aydinlik_27ocak2013_amiralsiz_donanma225

Komutan Kalmadı… Peki Kim Bırakmadı?

Donanma Komutanı Oramiral Nusret GÜNER‘in onurlu davranışı TSK ve Türkiye Cumhuriyeti üzerinde oynanan oyunu bir kez daha gündemin ön sırasına taşıdı.

Komutan, astlarının hukukunun koruyucusudur.
Oramiral Güner bu görev ve sorumluluğu yerine getiremediği gibi, astlarının hukukunu çiğneyenlere dolaylı da olsa yardım etmekten vicdan rahatsızlığı duymuş ve bu koşullarda komutanlık yapamayacağına karar vermiştir.
Son derece doğru, haklı ve yerinde bir karar vermiş ve uygulamıştır.
Gerek çeşitli uydurma gerekçelerle tutuklanan gerekse görevde olan astlarının nazarında komutanlık yapamadığının bilincindedir.
Sırf rütbeleri omuzunda taşımak ve makamda oturmakla komutanlık yapılamayacağını bilen ve kişiliğine yakıştıramayan onurlu bir subaydır Ora. Güner.
Gerek devre, gerekse silah arkadaşım olarak onunla gurur duydum.
Ya yaptığın işin hakkını vereceksin ya da çekip gideceksin.
Bu işin ortası yoktur.

Bunu istifa değil de normal emeklilik gibi gösterenler onurdan, gururdan, komutanlıktan habersiz kişilerdir.
İstifanın uzun süre bekletilmesi de bu söylemlere fırsat vermiştir.
Başbakan, bir TV programında yargıyı suçlayıcı tarzda konuştu.
Genel hatlarıyla;
400′e yakın emekli, muvazzaf subay,astsubay içeride olduğunu,
Örgüt kurmaktan suçlamaların daha ağır olduğunu,
Kesinlik olmadan yüzlerce subayın tutuklanmasının TSK’da moralleri bozduğunu,
Terörle mücadelenin zorlaştığını,
Göreve gönderilecek komutan kalmadığını söyledi.

Yaklaşım doğru, rakamlar yanlış.
BALYOZ’dan 324 asker ceza aldı.40 kişi beraat etti.Savcı onlara da itiraz etti.
ERGENEKON’da yaklaşık 300, 28 Şubat’ta 90, Askeri Casusluk ve Şantaj’da 300 asker yargılanıyor. Bir duyuma göre binden fazla isim de sırada.
Demek ki yaklaşık 400 değil 1000 askeri şahıs tutuklu-tutuksuz yargılanmakta, bir o kadarı da sırada beklemekte.
Fuhuş, şantaj, hayvan ve çocuk pornoculuğu, casusluk, çete vb. öyle suçlamalarla yargılanıyor ki bu insanlar darbe suçlaması solda sıfır kalır.
Aşağılayıcı, aile ve onurlu insan yaşantısını yok edici. İnsanı toplum içine çıkamaz hale getirici suçlamalar.
Genelkurmay Başkanını terör örgütü lideri kabul etmek.
Geriye kalanlar ne olur?
Böyle bir silahlı kuvvetlerden hayır gelir mi?
Bunlar ülkeyi savunabilir mi?
Bunlarla harbe girilir mi?
Girilse kazanılır mı?

“Komutan kalmadı” diyor Başbakan Erdoğan.
Bütün ifadeleri içinde en doğru tanı budur.
Bir çok komuta makamı vekaleten yürütülmektedir.
Asaleten komuta makamını işgal edenlerin de ne kadar komutanlık yaptıkları soru işaretidir.
Onlar acaba gerçekten komutan mıdır?

Oramiral Güner’in yaklaşımını esas alarak sorgularsak, makamlarının gerektirdiği yetki ve sorumluluklarının karşılığını vermekte midirler?

Peki TSK ‘yı bu duruma kim getirmiştir?
Genelkurmay Başkanı’nın ve komutanların yargılanmasından rahatsız olduğunu söyleyen Başbakan, bu davaları ve tutuklamaları kastederek “ASKERİ VESAYETE SON VERDİK” diye böbürlenen kişi değil midir?
“Müzakereleri sürdürürken terörle mücadeleye de devam ediyoruz” sözü ne kadar inandırıcıdır?
Kiminle ve nasıl devam eder terörle mücadele?
Komutansız ve moralsiz orduyla mı?
Terör örgütünün başıyla, binlerce şehidin ve gazinin katiliyle görüşme yaparak mı?

TSK ve komutanların durumuna üzüldüğünü dile getirmek de, terörle mücadele edildiğini söylemek de inandırıcı değildir.
Yargı yapılandırılmıştır.
MİT Müsteşarı olayında görüldüğü gibi siyasi irade ne derse o yönde yol almaktadır.
TSK’yı ve komutanları bu duruma düşürmek istemeyen siyasi irade bir gecede gerekeni yapar.
Yapılmıyorsa kasıtlıdır, bilinçlidir.

TSK personelinin, komutanların, subay-astsubayların tutuklanması, yargılanması, aşağılayıcı şekilde suçlanması bir yerde çok önemli değildir.
Kişiler ve aileleri sıkıntıyı çeker.
Birileri ölür, birileri kalır.
Hayat gene sürer gider.
Ancak çok önemli bir nokta var ki bütün yapılanların amacı işte o noktada düğümlenmektedir.
Türk askerinin yargılanması, hapsedilmesi, aşağılanması, toplum içine çıkamaz hale getirilmesi, ordunun komutansız bırakılması Türkiye Cumhuriyeti’nin parçalanması yolunda atılan adımları engelleyecek tek ve en önemli gücün etkisiz hale getirilmesi içindir.
Özerklik, ana dilde eğitim, Anayasa’nın değiştirilemez maddelerinin doğrudan veya dolaylı değiştirilmesi gibi ülkeyi bölünme ve parçalanmaya götüren çalışmalar göz göre göre sürdürülmektedir ve karşı koyacak en önemli güç sindirilmiştir.
Ordunun lağvedilmesini isteyen Türköne gibi vatansızlara gün doğmuştur.
Zil takabilirler, kına yakabilirler.

Geriye kalan tek umut Türk ulusunun uyanmasıdır.
Ama gecikmeden.
Timsah göz yaşları ise inandırıcılıktan çok uzaktır…

Naci BEŞTEPE - 27 Ocak 2013 - İlk Kurşun

Son Yazılar