yuzbinler_ulusta_bulustuk29ekim2012_225

Kazandıklarını sanıyorlardı, kaybediyorlar!

Her dönem iktidarın yanında ama asıl sahibinin, yani ABD'nin sesi olan bir gazetecinin hayatını kaybettiği gün bir arkadaşım şöyle demişti:

"Toplumun en eğitimli, en bilinçli kesiminin nefretini kazandılar, oysa tam tersini hedeflemişlerdi."

Emperyalizmin toplumu dönüştürme ve yönlendirme programında, en başta eğitimli kesimin seçilmesi doğaldı çünkü kitleleri etkileyebilen, yönlendirebilen, ses getiren bu kesimdir.

Basın, toplumu şekillendirmede yani toplum mühendisliğinde önemli araçlardan biridir.

İşte bu sahibinin sesi, çoğunluğu dönme devşirme gazeteciler toplum mühendisi gibi çalıştılar.

Oy deposu görülen eğitimsiz kitleler ise ya afyonu bol tv programları ile kişisel küçük çıkarlarına umut pompalanarak ülkede ve dünyada olan bitene tepkisizleştirildi ya da tevekkül ve biatla uyuşturuldu. Toplum, en üst katmanından en alt katmanına kadar dönüştürülme programlarından geçirildi.

Gazeteciliği tetikçiliklerinden menkul bavulcu, üfürükten tayyare türedileri ise efendileri dahi gazeteci yerine koymaz ki onlar kısa kullanımlıktır. Onlar da gürültü çıkarma yani ses bombası, ortalığı karartma yani sis bombası vazifesini gördüler.

*** *** ***

Toplumun eğitimli kesimlerinin dönüştürülmesi için tarihinden koparılması, yani tarihinin alt üst edilmesi ile köklerinden uzaklaştırılması, vatansızlaştırılması, toplumsal bağının temeli olan değerlerinden soyutlanması gerekiyordu.

Emperyalizme iliştirilmiş basının yıllara dayanan çabası, ideolojik temeli zayıf kitleleri ağlarına düşürdü.

Düşüremedikleri bir kısmının da kafaları karıştırıldı.

Sistemin siyaseti ve siyasetçilerinin emperyalizm tarafından dizayn edilmesinde de satılık kalemler üzerlerine düşen görevlerini birbirleriyle yarışırcasına yerine getirdiler.

İhanet pazarında en büyük payı kapma yarışıydı bu.

Uyuşturdukları beyinleri emperyalizmin oyunlarında oynattılar.

"Hepimiz Ermeniyiz" dedirterek, aslında hepsini Amerikan emperyalizminin ABD Büyükelçisi ve BOP ricalinin arkasında yürüttüler.

Ortaçağ karanlığının toprak ağalarını, aşiret reislerini, tarikatları, gericilik ve bölücülüğü "demokrasi ve özgürlük"ambalajıyla pazarladılar.

Ergenekon - Balyoz tertipleri ile yurtsever siyasetçilerin, aydınların, gazetecilerin, komutanların esir alınmasında emperyalizmin BOP planı doğrultusunda var güçleriyle çalıştılar.

BOP eşbaşkanlığına yağdanlıkçılık, ibrikçilik, peşkircilik, değnekçilik bilumum ayak işleri yaptılar.

*** *** ***

Meydanın tamamiyle ellerine geçtiği inancı ve efendilerinin de acelesi üzerine topluma zerk ettikleri zehirin dozajını gittikçe arttırdılar.

Artık zehirlerini de şırıngalarını da saklamıyorlar, maskelerini bile takmıyorlardı. Ancak zehire karşı antikor, yani toplumun savunma mekanizmaları da gelişiyordu doğal olarak, hem de güçlü bir şekilde.

Çürüyen sistemin siyasetleri ve siyasetçileri tel tel dökülürken, doğru siyaset ve önderlikle bilinçler netleşiyor, grileştirdikleri - bulanıklaştırdıkları zihinler de giderek berraklaşıyordu.

Kestikleri, kuruttuklarını sandıkları ağaç, köklerinden aldığı özü ile yeniden daha güçlü daha gür dallarıyla büyüyordu.

Fatih Altaylı'nın "TekeTek" programında, Levent Kırca karşısında, yani doğru ve haklının gücü karşısında düştüğü durum ibret-i alemdir.

Bir millete mezarını kazdırmaya kalkanlar artık kendi çukurlarında debeleniyor.

Kazandıklarını sanıyorlardı, kaybediyorlar.

Kaybettikçe nasıl saldırganlaştıklarını, saldırganlaştıkça bütün cilalarının nasıl döküldüğünü, özgüvenlerini nasıl yitirdiklerini, şişirilmiş sırça egolarının nasıl tuz buz olup dağıldığını çok açık bir şekide artık milyonlar görüyor.

Özüne dönen, özüne döndükçe özgüveni artan kitlelerin, doğru siyaset ve önderlikle birleşip şahlanarak 19 Mayıs'ta, 16 Eylül'de, 29 Ekim'de, 10 Kasım'da, 13 Aralık'ta, 22 Aralık'ta, 23 Aralık'ta alanları doldurması; Vatan ve Emek denkleminin işçi mücadelerinde bilince dönüşmesi karşısında, zalimin ve kapıkullarının nasıl bir korku içine düştükleri de görülüyor.

Zülmü artan efendileri ile birlikte kulları da kaybediyor.

Kaybetmeye mahkumlar.

Onlar kaybedecek, milletimiz kazanacak.


Ayşe MERAL - 23 Ocak 2013 - Kemalistler
http://www.kemalistler.net/

Son Yazılar