abdullah_colinpowel_parmak_dikkat225

Yol haritası!

AKP, 2002 seçimleri ile iktidara getirildi! Nedense ülkemizde iktidar olunmaz, iktidara getirilir. İktidara getirilmenin diyeti de ondan istenir.

İstenilenleri yaptığı oranda sorun yoktur. İktidar devam eder.

Ya istenilenleri yapamadığı zaman ya da plan sona erdiği zaman veya sair nedenler ile getirildiği gibi de götürülür!

Vatandaş ise ‘benim oylarımla iktidar oldu’ zanneder. Göstermelik bir sandık demokrasisi uygulanır.

Seçim önceden çoktaannn manipüle edilmiştir.

AKP, 2002’de ne amaçla iktidara getirildi?

Bunu anlamak için AKP’nin yol haritasına bakmak gerekiyor.O yol haritası, 3 Nisan 2003 tarihinde belirlendi.

Yol haritasının varlığına ilk kez 24 Mayıs 2003 tarihinde işaret edildi.

O dönem Dışişleri Bakanı olan Abdullah Gül, Vatan Gazetesi’nden Sedat Sertoğlu’na yol haritasından bahsetti.

abdul_iki_sayfa_dokuz_maddelik_gizli_anlasma

Gül’ün ABD’li mevkidaşı C.Powell ile imzaladığı dokuz maddelik yol haritasına göre;

Türkiye, Kuzey Irak’ta ABD onayı olmadan askeri harekât yapmayacak. Kuzey Irak’ta bulunan Türk birlikleri çekilecek. Türkiye ABD’nin Orta Doğu planlarına destek verecek. Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi tanınacak. Ermenistan’a yönelik kısıtlamalar kaldırılacak. Kıbrıs’ta Denktaş devre dışı bırakılacak ve Annan Planı kabul edilecek. Yerel Yönetimler Yasası ile belediyelere özerklik verilecek. Türkiye federatif bir yapıya kavuşturulacak…

2002 yılından bugüne kadar AKP iktidarının yaptıklarına bakıldığında, atılan adımların bu yol haritasına uygun atıldığını görebiliriz.

İşin ilginç olan bir yanı da şudur.

Gül-Powell mutabakatının uygulanması için başka ikili anlaşmalar da yapılmıştır. Kamuoyunda ‘Dubai Anlaşması’ olarak bilinene anlaşmayı anımsayalım…

O anlaşma ile ABD ülkemize 8,5 milyar dolar yardımda bulunmuştur. Onur Öymen ‘Dubai Anlaşması’ için, “ABD ile imzalanan 8,5 milyar dolarlık anlaşma nedeniyle Kuzey Irak’a giremiyoruz” demektedir.

O günden bu güne yapılan çalışmalara ve izlenen politikalar bakıldığında, bu sözün gereğinin yapıldığı görülmektedir.

Ayrıca Gül- Powell Anlaşmasının da sistemli bir şekilde uygulandığını günümüzde daha net şekilde anlaşılmaktadır.

‘Arap Baharı’ bir ABD planıdır. BOP’un bir versiyonudur. Ya da bölge için güncellenmiş halidir.

AKP iktidarı ‘Arap Baharı’ politikalarına tam destek veriyor. Mısır’da verdi. Libya’da verdi. Şimdi de Suriye’de tam desteği sürüyor.

Çünkü Gül-Powell Anlaşmasında, “ABD’nin Orta Doğu planlarına destek verilecek” maddesi yer almaktadır.

Ermenistan Türkiye milli maçı nedeniyle başlatılan ‘Ermeni açılımı’ hafızalardadır.

Abdullah Gül, maç için Erivan’a gitti. İlişkileri düzenleyici bazı adımlar da atıldı.

Çünkü 3 Nisan 2003 anlaşmasında söz verilmişti!

Yerel Yönetimler Yasası, TBMM gündemine getirildi. Olmadı… Şimdi “Bütün şehir düzenlemesi” ile bu amaca yönelik yeni bir adım atılmıştır.

Federasyon tartışmaları uzunca bir süredir devam ediyor.

Yeni anayasa ve hedeflenen başkanlık sistemi başarılabilir ise bu konuda büyük bir adım atılmış olacaktır.

O amaçla hem yeni anayasa hem de başkanlık sistemi gündemde tutulmaktadır.

Şimdi bir başka açıklamaya bakalım.

Açıklamayı yapan dönemin ABD Savunma Bakanı Gates’dir. Gates, 5 Mart 2008 tarihli açıklamasında, bir hafta önce gerçekleştirdiği Ankara görüşmelerine atıfta bulunarak, “Erdoğan ve Gül, terörü bitirmek için kültürel, ekonomik ve politik alanlarda öneriler sundular” demektedir.

2009 Nisanında ülkemizi ziyaret eden ABD Başkanı Obama, DTP Eş Başkanı Ahmet Türk ile de TBMM’de görüşür.

Bu görüşmede Ahmet Türk, Obama’ya DTP’ nin görüş ve önerilerinin yer aldığı bir mektup sunar.

O mektupta,

“…Türkiye’nin özerk yapısına saygı gösteriyoruz. Bu çatı altında yerel ve bölgesel özerk yapıların önü açılmalıdır. Demokratik Özerklik Projesi kapsamında Türkiye 20-25 bölgeye ayrılmalı. Her bölge kendi ismi ile adlandırılarak yeni bir yönetim biçimi oluşturulmalı. Resmi dil ve bayrak bütün Türkiye için geçerli olmakla birlikte her bölgenin kendine özel sembolleri ve renklerine izin verilmeli.

Kürtlerin temel hak ve özgürlükleri anayasal güvenceye kavuşturulmalı. PKK’ya yönelik bir af çıkarılmalı ve dağdan inenlere cezai takibata uğramadan siyasetin yolu açılmalı.”

Bu görüşmeden ve Obama’ya sunulan mektuptan sonra “açılım” söylemlerinin yapılması ve daha sonra Habur görüntülerinin yaşanması tesadüf değildir.

Başkanlık sistemi tartışmaları da…

Yeni Anayasa tartışmaları da…

Oslo süreci de…

Son İmralı görüşmeleri de…

Unutmayalım. Mektubun sahibi Ahmet Türk’de İmralı’ya giderek Öcalan ile görüşme yapmıştır.

Bütün bunlar tesadüf olamaz.

Olsa olsa iktidarın diyeti olur. Çizilen ‘Yol Haritası’nın uygulanması içindir tüm çabalar…

Adım adım son on yıldır Gül-Powell anlaşması ile çizilen AKP’nin ‘Yol Haritası’ ülkemizde uygulanmaktadır.

CHP’nin Anayasa Komisyonunda görev almayı sürdürerek çalışmalara meşruiyet kazandırması da,

Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun İmralı görüşmeleri için “kredi veriyoruz” açıklaması da, ‘Yol Haritası’ değirmenine su taşımaktır.

Acaba CHP’de yakın geçmişte yaşanan ‘operasyon’ bu amaçla mı gerçekleştirildi?

Eğri oturup doğru düşünmek gerek…

Hilmi TAŞKIN (Eğitimci-yazar) - 14 Ocak 2013 - İlk Kurşun

Son Yazılar