burjuvazinin_isci_partisiyle_imtihani_levent_kirca225

Burjuvazinin İşçi Partisi ile imtihanı : Levent Kırca olayı!

Levent Kırca, Türkiye'nin en değerli sanatçılarından biridir. Emek harcayarak halkın sevgilisi olunacağının en önemli örneklerinden biridir.

Levent Kırca yalnızca Levent Kırca olsaydı, açık söyleyelim, kendisinin de yoğun emek verdiği Sanatçılar Girişimi'ndeki sözlerinin üzerinde o kadar da fazla durulmayacaktı. O kadar kopan tantana ve linç girişimi Levent Kırca yalnızca Levent Kırca olduğu için değil, Levent Kırca İşçi Partili, devrimci Levent Kırca olduğu içindir.

Levent Kırca İşçi Partili olmadığı zamanlarda da muhalifti. O zamanlar Tansu Çiller'in oğlunun "ski"sinin parodisini yapmakta ve şimdi küfür etti diye lince kalkan hazirunu kahkahalara boğmaktaydı. "Zamına korum" diyordu ve şimdi burnu havada gezen entel-dönek takımı dahil herkesi güldürüyordu.

Cem Yılmaz "seksist" espirilerini sıraladığında karınları ağrıyana kadar, göbekleri çatlayana kadar gülen ve bunun için dünyanın parasını döküp en ön sıradan bilet alanlar onlar, Can Yücel şiirlerinde küfür var diye onu edebi bir tür olarak incelemeye alanlar onlar, Kemal Sunal filmerindeki küfürler hakkında keşke "biplenmese" diye ah vah edeneler onlar, Behzat Ç.'de Ankara usulü küfürler duyunca gülmekten yarılanlar onlar, Neyzen Tevfik'in küfürlü dizelerini poster yapıp odalarına asanlar gene onlar!

Ama Levent Kırca...


Levent Kırca'nın suçu, hiç tartışmasız, örgütlü bir biçimde, İşçi Partisi'ne üye olarak mücadeleyi seçmesidir. Özellikle söylüyorum. Yine muhalif olsa, iktidarı sevmese ancak İşçi Partili de olmasa kimse sesini çıkarmazdı. Hatta "Levent yine formunda..." derlerdi. Ortalık bu türden tatlı su muhalifi ile kaynamaktadır.

Hiç tartışmam bunu. Sorun Levent Kırca değil, İşçi Partili Levent Kırca. Buradaki değişken, dikkatinizi çekerim İşçi Partili olma durumudur. Aslında hem yandaş takımı hem de holding takımıyla bütün düzen sahiplerinin asıl linç etmeye kalktığı İşçi Partisi'dir. "Fırsat bu fırsat" çakallığı içindedirler. Leş kargalarını andırmaktadırlar. Örnek çok ama neden leş kargaları olduklarını aşağıda sadece iki örnekle açıklayacağım.

ERTUĞRUL ÖZKÖK ZAMAZİNGOSU VE LÜZUMSUZ ÖRNEKLEMİ!

Çok büyük çok önemli köşe yazarı ya Özkök, Leven Kırca'nın adını bile vermeden, güya reklamını yapmadan, muhatap almadan yazmış yazısını. Bakın ne diyor haspam:

"Hülya Avşar'a o terbiyesizliği yaptığında cevabını verebilseydik, bugün Sezen Aksu gibi bir sanatçıya dilini bu kadar uzatabilir miydi?

Halil Ergün gibi, Ali Poyrazoğlu gibi sanatçılara bu terbiyesizliği yapabilir miydi?

(...)

Üzüleceğim... Üzülmek istiyorum...

Ama öyle berbat, öyle pespaye şeyler yapıyor ki...

Ne yazık ki üzülemiyorum da..."

Zamazingo, bu satırları yazdığı köşe yazısının diğer kısmında Tayyip Erdoğan azarladığı için artık "AKP" değil "AK Parti" demeye başladığını ballandıra ballandıra anlatıyor. Ertuğrul Özkök neden Levent Kırca için üzülmeye çalışıyor anlıyor musunuz? Çünkü kendisi perişan halde. Onu bu ülkede seven bir Allah'ın kulu yok. Hatta Allah'ın kulu olmayanlar arasında bile bir tane dostu yok. O istiyorki herkesin onun gibi haysiyet problemi olsun. Kimse dik durmasın, herkes omurgasını dağıtsın ki o da arada kaynayabilsin.

Levent Kırca, Ertuğrul Özkök familyasının anti-tezidir. Aradaki fark şudur: Ertuğrul Özkök Aydın Doğan'ın kullanıp attığı mendildir, ama o çöp sepetinde bile mutludur. Levent Kırca ise mendil olmayı da, çöp sepetini de reddetmektedir. İşten atılma tehdidi karşısında, küfürlü olacak ama, "atmazsanız ...." deme onuruna sahiptir.

Zamazingo'nun yazısında "Levent Kırca mağdurları" olarak geçen Hülya Avşar, Sezen Aksu, Halil Ergün ve Ali Poyrazoğlu gibilere gelince.

