henry_barkey_ve_kurtler225

SoL ve BirGün’e dostça uyarı: PKK statükosuna, İmralı tutanaklarına isyan edin!

İki yıl önceki Habur karşılamasından bu yana devam eden “açılım süreci” son iki ayda oldukça hareketlendi.

Abdullah Öcalan’ın yazdığı mektupların serüvenini canlı yayında izler olduk.

“Öcalan’ın mektubu şu anda BDP Genel Merkezi’ne ulaştı.”

“Mektup, sınırdan geçiyor. Birkaç saat içinde Kandil’de olacak.”

“BDP’li vekilleri taşıyan feribot az önce hareket etti.”

“Vekiller MİT yetkilileri ile buluştu.”



Türkiye canlı yayında bölünme ve parçalanma sürecini izliyor.

Abdullah Öcalan, BDP’li milletvekilleri ve MİT’in birlikte yaptığı görüşmenin ardından Milliyet Gazetesi tarafından yayınlanan görüşme tutanakları çok konuşuldu.

Benim açımdan tutanaklardan yansıyan en çarpıcı olgu, AKP ile PKK’nın tam bir ittifak içerisinde olmaları. Tutanaklar Türkiye’nin sosyalistleri açısından oldukça büyük dersler içeriyor. SoL ve BirGün gazetelerindeki kafa karışıklıkları hala bu çevrelerde sürecin kavranamadığını gösteriyor.

Birazdan açacağız…

PKK VE TÜRKİYE SOLU!

Türkiye solu – İşçi Partisi hariç – yıllardır PKK kuyruğunda siyaset yürütüyor. “Kürt Halkının özgürlük mücadelesi” halel görmesin diye örtük ya da açık olarak PKK siyasetlerine koşulsuz destek verdiler. EMEP, eski Kurtuluşçular, MLKP-ESP gibi yapılar bir bütün olarak PKK’nın kuyruğuna takılırken, TKP ve ÖDP “utangaç” bir tutumla PKK siyasetlerini onayladılar. Bazen kaygıdan bazense korkudan PKK siyasetlerini eleştirmekten ısrarla kaçındılar. Sendikalarda, meslek örgütlerinde PKK’yı doğal müttefikleri olarak kabul ettiler. Gelinen noktada İşçi Partisi dışındaki Türkiye solu bütünüyle PKK siyasetlerinin taşeronu, taşıyıcısı ve uygulayıcısı kimliğine büründü.

PKK, Türkiye sosyalistlerinin “ağabeyi” mertebesine yükseldi. Bu ağabeylik bir süredir de külhanbeyliğine dönüştü. Bu örgütler “Kürt siyasetini” incitecek ufacık bir yorumda ya da tavırda bulundukları anda kafalarına sopayı yediler ve uslu uslu köşelerinde “sosyalistçilik” oynamaya devam ettiler. Külhanbeyine kafa tutanlar daha sonra paşa paşa özeleştiri vermek zorunda kaldılar.

PKK’nın kuyruğuna takılanlar, Türkiye emekçilerinden ve halkından da gittikçe koptular. Bağımsızlık, vatan, anti-emperyalizm gibi sözlerin yerini, etnik haklar, özgürlükler, insan hakları gibi Avrupa solunun içi boş safsataları aldı.

İmralı tutanakları, solda yer alan tüm kuvvetler açısından büyük bir fırsat sağlıyor. Bu tutanakları ele alarak PKK’nın boyunduruğuna karşı isyan ederlerse sınavdan geçmiş olurlar. Şu ana kadar sürdürdükleri gibi üç maymunu oynama devam ederlerse PKK’nın kuyruğundan AKP’nin kucağına erişmiş olurlar.

Aşağıdaki sorulara verecekleri cevaplar onların solculukları ya da sosyalistlikleri açısından belirleyici önemdedir.

1) BAŞKANLIK SİSTEMİNDEN YANA MISINIZ?

Abdullah Öcalan kendisini ziyaret eden BDP’li üç milletvekiline şunları söylüyor:

“Başkanlık sistemi düşünülebilir. Biz Tayyip Bey’in başkanlığını destekleriz. Biz AKP ile bu temelde bir başkanlık ittifakına girebiliriz. Yalnız Başkanlık ABD’deki gibi olmalı, devlet meclisi gibi bir senato.”

