiye siyasetini izleyebiliyor musunuz?

Beşar ESAD >>> Doğal olarak komşumuz ve ayrıca stratejik önemi yüksek olan Türkiye’de olan biteni yakinen takip ediyorum. Oradaki her gelişme Suriye’ye yansıyacaktır. Aynı zamanda ülkelerimiz arasında benzerlikler çoktur. İnsanların tabiatı, toplumun dokusu Suriye’ye çok benzemektedir. Bu nedenle Türkiye’de olan Suriye’ye yansıyacaktır. O nedenle Türkiye’nin istikrarı bize de istikrar olarak yansır. Türkiye’de yaşanacak karışıklıklar Suriye’ye de nüksedecektir. Bunun aksi de geçerlidir.

‘Suriye’de yangın Türkiye’yi yakar’


Asıl sorun, ülkenizdeki hükümetin başındaki başbakana ve diğer yetkililere Suriye’deki yangının Türkiye’yi de yakacağının nasıl anlatılacağıdır. Maalesef hükümetinizin başındaki insan bu hakikati görmemektedir.

Aydınlık >>> Ocak ayında yaptığınız konuşmada muhalefetle diyalog konusunda. Bu konudaki kırmızı çizgileriniz nedir?

Beşar ESAD >>> Herhangi bir diyalog sadece Suriyelileri kapsamalıdır. Yabancı müdahaleye hiçbir şekilde izin verilemez. Bunun dışında kırmızı çizgimiz yoktur. Suriye vatandaşları herşeyi tartışabilir. Bu vatan bütün Suriyelilerindir ve istedikleri herşeyi masaya getirebilirler.

Aydınlık >>> Çok eski tarihlerden bu yana Suriye’de birçok din ve mezhebin bir arada yaşadığını biliyoruz. Suriye’de yönetiminizin Alevi azınlığın bir diktatörlüğü olduğu suçlaması var. Son olarak camide ders verirken bombalı saldırıda hayatını kaybeden din adamı Buti’nin ölümünden de siz sorumlu tutuldunuz. Suriye’de mezhepler savaşı mı yaşanıyor?

Beşar ESAD >>> Bu bölge farklılıkların bir arada yaşadığı bir coğrafya. Ve Suriye uzun süre istikrarın olduğu bir ülke olmuştur. Nasıl olur da toplumu yansıtmayan, toplumun aynası olmayan bir azınlık devleti olarak var olabilirsin? Nasıl olur da istikrarlı bir şekilde var olabilirsin?

‘Toplumunu yansıtmayan hükümet ya düşer ya da vatan elden gider’

Toplumun gerçeğini yansıtmayan bir hükümet nasıl varolabilir? Herhangi bir ülkede herhangi bir hükümet toplumun bütün ve geniş kesimlerini temsil etmeden kalıcı olamaz. Ve düşer. Eğer hükümet düşmezse vatan elden gider. Bu iddialar gerçeği yansıtmıyor.Ülkemizde insanlar yüzlerce yıldır barış içinde birarada yaşamaktadırlar. Ve hükümet bu farklılıkları temsil eder ve yansıtır.

Doktor Buti ile ilgili ortaya atılan, hükümetimizin isin icinde olduğu iddiası gülünçtür. Çünkü bu iddiayı ortaya atanlar olaydan birkaç hafta önce Doktor Buti’yi yönetimin Şeyhi olarak yaftalamışlardı. Bu iddialarla rahmetli Doktor Buti’nin birleştirici rolünü yadsımak istemektedirler. Doktor Buti sadece Suriye halkının değil, onu düzenli olarak izleyen başka ülkelerdeki toplulukların sevgisini, saygısını kazanmış bir alimdi. Doktor Buti her daim sorunların barış ve diyalog içinde çözülmesini isterdi. Ve Doktor Buti hiçbir zaman makam ve menfaat peşinde koşmadı. Çok mütevazı bir hayat sürdürmekteydi. Müftülük makamı veya mal-mülk talebinde hiç bulunmadı.

