eren_erdem225

Küreselleşme açısından doğu-batı çatışması!

Binlerce yıllık kadim doğu kültürünün türettiği etki, İslam dininin bugün hurafelerle çok daha yoğun bir biçimde iç içe geçmesini sağladı.

Lakin bu durumun farklı nedenleri var. Hiç değinilmemiş nedenler. Şimdi onlara gireceğim.

Bugün yaşantımıza etki eden hurafelerin ve batıl inanışların, aynı zamanda sürekli gündemde tutulan toplumsal hastalıkların kökeninde “Doğu genetiği” olduğu iddiası komiktir. Doğu’nun genetiğinde var olan toplumsal kurumlar, “Batı aklı tarafından“ rahatsızlık verici olarak algılanır.

Doğu-Batı çatışması ekseninde okuduğumuzda, “kadim kamusalcı gelenek” ile batının “münferitçi-ferdiyetçi” tavrı çatışmaktadır. Doğu’da kamu; bireyden evladır. Batı bunu alaşağı etmiştir. Birey, toplumdan üstün görülmüştür. Bu nedenledir ki, “doğunun kadim mirası yok edilmedikçe” Batı küreselleşememektedir.

‘Batılılaşan akıl’ ucubeleştirdi!

Küreselleşme açısından doğu-batı çatışması, yaşadığımız süreci özetler. Doğu’nun kültür genetiğini dışa vuran, lakin hızla “batılılaşan” akıl, son derece saçma bir karakter üretti. Çünkü eşyanın tabiatına aykırı olan bu durum, insanımızı “ucubeleştirdi.” Dikkat edin; “modernizmin” en sorunlu biçimde toplumsallaştığı ülkelerin başında biz geliriz. Çünkü kültürel genetik buna uygun değildir.

Doğu’nun kamucu altyapısı, Batı’nın münferitçi karakteri karşısında siper almış duruyor. Batı, Doğu’daki devletleri; askeri, siyasi ve ekonomik bakımdan kuşattığı halde, ısrarla bu altyapıyı değiştirmeye çabalıyor. Çünkü bu altyapı, küreselleşmenin önünde ki tek engel.

Bugün, “kamusalcı gelenekten gelen” lakin hızla “bireycileşen” toplumların, çok saçma işler yaptığını görüyoruz. Bu geçiş süreci, psikolojik uyumlanma sorunu üretiyor. İnsanlarımız, Batı bireyciliğine adapte olmaya çalışırken, mutsuzlaşıyor. Mutluluğu aynı kamusalcı zeminde tadabilmek için, elinden geleni yapıyor.

Kültürel kökler şuuraltında!

Bu yüzden olsa gerek, en çok iletişim aracı bu ülkede satılır. Telefon satışlarının en yoğun olduğu ülke Türkiye’dir. Çünkü insanlar, Batı’nın dayattığı şekilde olsa dahi, tarihsel kültürel köklerin şuuraltında ne kadar etkin bir rol oynadığını gösteriyorlar.

Bu yüzden Batı; STK’larıyla, Doğu insanlarının ne kadar barbar, ne kadar vahşi olduğu yönünde kampanyalar başlatıyor. Tümüyle “emperyalizmden kaynaklanan, cehalet ile ilgili olan aile için şiddet” dünya kamuoyunda; “Doğu’nun tarihsel kültürünün doğal sonucuymuş gibi lanse ediliyor.”

George Soros’un finanse ettiği yüzlerce STK, “kadına şiddet bildirileri yayınlıyor.” Şiddetin nedeni olarak “kapalı toplum” aslında “kamucu geleneğin” yattığı vurgulanıyor.

Bu kültürel hesaplaşma elbette sürüyor ve sürecek.

Doğu ve Batı’nın müzik anlayışı!

Lakin Doğu; kamusalcı kültürel birikimiyle şuuraltında var olmaya devam ediyor. Bugün Batı’da müzik denildiğinde hep “şahıs isimleri akla gelir.” Doğu’da tam tersidir. Bir şahsın, arkasındaki orkestranın emeğini kendisinde toplaması söz konusu değildir. Bu yüzden “müzik korosu ve grup” kültürü Doğu kaynaklıdır.

Aynı şey tüketim açısından da öyledir. Kadim doğu; üretime dayalı bir tüketimin merkezidir. Doğu’da tarih boyunca çekirge sürüsü misali saldıran bir kültürel karakter türememiştir. Türediği an, elimine edilmiştir. Kadim Doğu; Çin’den Afrika’ya kadar, bütün bu geniş hinterlandın, son derece eşitlikçi bir geleneğe sahip olmasını sağlayan ileri argümanlarla doludur.

Batı, Doğu’yu talan etmeyi ibadet sayar!

Batı ise, sürekli olarak yayılmacıdır. Çünkü nüfus yoğundur. Verimsiz topraklardır. Dolayısıyla Batı’da siyaset felsefesi “yayılmacı” zeminde örgütlenmiştir. Sömürgeci Batı; Kadim doğu uygarlığını talan etmeyi ibadet sayar hale gelmiştir.

Doğu Batı çatışması önemli bir konu. Bu konuda; “Baykan Sezer’i okumanızı tavsiye ederim.”

Sultan Galiyev, Mustafa Suphi gibi isimleri anarak, tüm dostları selamlarım...

Eren ERDEM - 17 Şubat 2013 - Aydınlık

Son Yazılar