turker_erturk_aydinlik225

PKK Silah Bırakır Mı?

Yazımızın başlığında sorduğumuz soruya sizi merakta bırakmamak için yazımızın hemen ilk paragrafında cevap vermek isteriz.

Arkasında ABD’nin olduğu çok aşikar olan bu AKP politikaları ile PKK’nın silah bırakması için yüz binde bir bile şans yoktur.

Emperyalizmle hesaplaşmadan ve ABD’nin ikiyüzlü siyaseti ile yüzleşmeden ne yaşadığımız bu zorlukların üstesinden gelebiliriz ne de terör belasını kabul edilebilir bir seviyenin altına indirebiliriz.

Hiç şüpheniz olmasın, daha öncesi olmakla birlikte 1999’da Abdullah Öcalan’ın Suriye’den çıkarılması ve Türkiye’ye idam edilmemesi şartı ile teslim edilmesi sonrasındaki süreçte PKK tamamen ABD’nin denetimi altına girmiş ve onun “Dış politika takım çantasının bir aleti“ haline gelmiştir.

PKK’nın silah bırakmasını ABD’de istemez. Çünkü PKK, Büyük Ortadoğu Projesi’nin gerçekleştirilmesinde, bu projenin en önemli ayaklarından olan kukla Kürt Devleti’ne giden yolun açılmasında, Türkiye’nin bu proje içinde tutulmasında ve taşeron olarak kullanılmasında dış politika takım çantasının önemli bir aletidir.

PKK’nın ancak ve ancak Türkiye’nin belli bir bölümünde kurulacak otonom yönetimin güvenlik gücü ve yarın ise kukla Kürt Devleti’nin silahlı gücü olmasına giden yolun açılması halinde dönüşümüne müsaade edilir. Gerisi lafı güzaftır.

Terörle başa çıkabilmenin gerek şartı silahlı mücadeledir. Müzakere silahlı mücadelenin yerine ikame edilemez ve ancak terör örgütünün silahları bırakması durumunda söz konusu olabilir. Bunun aksini gösteren bir örnek bugüne kadar görülmemiştir.

Bunların arkasında ABD var!

Müttefikimiz olduğu söylenen ama sürdürdüğü politikalarla böyle olmadığı izlenimi veren ABD, El Kaide ve diğer terör örgütleri ile dünyanın her yerinde silahlı mücadele etmekte, müzakere etmemekte ama bizim PKK ile müzakere etmemizi istemektedir. Size bu durum bir ikiyüzlülük olarak gözükmüyor mu?

Erdoğan liderliğinde AKP hükümetlerinin yaptığı Kürt açılımının, Habur kepazeliğinin ve çadır tiyatrosunun, Oslo ve şimdide İmralı süreçlerinin arkasında ABD var. Bunlar yapılabilsin, Türkiye kendi mezarını kendi kazsın diye AKP kurdurulmuş ve iktidara gelmesi ABD tarafından desteklenmiştir. Ergenekon ve Balyoz gibi operasyonlar AKP’nin ülkemizin çıkarına olmayan ve hatta ölüm fermanı olabilecek bu politikalar sürdürülebilsin ve engellerle karşılaşılmasın diye ABD tarafından planlanmış ve alt yüklenicisi F Tipi Cemaat tarafından icra edilmiştir.

Yeni Anayasa’nın arkasında da ABD vardır. Çünkü bölgedeki planlarını gerçekleştirebilmek, ülkemizi iliklerine kadar taşeronlaştırmak, kukla Kürt Devleti’ni kurdurmak, bu devlete uluslaştırma sürecini yaşatmak, bu süreçte güvenliğini sağlatmak ve finanse etmek için Türkiye’de Başkanlık sistemi altında federatif bir yapıya ihtiyaç vardır.

Bu arada AKP’nin ülkemizi felakete taşıyan ve bölünme yolunda tam gaz giden bu politikalarına kredi açmak ihanettir. Arkasında TESEV ve ABD vardır.

11 Eylül 2001’de ABD’de gerçekleştirilen terör saldırılarında yaklaşık 3 bin insan yaşamını kaybetmiştir. Bunun üzerine zamanın ABD Başkanı George W. Bush tüm dünyada teröre karşı savaş açtığını ilan etmiş ve sonrasında NATO’nun 5’inci maddesi ilk defa olarak işletilmiştir. Türkiye bu süreçte bir terör mağduru olarak ABD’ye sınırsız destek vermiştir.

Türkiye’nin ise PKK terörü nedeniyle 1984 Eruh ve Şemdinli hunhar saldırısından beri bugüne kadar kaybettiği can sayısı yaklaşık olarak ABD’nin 11 Eylül 2001 saldırısında kaybettiğinin 12 katıdır. Fakat ABD ve bazı NATO müttefiklerimiz bize bırakın destek vermeyi ve bu saldırıları NATO gündemine getirmeyi bilakis PKK terörüne destek vermişlerdir.

Kuvvetli suç şüphesi var!

ABD’nin “Çekiç Güç“ vasıtası ile PKK’ya silah ve malzeme yardımı yaptığını tespit eden ve rapor eden, ABD’nin bölge planları gereğince Türkiye’nin toprak bütünlüğünü ve bekasını tehdit ettiğini seslendiren ve bunun için karşı hareket tarzları geliştiren Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis’in 17 Şubat 1993’de uçağının ABD tarafından düşürüldüğüne dair kuvvetli suç şüphesi vardır.

1995’de Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Kuzey Irak’ta PKK’ya karşı 44 gün süre ile icra ettiği Çelik Harekatı nedeniyle ABD “Türk Generalleri hizadan çıktı“ demişti. Çünkü ABD Türkiye’nin PKK’yi bitirmesini istemiyordu. Çünkü PKK ABD için, şu anda yaşadığımız ve daha sonra yaşayacağımız süreçte çok gerekli idi.

ABD Irak’ı 2003’de istila etti ve ağırlıkları ile çekildiği 2011’in sonuna kadar bu ülkede bölünmenin, mezhep çatışmalarının alt yapısını hazırladı ve 1,5 milyon insanın öldürülmesi için elverişli ortamı yarattı. Bu süre içinde Kuzey Irak’ta PKK’ya üs ve lojistik destek verilmesini sağladı ve Türkiye’nin burada PKK’ya karşı operasyon yapmasını engelledi.

2003-2011 arasında Irak’ın güvenliğinden ve komşu ülkelere karşı terör ihracından da sorumlu olan ve bu ülkede ortalama 150 bin askeri olan ABD bu dönemde bir tek teröristi bile yakalamamış ve Türkiye’ye teslim etmemiştir. Türkiye’yi hep oyalamıştır. Çünkü hesap başkaydı.

Bugün ABD istedi diye Suriye’ye karşı sürdürülen gayri ahlaki bir örtülü savaşa destek veriyoruz ve komşumuza terör ihraç ediyoruz. Ama 1998’den sonra ilişkilerimizi normalleştirdiğimiz bu Suriye 2004’de bize yakaladığı 599 PKK’lı teröristi teslim etmişti.

Hala PKK silah bırakabilir müzakerelerde fayda var diyorsanız kusura bakmayın ya safsınız ya da hain.


Saygılar sunarım.

Türker ERTÜRK - 08 Ocak 2013 - Aydınlık

Son Yazılar

Mostly sunny

15°C

Istanbul