recep_akdur225

Hedef Saptıran Kavram “Devlet”!

Hukuki metinlerde devlet, “ülke ya da yurt adı verilen belirli bir toprak üzerinde yaşayan milletin /ulusun oluşturduğu tüzel varlık” olarak tanımlanır.

Bu tüzel varlık ulus, ülke ve egemenlik bileşenleri ile ete kemiğe bürünerek hem vücut bulur hem de soyutluktan somutluğa dönüşür.

Devlet ulusa aittir. Ancak ulusun tümü tarafından yönetilmez. Onu yöneten ulusun küçük bir grubudur. Bu grup egemen olan belli bir azınlık ya da onların memurları olabildiği gibi, ulus arasından demokratik yöntemlerle seçilmiş temsilcilerden de oluşabilir. Böylece egemen olanlara ya da yönetenlere göre devlet; monarşik, oligarşik, teokratik, demokratik devlet olarak biçimlenir. Özetle devleti biçimlendiren ona egemen olanlar ve devlet edenlerdir.

Monarşik, oligarşik, teokratik, demokratik devlet biçimlerinin hepsinde de devletin ana özelliği değişmemekle birlikte yönetenler/ devlet edenler günlük yaşamı oldukça önemli oranda etkiler. Devlet aynı devlet, kurumlar aynı kurum, kanunlar aynı kanun iken; bir içişleri bakanı gelir onlarca çeteyi açığa çıkarır, adalete teslim eder. Daha sonra bir başka içişleri bakanı gelir onlarca yeni çete kurulur. Burada suçlu olan devlet midir? Hayır devlet edendir. Devlet edeni eleştirmek yerine devlete hakaretler yağdırmak yalnızca hedef saptırmaktır. Bu söylem kanun dışı ahlak dışı davranan kişiyi gizlemekten ve devlete olan güveni sarsmaktan başka bir işe yaramaz.

Doğrudur, devlet ne tanrı ne de bir puttur, eleştirilebilir. Ancak soyut bir kavram, tüzel kişilik olan devleti eleştirmenin çok fazla bir anlamı yoktur. Devleti, özellikle de demokratik devleti onu idare edenlerin/ devlet edenlerin şahsında eleştirmek gerekir. Aksi durum yalnızca bir belirsizlik getirmekle kalmaz esas failleri de gizler.

Daha açık bir anlatımla devlet ile devlet edenin farkını iyi bilmek, devlete sadakat ile devlet edene /iktidara sadakati birbirine karıştırmamak gerekir. Devlet, bir ulusun örgütlü gücü ve tüzel kişiliğidir. Devlete karşıtlık ise, ulusun tüzel kişiliğine ve örgütlü gücüne karşıtlıktır. Aynı şekilde bayrak ulusun ve onun örgütlü gücü olan devletin sembolüdür. Ona karşıtlık ise o ulusa ve örgütlü gücüne karşı olmaktır. Oysaki karşı olunması gereken devlet ya da ulus değil, onu kötü idare eden, yurttaşına zulmeden kişilerdir.

Emekçilerin emeklerini sömüren, onları açlık sınırının altında bir gelire mahkum eden devlet değil devlet edendir. Emperyalizm ile işbirliği yapan devlet değil devlet edenlerdir/işbirlikçilerdir. Evet, karşı olunması gerekenler devlet edenler / iktidar, sadakat gösterilmesi gereken, savunulması gereken ise devlet ve ulusdur.

Devlete karşıtlık ile kast edilen ve de kast edilmesi gereken devlet edenler, başka bir söylemle devleti yönetenlerin zihniyeti ise; bu bir hak hatta bazı zamanlarda da görevdir. Vahdettin’lere ve Damat Ferit’lere karşı olmak gibi.

Sayın Başbakan “ben görüşmüyorum devlet görüşüyor” diyor.! Ne demekse? Sen görüşmüyorsun, senin memurun görüşüyor. Bu memur sana tabi olduğunda, senden yana tavır sergilediğinde “devlet” sana karşı görüş bildirdiği ve tavır aldığı zaman ise “derin devlet”

Görünen, açıkta olan, kozmik bürolarına girilen, ofisleri, yurttaşları dinlenen, polisi tokatlanan, askerinin başına çuval geçirilen “devlet” yetmiyormuş gibi bir de “görünmeyen”, “derin devlet” var. Ne demekse? Gladio mensupları mı? Başbakanı dinleyenler mi? Okyanus ötesinden yönetilenler mi? Kim? Kim olursa olsunlar, sonuçta birileri. Yani insanlar/ devlet edenler. Yoksa “derin devlet” MİT gibi, Genel Kurmay gibi kurumlar mı? Ya da buralarda çalışanların / devlet edenlerin dinlenemeyen videoya alınamayan ilişkileri mi? Eğer bunlar ise; bunlar iktidarın emrinde iken “devlet”. Milletin/ ulusun çıkarlarından yana oldukları zaman “derin devlet”.

Recep AKDUR - 08 Ocak 2013 - İlk Kurşun

Son Yazılar