Şu ana kadar ne haberlerinizde ne de köşe yazarlarınızda açık bir itiraz göremedik. Şu cümleyi kurmak zor mu:

“Biz AKP ile PKK’nın elbirliğiyle kuracağı bir başkanlık rejimini kabul etmiyoruz!”

Bu cümleyi kurmaktan alıkoyan şey nedir sizi? Tayyip Erdoğan, başkanlık sistemini önerdiğinde kıyamet koparan sizler, işin içine Öcalan da girince neden itiraz edemiyorsunuz? Kemal Okuyan’ı takip ediyoruz. “Hele bir barış olsun” havasında yazılar yazıyor. Biz başkanlık sisteminin bir Tayyip Erdoğan diktatörlüğü inşa etmek olduğunu iddia ediyorduk. Eksikmiş. Erdoğan-Öcalan diktataörlüğüymüş! Sizler susarak ve itiraz etmeyerek başkanlık sistemini onaylıyorsunuz. Bu gerçekten kaçamazsınız ve bu tartışmayı mutlaka içinizde yapacaksınız.

2) MİT’Çİ MİSİNİZ?

Abdullah Öcalan:

“MİT askerlerden güçlü çıktı, savcı çağırdı gitmediler. Bana göre bir direniştir. Erdoğan bunların burnundan fitil fitil çıkarır. İnşallah diyelim. ”

Abdullah Öcalan’ın Ergenekon, Balyoz, 28 Şubat, Poyrazköy, Askeri Casusluk vb. isimlerle sürdürülen AKP operasyonunu desteklediği anlaşılıyor. Zaten başını MİT müteşarı Hakan Fidan’ın omzuna dayamış duygudaşlık ediyor. Sizler, askerlerle bağlantılı olarak Nedim Şener, Soner Yalçın, İlhan Selçuk, İlhan Cihaner gibi isimlerin de yargılandığı bu davaları destekliyor musunuz?

Şu cümleyi kuracak mısınız:

“Bizim Türkiye Kontrgerillasının merkezi olan MİT’le işimiz olamaz. PKK, MİT eliyle kontrgerillaya bağlanmıştır, ABD’nin emrine girmiştir.”

3) AB’Cİ MİSİNİZ?

Abdullah Öcalan:

“Peki biz ileride ne yapacağız. Kürtler kendilerini özgürce ifade edecek ve yönetecektir. Şu anda yasa dayatırsak büyük alerji yaratır. İleride olabilir. Mesela AB yerel yönetim özerklik şartı ki buna şerhi kaldırırlarsa bu mesele önemli ölçüde çözülür. ”

Evet. Abdullah Öcalan AB yasalarının Türkiye’de uygulanmasını istiyor. Siz itiraz etmeyecek misiniz?

Şu cümleyi kuracak mısınız:

“Avrupa Birliği emperyalist bir projedir. PKK, AKP ile birlikte AB yasalarının ülkemizde uygulanmasını isteyerek Batı emperyalizmine teslim olduğunu göstermiştir.”

4) AKP’Cİ MİSİNİZ?

Abdullah Öcalan:

“AKP’yi 10 yıldır ayakta tutan benim. Derhal bu söylemi terk etmesi lazım. Biz AKP’yi çıkartan gücüz. ”

Daha açık nasıl ifade edilebilir. Doğaya, sanata, kültüre, kadına, üniversiteye, bağımsızlığa ve cumhuriyete yıllardır saldıran AKP’yi Öcalan ayakta tutuyormuş! Peki siz? Siz de 10 yıldır PKK’yı mı ayakta tuttunuz? “Sol”culuk adına bu PKK’ya mı omuz verdiniz! O kadar “sola” savruldunuz ki en sağ noktaya vardınız. AKP!

Şu cümleyi kuracak mısınız:

“Biz ABD emperyalizminin ülkemizdeki işbirlikçisi olan AKP iktidarına da onu destekleyen ve büyüten PKK’ya da karşıyız!”

5) AKP-PKK REJİMİNİ İSTİYOR MUSUNUZ?