‘Fitneye karşı duranlar hedef alındı’

Doktor Buti’nin katledilmesi bölgemize yönelik tasarlanan plan ve projelerin hayata geçmesi içindir. Bu plan ve projeler Suriye içinde mezhepsel çatışmaları körükleyen söylemlerle toplumu bölmeye ve vatandaşlarımız arasında çatışmaya ortam hazırlamaktadır. Suriyeliler arasında fitne çıkarma amaçlıdır. Doktor Buti ve onunla birlikte birçok din adamı söylem ve eylemleriyle, bu plan ve projelere her daim karşı olmuşlardır. Onları bunun için katlettiler. Doktor Buti’ye yapılan bu çirkin saldırı O’nun Suriye halkının ve İslam aleminin nezdinde işgal ettiği yere yönelik bir saldırıdır.

Doktor Buti’den önce de, sonra da özellikle de iki gün once, Halep’te de bir din adamımıza karşı aynı çirkin saldırıyı gerçekleştirmişlerdir. Her kim, gerçek din gerçek, iman üzerine konuştuysa onu hedef tahtasına oturtmuşlardır. Hiç şüphesiz Doktar Buti’nin bu savaşa karsı duruşunun etkisi büyüktür. O devletin yanında yer almamaktaydı. O vatanının yanında yer aldı ve bunun bedelini hayatıyla ödedi. Kendisi her zaman bu uğurda şehit olacağını söylerdi.

Aydınlık >>> Son olarak Türk halkına mesajınız nedir?

Beşar ESAD >>> Biz önemli bir süreçten geçiyoruz. Tabii ki Biz, sizler ve bütün bölge... Sadece Suriye’yi kastetmiyorum. Bölgemizde gerçekleşen bu değişimler içinde kendiliğinden gelişen olaylar olmakla birlikte genelde dış güçlerin bir plan ve projesinin ürünü olarak tezahür etmektedir. Esas hedef bu bölgeye musallat olmaktır. Bugün yaşadıklarımız 100 sene önce yaşadıklarımızda ortaklıklar taşımaktadır. Yüz sene once Sykes Picot’nun böl ve yönet projeleri bize empoze edilmişti. Tabii ki bildiğiniz gibi bölgemizdeki harita böyle çizildi. Sizler de, bizler de, başkaları da bu yeni haritanın kurbanı oldu. Bu sefer hiçbir şekilde bölgemizin yeniden tanzim edilmesini kabul edemeyiz. Bunu ancak bölgede yaşayan halkların çıkarlarına nasıl uygunsa öyle yaparız. Bunun kararını biz veririz. Maalesef bu görüş bölgedeki birçok hükümette mevcut değil. Bu ülkeler yabancı hükümetlerin emirleriyle hareket ediyorlar. Bu şekilde emirle hareket etmiyorlarsa bile yabancı ülkeleri memnun edecek şekilde davranmaktadırlar. İki senedir yaşadığımız hadisede bunların en büyük arzusu, Türkiye ve Suriye haklarının arasındaki ilişkiyi baltalamaktı.

Arap-Türk kardeşliği!

Şunu söylemek istiyorum.12 sene önce Sayın Cumhurbaşkanı Sezer’le başlattığımız Arap-Türk kardeşliği ilişkisinin sürdürülmesi gerekmektedir. Araplar ve Türkler arasındaki kardeşliğin Suriye - Türkiye ilişkileri iyi olmadan olması mümkün değildir. Çünkü biz Suriye ve Irak, Türkiye’ye en yakın Arap ülkeleriyiz. Sizler ve bizler arasındaki iktisadi ilişkileri geliştirmeliyiz. Her türlü ilerleme, gelişme veya tersi bir durum her iki ülkeye olumlu ya da olumsuz yansıyacaktır. Hükümetler geçicidir. İlelebet sürmezler. O nedenle bu ilişkilere zarar verecek ahmak yöneticilerin tasarruflarına izin vermemek en önemli görevimizdir. Bu ilişkiyi yabancı güçler değil biz sağlamalıyız. Bu benim Türk halkına mesajımdır. Ulusal Kanal ve Aydınlık çalışanlarına lütfen selamlarımı iletiniz.

Söyleşi : Fikret AKFIRAT- Adnan TÜRKKAN - 08 Nisan 2013 - Aydınlık

besdeniz_gelecegimizdir_besar_esad

Son Yazılar