mehmet_akkaya_aydinlik225

Zonguldak’tan ‘geliyorum’ diyen kara haber!

Zonguldak’tan yine göklere yükseldi feryatlar.

8 ölüm daha…

Metan gazı patlaması bu kez.

Yerin tam 630 metre altında göçük.

*** *** ***
Siz hiç indiniz mi ocağa?

Sobalarınızda kemiklerinizi ısıttığınız, sanayinizin dişlilerinin arasında erittiğiniz kömür, nasıl çıkar bilir misiniz?

Kaç bedene, kaç cana rağmendir o sıcaklık, düşündünüz mü?

Kaç cinayete rağmendir sanayinizde eriterek cebinize akıttığınız o tatlı paralar?

Bakın o kömür parçalarına, oluk oluk madenci kanı dolaşıyor damarların arasında.

Dayayın bir kömür parçasını kulağınıza, göklere yükselen feryatları duyacaksınız.

Düşündünüz mü, 630 metre yer altında olmak nasıldır?

Ocağa girerken helalleşmek nedir bilir misiniz?

Ocaktan çıkanların koşar adım biraları lıkır lıkır etmelerini düşündünüz mü?

Kadınların madenci uğurlamasına, ocak yolu gözlemesine, kara haberde arş-ı alayı yırtan feryatlarına tanık oldunuz mu?

*** *** ***
Zonguldaklı, her ölümde kör kuyulara, nasırlaşmış yüreklere bir daha seslendi.

Bu devlet sadece işverenin, taşeronun değil, işçinin de devleti sandılar.

“Duyun bizi, önlem alın” dediler.

Timsah gözyaşlarından başka karşılık bulamadılar onyıllar boyu.

“Güzel öldüler, kaderdi” diyen aymazlar çıktı karşılarına.

*** *** ***
8 ölümün olduğu, Kozlu’ya, 2011 Temmuz’unda gitmiştim en son. Ölen taşeron işçileriyle söyleşmiştik. Star madenciliğin işçileriydiler.

Yoklar diyarının köleleriydiler.

Çizme, toz maskesi, iş elbisesi yok.

Baret, eldiven, hatta kazma-kürek bile yok.

Hepsini, hepsini işçiler kendi paralarıyla almak zorundalar.

Yemek paralarını kendileri veriyorlar.

Havlu yok, sabun yok, içme suyu, çay yok, yüksek ses altında çalışanlar için kulak tıkacı yok.

Doktor odası olmasına rağmen doktor yok, ambulans yok.

Daha da korkuncu, banyo yaptıkları su, şehrin lağım ayağının bağlı olduğu İhsaniye deresinden geliyordu.

Devlet yağma Hasan’ın böreği olmuş. TTK, hazırlık işlerini verdiği taşerona, gerekli bütün alet, makine ve malzemeleri de veriyordu.

Yükleyici makinaları, nakliyat motoru, vinçler, lamba, gaz maskesi,

İlerleme sırasında döşenen hava ve su boruları, ray demiri, ağaç malzemesi, demir bağlar,

Her şey TTK’dan karşılanıyordu.

Elektrik, su masrafını bile TTK ödüyor.

Taşeron firmaya düşen ise, sadece makine yağları, delik burgusu ve patlayıcılardı.

İşçi asgari ücretten gösteriliyordu, kalan para kayıt dışına, sigorta dışına çıkarılmış.

Sadece STAR’da çalışan bu işçiler değil, bütün taşeron işçileri aynı durumdaydı.

“Yeryüzünde cehennem nasıldır” diye merak ediyorsanız, görün buraları.

Devletin gitmediği yerdir buralar.

Kanun yok, kural yok, SGK yok, maliye yok, işçi sağlığı yok.

Sağlık kontrolü yok, ambulans, doktor yok.

Yok, yok…

TTK eskisinden kiraladıkları gaz ölçme dedektörler ise bozuk.

Her an ölümle burun buruna işçiler.

Para hırsına boğulmuş aç gözlüler ve onbinlerce köle…

Ve yine “güzel öldüler, kaderdi” açıklamaları, timsah gözyaşları…

Taşeron sistemi bu.

Ölüm, kan, gözyaşı ve en vahşisinden sömürü.

AKP, şimdi taşeron yasası çıkararak, asıl işi de taşerona vermeye çalışıyor. Herkes taşeron işçisi olacak.

Sendikalar ise adeta uyuyor.

Tehlikeyi görecek, yaşayanlara derman olacaklar mı? “Yeter artık” diyerek işçi sınıfını ayağa kaldıracaklar mı?

Feryatlar kulaklarına ulaştı mı dersiniz?

Mehmet AKKAYA - 08 Ocak 2013 - Aydınlık

Son Yazılar

Sunny

32°C

Istanbul