efendiler_hangi_ilerleme_dis_guclerin_nasihatlariyla_olur225

İkiz Yasalar bölünmenin dış desteğidir!

PKK Terörü, Türkiyenin Petrolüne El Koymak İçin Yaratıldı!

2002 yılında sıfır terörle iktidarı devralan AKP, ülkeyi bugünkü bölünme noktasına ABD ve AB tezgâhı ile getirmiştir. Eğer ABD ve arkasındaki Haçlı güruh olmasaydı, ne iktidara ne de ülkeye bu kadar zarar verecek konuma gelebilirdi. Amacın Cumhuriyet ve Atatürk’ten intikam almak olduğunu bilmeyen kalmamıştır.

Bunu başarma yoluna girmiş gibi görünüyorlar. Hem irtica ve hem de bölücüler iktidarda… İkiz yasaların kabulüyle bunun alt yapısını ve dış desteğini resmileştirdiler. Diyarbakır Belediye Başkanı’nın bölge zenginliklerine el koyma talebi bunun işaretleriydi. “İkiz Yasalar” ve arkasındaki emperyalistlerden güç alarak her ortamda sergilediği şımarıklık ortada. Ortadoğu; Iran, Irak, Libya, Yemen, Afganistan ve Türkiye’nin petrol ve maden rezervi emperyalizmi çileden çıkarmaya yetiyor.

Atatürk petrol rezervimizi biliyordu!

Atatürk’ün çelik iradeli politikaları, tarih boyunca emperyalizmin ağına düşmüş şeriatçı ve bölücü maşalara fırsat vermemiş, her defasında kafaları ezilmişti. Bugün gelinen nokta, BOP eş başkanlığı göreviyle donatıldığını Türk kamuoyuna 35 kez tekrarlayanların ülkeye verdiği zararın bedeli. Ortadoğu’da süren emperyalist savaşın, bölgedeki petrol rezervinin, dünya rezervlerinin %60’ından kaynaklandığı meydanda.

Petrol havzalarına egemen olmak, üretim ve dağıtımı kontrol altında tutmak amacıyla her türlü vahşettin tezgâhlandığı bir dönem yaşanıyor. Ülkemiz petrolle çevrili bir adaya benzetildiği halde, buna sahip olamaması emperyalist bir tezgâhtan başka bir şey değildir. ABD tarafından 1922 yılında hazırlanmış bir raporda: “ Türkler, Musul ve Kerkük’ü Misak-ı Milli sınırları içersinde gösteriyorlar ve Erzurum, Van illerinin yanı sıra bu bölgedeki petrole büyük önem veriyorlar” diye açıkça yazdığı ve Atatürk’e Hassan Halet Işıkpınar tarafından verilen raporda, Van, Erzurum, Pellek, Hasankale, Sinop, Naftik, Zaho, Kastamonu, Gelibolu, Keşan, İznik, Trabzon, Konya ve Antalya’da petrol bulunduğu belirtildiği halde, bu tuzakları aşamamak ihanettir.

Shell şirketinin Türkiye’de 20 yıl Genel Müdürlüğünü yapmış olan Anthony Hages, “Petrolle uğraşanlar bilirler ki, Türkiye petrol okyanusunun üzerinde oturuyor’’diye, ısrarla iddia da bulunmuştur. TPOA’nın petrol yok diyerek terk ettiği kuyularda, bugün çalışan firmaların çıkarttıkları petrolle vergi rekoru kırdıkları ortadadır. Adıyaman, Adana’da Seyhan-Ceyhan, Tuz Gölü ve Eğridir’de petrol yatakları olduğu defalarca ifade edilmiştir. Atatürk tarafından, Misa-ı Milli sınırları Musul ve Kerkük’ü içine alınması boşuna değildi. Bu nedenle MTA ve TPAO’yu yani milli maden ve petrol arama kurumlarını kurmuştu.

Dünya güç dengesi!

