birbucuk_milyon_cumhuriyetci_29ekim2012_ulus225

Örgütlenmeyen halk, kendiliğinden harekete geçmez!

Aydınlar! Örgütlenin!

Bizim oralarda kafa karışıklığı!

2012 yılı Türkiye'de halk hareketi açısında pek canlı örnekler verdi.

Cumhuriyetçi hareketin büyük eylemleri, emek hareketinin eskiye oranla yükselişe geçmesi, AKP'nin komşu ülkelerimizden Suriye'ye uyguladığı politikaya karşı özellikle Hatay halkının göstermiş olduğu tepki, Milli Anayasa Forumları'nın Anadolu'nun dört bir köşesinde kitlelerin ilgisini çekebilmesi ve daha pek çok örnek 2013 için halk hareketlerinin zeminini teşkil edeceği görülüyor.

*** *** ***
Halk hareketi gökten inmedi yerden de bitmedi!

Tüm bunlar Türkiye'nin yeniden devrim mevzisine girdiğini gösterir.

Farklı bir şekilde ifade edecek olursak, Türkiye önündeki sorunları ancak bir devrimle çözebilecek günlerden geçmektedir.

Ya devrim Türkiye'ye bağımsızlığını kazandıracak, Ortaçağ ilişkilerini budayacak; ya da karşı devrim Türkiye'yi emperyalizme daha bağımlı ve gericiliğin tüm toplumsal ilişkilere egemen olduğu bir sürece götürecek.

Bu haliyle, Türkiye'de halk hareketinin gökten inmediğini veya yerden bitmediğini görmemiz gerekiyor.

İçinde yaşadığımız toplumsal sistemin içinde var olan ve günden güne derinleşen çelişkiler halk hareketinin güçlenmesinin nesnel zeminini oluşturmuştur.

*** *** ***
Örgütlenmeyen halk, harekete geçemez!

Nesnel zemin tek başına halk hareketini yükseltmez.

Eğer öyle olsaydı, büyük çelişkilerin yaşadığı toplumların hepsinde halk hareketinin zaferini kutlamamız gerekirdi.

Ama tarih, içi boş gevezeliklerle, bireyselliklerle yürümüyor.

Fedekarlıkla, ortak bir disiplin altında toplumlar harekete geçiyorlar ve ancak böyle ileri sıçrayabiliyorlar.

Türkiye özelinde de aynı süreçten geçiyoruz.

İnsanlar, kendi kafalarına göre eylem kararı alıp uygulamıyorlar.

Bağlı oldukları örgütlerin toplumsal sistemle çelişkisi olan insanları havuzlamasıyla büyük kitleler harekete geçiyor.

*** *** ***
'İnsanları meydanlara getiren arabalar da örgütlendi!'

19 Mayıs 2012 Türkiye'de Cumhuriyetçi hareketin diriliş günü kabul edilebilir. TGB önderliğinde, 240 bin insan Beyoğlu Tünel'den Dolmabahçe'ye kadar yürüdü.

Kimilerine göre 68'den beri görülmüş en kalabalık yürüyüştü kimilerine göre 68'i de geçmişti.

Aynı gün, Samsun'da da bir eylem vardı, ADD'nin çağrısına rağmen 5 bini geçmeyen bir kalabalık söz konusuydu.

13 Aralık günü Silivri'de 100 bin insan barikatlarını yıkarken;

Banu Avar buraya toplanan insanların herhangi bir önderliğin çağrısıyla toplanmadığını, kendiliğinden bir araya geldiğini söylemekteydi.

Aslında, bunun böyle olmadığını Banu Avar'ın kendisi başta olmak üzere herkes bilmekte.

Zihin bulanıklığı içinde yaşayan ve açıkcası devri geçmiş aydınlarımızın bunu devamlı dillendirmesinin bir geçerliliği de bulunmuyor.

Daha önce "Biz kimsenin çağrısıyla gelmedik, biz arabalarımıza atladık, geldik" diyenlere Doğu Perinçek; "Biz sizin arabalarınızı da örgütledik" diyerek cevap vermişti.

*** *** ***
Hâkikatin örgütsüzlüğe acı cevabı!

19 Mayıs'ta Samsun'da neler yaşanmıştı?

19 Mayıs'ta TGB önderliğinde yüzbinler sel olup akarken, Samsun'da neden beklenenin altında düşük bir katılım gerçekleşmişti?

Öyle ya, madem önderliğin bir önemi bulunmuyor, Samsun'da halk neden kendiliğinden eyleme iştirâk etmemişti?

Doğru önderlik, doğru zamanda doğru eylemlerle kendini gösteriyor.

Örgütsüz çağrılar ise, havaya kurşun sıkmaktan başka bir şey ifade etmiyor.

2012 yılı, bu gerçekliği halkın öncülerine bir kez daha göstermiştir.

Tarihin pususunda yatanların sahaya indiğinden memnun olamayanların ise yapacağı tek şey kalmıştır :

Samimi yurtseverlikte ısrarcı olmak ve sonucunda örgütlenmek!

*** *** ***
Doğru önderlik devrime, yanlış önderlik karşı devrime kapı açar!

Amacımız kimseyi dışlamak değil.

Aksine, toplumdaki tüm yurtsever katmanları birleştirme amacımızı ifade ediyoruz.

Böylesi bir durumda doğru önderliğin öneminin altını kalın çizgilerle çizme gereğini anlatıyoruz.

2007 yılında Türkiye Halkının gerçekleştirdiği büyük mitingler, Ankara'da, İstanbul'da, İzmir'de ve Diyarbakır'da Türkiye'ye devrim kapısını açmıştı.

Yanlış önderlik, halk hareketini boğdu, halk hareketini düzene hapsetti, bunun sonucunda Türkiye'de karşı devrim tamamlandı!

Günümüzde yaşanan halk hareketini önderliksizliğe mahkum etmek de farklı bir sonuç doğurmayacaktır.

Tarihte, toplumları ileri götüren, toplumun önündeki sorunları çözen işlerin hepsinin arkasında "devrimci önderlik" rol alır.

Türkiye'nin devrimci atılımlarının en berraklaşmış süreci olan kemalist devrimi, kemalist önderlik gerçekleştirmişti.

Halkı padişaha ve emperyalizme karşı ayaklandıran bu önderlik Türkiye'yi ileri götürmüştü.

Şu anda Mustafa Kemal'in ve partisi Müdafa-i Hukuk'un tarihsel sorumluğunu üstelenenlerin gideceği yol da budur. Bu yola taş koymaya kalkanların, mücadelenin kenarında kalacağının da görülmesi gerekiyor.


*** *** ***
Aydınlar! Örgütlenin!

Burada Türkiye aydınının büyük sorumluluğu bulunuyor.

Türkiye aydını örgütlü mücadeleye katıldığı ölçüde halkına olan borcunu ödeyecektir.

Bireysel fanteziler uğruna, doğru önderliğe açık veya gizli kin tutan, halkın öncülerini karalamaktan çekinmeyen kim olursa olsun; yalnızlaşmaya mahkumdur.

Bu yüzden çağrımızı yeniliyoruz : Aydınlar! Örgütlenin!

Ali DURAN - 08 Ocak 2013 - Kemalistler

http://www.kemalistler.net/

Son Yazılar