Abdullah Öcalan:

“Eski yaşam alışkanlıkları top yekun bırakmak gerekir. Neden, çünkü bu bir rejim değişikliği olacak. Tanzimat, Meşrutiyet, Cumhuriyet, 1950 çok partili hayata geçişten çok daha önemli, bu hepsinden daha derinlikli olacak. ”

AKP’nin bir rejim değişikliği istediği malumdu. Sizler de buna itiraz ediyordunuz. Bu rejim daha Amerikancı, daha emek düşmanı, daha gerici olacak. Yeni anayasa yazım süreci tam da bu rejim değişikliği için yürütülüyor. Anlaşılıyor ki bu girişim Öcalan’ı da bir hayli etkilemiş. Yani daha gerici, daha Amerikancı, daha emek düşmanı anayasa! Sağınıza solunuza bakmayın yaramaz çocuklar gibi. PKK, AKP ile birlikte anayasa yapıyor! Bir şeyler demeyecek misiniz?

Şu cümleyi kuracak mısınız:

“Biz AKP’nin kuracağı bir rejimin ülkemiz ve halkımız için bir geri dönüş ve felaket olacağını düşünüyoruz. PKK’da bu sürece destek vererek konumunu belirlemiş oldu.”

6) ABD’Cİ MİSİNİZ?

Öcalan:

“Çekildiğimiz alanda gerillayı daha da büyüteceğiz. Çekilirsek gerilla biter görüşüne katılmıyorum. Suriye var, İran var. Şu an Suriye’de 50 bin, Kandil’de 10 bin, İran’da 40 bin var. ”

Öcalan silahlı güçlerini yok etmeyeceğini, Suriye, İran ve Irak’ta muhafaza edeceğini ifade ediyor. Bu ülkelerin temel özelliği Anti-Amerikancı oluşlarıdır. Yani Öcalan, bu üç ülkede bölücü ve yıkıcı faaliyetler içerisinde olacağını apaçık ifade ediyor. ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nde PKK’nin bir “enstrüman” olduğunu daha açık nasıl anlayabilirsiniz?

Şu cümleyi kuracak mısınız:

“PKK’nın bölgenin kardeş halklarına ve uluslarına karşı konumlanışını kabul etmiyoruz. PKK, halkalrın kardeşliğine karşı emperyalistlerin yanında ve planlarında yer alıyor.”

BU BATAKLIKTAN ÇIKABİLİRSİNİZ!

Şimdilik 6 soru. Baştan sona ego kokan bir metinden size son derece hayati altı soru çıkardık. Takip ediyoruz. Üç temel yaklaşım aranızda dillendiriliyor.

Bize ne?
Barış gelsin de nasıl gelirse gelsin.
Biraz yadırgadık ama ne yapalım.

Örneğin Kemal Okuyan SoL’da şu satırları yazıyor:

“Silahlı mücadeleyi başlatanlar, onu bitirmeye karar verebilirler. Bir kalkışmayı silahla bastırmak isteyenler de, bunun çözüm olmadığına karar verebilirler. Burada ‘hayır savaşmaya devam edin’ demek aptallıktır. Dahası, çatışmalar elbette durmalıdır. ”

BirGün’den Selçuk Candansayar ise daha da mutlu:

“Yine de tutanaklardan fışkıran hakikat (tabi hakkaten hakikatse) halkları sorumluluk almaya çağırdığı için çok olumlu. Türküyle Kürdüyle, Ermenisi Lazıyla, AKP’lisi CHP’lisi MHP’lisi, PKK’lisi sosyalistiyle hakikatin yüklediği sorumluluk, biraz cesaretle barış için en aydınlık yolun açılmasını sağlayabilir. ”

İşin şakası artık kalmadı. Türkiye Erdoğan-Öcalan-MİT-PKK ittifakıyla bölünüyor, parçalanıyor, ABD’nin emrine veriliyor. Sizler, dokunmayan yorumlarla, içi boş laf salatalarıyla, teğet geçen tutumlarla bu süreci atlatamazsınız. Bizler PKK’ya ABD’ci dedikçe sizin “ırkçı, faşist, Kürt düşmanı” suçlamalarınızla karşılaştık. Buyrun, şimdi ne diyeceksiniz?

Acilen tutum belirlemeli ve Türkiye solundaki PKK statükosuna isyan etmelisiniz. Aksi takdirde ABD’nin Türkiye’yi parçalama ve cumhuriyeti tasfiye etme planlarıyla birlikte sizler de tarihin bir köşesine atılacaksınız.

Bu bir dost tavsiyesidir.

Utku REYHAN - 06 Mart 2013
http://www.ulusalkanal.com.tr/

Son Yazılar