Başka bir görüşe göre: ‘’Türkiye genç bir ülke, tetiş denilen okyanusun altından yükselmiş bir yarımada. Bir yandan Avrasya, diğer yandan Afrika ve Arap Yarımadası bindirmiş. Petrol ikinci zamanın sonu üçüncü zamanın başında en yoğun olarak teşekkül ediyor. Türkiye’de bu zamanlarda oluşuyor. Türkiye’nin okyanus tabanlarından yükselişi denizlere ve çökeltilere sahip olmasını getiriyor. Petrol oluşmasında çökeltilerin önemi büyük ve petrol organik kökenli bir ürün… Bu kıtaların itişmesi kırık yapısını karmaşıklaştırmış.

Katmanların kimi derine dalarken, kimisi de yukarı çıkmış. Bu yüzden jeolojik yapı karmaşık… Güneydoğu Anadolu Bölgesi, Arap kıtasının devamı durumunda… Jeolojik özelliği Anadolu’nun diğer bölgelerinden farklı… TPAO’ya bir an önce işlerlik kazandırılmalı. Personelini araziye çıkarmalı, kıyıma uğramış ve yurt dışında çalışan son derece kıymetli, jeolog ve jeofizikçilerin tekrar yurda gelmesini sağlamalı.

Rize’ de olduğu gibi birçok yer de zengin petrol yataklarımız var. Petrolü elinde bulun duran onu kestiği zaman, ülkeleri ölüme mahkûm etmiş olur. Para ve üretim gücü elindedir. Bu güç bugün için, Federal Rezerv, Ameriken City ve Chase Manhat tan adlı iki bankaya aittir. Yani, Rockefeller ve Rotschild adlı ailelerindir.  Rotary, Lions, Masonluk, Kuru kafa ve Kemikler; Montpelerin gibi yarı açık veya gizli cemiyetler, Nato’yu savaş aracı olarak egemenlikleri altında tutmaktadırlar… ’’denmektedir. İşte bu nedenle BOP gündemden düşmeden sürdürülmeye çalışılıyor.

Retong Şirketi’nin raporu!

Yıllardır ‘Türkiye’de petrol var, ama ortaya çıkartılmıyor’ diye yazılır, çizilir durur. Bu konu da ABD’li Retong Şirketi’nin hazırladığı raporda: ‘’En zengin yataklar Türkiye Kürdistan’ında” diye yazmakta ve Güneydoğu Anadolu’yu ve Bitlis, Tunceli, Van, Adı yaman’ı ‘Türkiye Kürdistan’ı olarak tanımlamakta. ABD’li petrol şirketi Retong’un 4 ciltlik raporunda, Türkiye, Irak ve Suriye sınırında çok zengin petrol ve gaz rezervinin olduğu vurgulanıyor, 517 petrol kuyusunun bütün kayıtları ve  1/500.000’lik haritalar mevcut.

Faaliyette olan petrol sahalarının ayrıntılı bilgileri raporda yer alıyor: ‘’Time Dergini’nde çizilen Kürdistan haritasının Güneydoğu’nun uzaydan çekilen petrol haritasıyla üst üste çakışmasının bir tesadüf olmadığı açık. Kürdistan haritasının sınırları Gaziantep’ten başlayıp, Halepçe’ye kadar ulaşıyor. Böylece petrol yatakları, Diyarbakır, Adıyaman, Batman ve Nusaybin ile tüm Güneydoğu’yu içine alan bölgeyi kapsıyor.

Uzaydan çekilen petrol yatakları üzerine, ‘demokrasi getiriyorum!’ palavraları savurarak ABD emperyalizminin oturması ‘insani yardım ve güvenlik kampları’  adıyla cinayet yuvaları kurmak tam da ondan beklenen bir vahşet. Ancak direnen Beşar Esad’la birlikte bütünleşmiş Suriye halkı, tüm psikolojik tuzakları aşarak Ortadoğu’ya kurtuluş getirecektir. Türk halkının da buna katkı koymasına engel olunamayacak; Erbil ve Hatay arasında Akdeniz’e indirilmek istenen petrol güzergâhına asla izin verilmeyecektir.

Orhan ÖZKAYA - 23 Mart 2013

efendiler

Son Yazılar

Partly cloudy

12°C

Istanbul