Hülya Avşar, 27 yıl önce hayatını kaybeden büyük usta Ruhi Su'yu hayatında duymamış, muhtemelen 5 kitap okumamış, ama Türkiye'nin en büyük film festivalinde jüri başkanı oluvermiş. Levent Kırca da protesto ederek jüriden çekilmiş. Ne büyük günah!

"Avşar kızı" kendisini bir ödül töreninde bekleten Tarkan'a bakın nasıl sövmüş:

"Hem yaşça, hem de Hülya Avşar olarak ondan büyüğüm. Asena’ya daha çok saygı duyuyorum. Aaa dangalak! Çok sinirliyim, eşşek herif yaa! Sen kim oluyorsun da ödülünü almıyorsun dangalak! Bana sakın Tarkan’ı sormayın, Allah’ın bir metrelik adamı! "

"Ohh, içimde ne varsa döktüm hazır sizi yakalamışken, boğabilirim bile onu! Şu anda sakın karşıma çıkmasın. Bir metre boyunda sadece göbek atıyor diye bu kadar havaya girmesin."

"Dangalak" diyor, "eşek herif" diyor, boyuyla dalga geçiyor, "kırıtıyor" diye cinsiyetçi imalarda bulunuyor. Ama o İşçi Partili değil! Ona serbest. Üstüne Altın Portakal'ın jüri başkanı da oluyor.

Sezen Aksu, heykel kafası kestiren, dizi yasaklamaya kalkan Başbakanı hem de geceyarısı, hem de özel telefondan arayıp "arkanızdayız sayın Başbakanım" diyecek kadar "sanatçı" işte. Efendim, beste fabrikatörüymüş, minik serçeymiş. Artık Sezen Aksu şarkısı duyduğumda midem bulanıyor diyeyim siz anlayın!

Halil Ergün, malumunuz, sanatın ve sanatçının düşmanı AKP'ye oy verdiğini canlı yayında ballandıra ballandıra anlattı. Yine AKP'ye oy veren ve canlı yayında Seray Sever'in poposunu avuçlayınca nedense Levent Kırca gibi "kadına hakaret" muamelesi görmeyen Ali Poyrazoğlu'nun sadece şu sözlerini aktarıyorum:

"Avukatlarıma talimat verdim. Levent Kırca'yı mahkemeye veriyoruz. Bildiğim kadarıyla Halil Ergün de aynı yolu izleyecek. Levent Kırca bizim üzerimizden Başbakanımız'a ve AK Parti'ye oy verenlere hakaret ediyor. Ben onun tarzıyla konuşamam. Ona cevap veremem. Mahkemede hesaplaşacağız"

Onlara "başbakanları" ve "AK Parti"leriyle mutluluklar diliyoruz.

AHMET HAKAN ZAMAZİNGOSU VE GİZLİ FAŞİZMİ!

O zaten fırsat bekliyordu. Adetidir "Levent, Müjdat, İlyas, Ferhan falan" biçiminde yazılar yazmak. Bu sefer de boş geçmemiş ve"Yuh olsun sana Levent Kırca" başlığını atmış:

"Levent Kırca gibi tutarlı bir bildirisi olmayan, ideolojik altyapıdan yoksun, ezber sloganlar atan bomboş bir adama bu kadar kolay “muhalif sanatçı” payesi verirseniz, olacağı budur.

Bir adamdan “muhalif sanatçı” çıkmayacağını anlamanız için...

O adamın ille de içinde “karı” falan geçen ahlaksızca cümleler kurması mı gerekiyor? "

Zamazingo, Atatürkçülere akıl vermektedir: Levent Kırca'yı afaroz edin. Ama aynı günkü yazısının devamında başka akıllarda vermektedir:

"Oysa “Menemen” hakkında “resmi ideoloji”nin anlattığı hikâyeden başka hikâyeler de anlatılıyor:

Mesela Menemen’in bir provokasyon olduğu söyleniyor.

Mesela Menemen’de olup bitenlerin o dönem tüm ülkeyi zapturapt altına almanın gerekçesi haline getirildiği söyleniyor.

Mesela Menemen’le hiç ilgisi olmadığı halde asılanlardan söz ediliyor.

Mesela Menemen’de yaşanan olayın özgürlüklerin önünü tıkamak için kullanıldığı öne sürülüyor. Muhalif konumdaki insanların bu itirazların hiçbirine kulak vermemeleri, resmi ideolojinin anlattığı hikâyeyi hiçbir sorgudan geçirmeden kabul etmeleri ne hazin!

Kubilay'ın katlinden Mustafa Kemal'i sorumlu tutan bu zamazingodan akıl alıp Levent Kırca'yı afaroz etmek isteyen "Atatürkçüler" varsa buyursunlar, bir yastıkta kocasınlar.

Yeter mi? Yetmez. Yine Levent Kırca'ya "yuh" çektiği gün köşe yazısına şöyle devam ediyor:

"27 Mayıs’ta Menderes’i yıkan darbe öğrenci olayları üzerinden gelmedi mi?

12 Mart’ta Demirel’e verilen muhtırada üniversitelerin kaynamasının rolü büyük değil miydi?

12 Eylül’ün en önemli gerekçelerinden biri, “üniversitelerin anarşi yuvası haline gelmesi” değil miydi?

28 Şubat’ta öncü kuvvetin görevini YÖK yapmadı mı?

Olayın özeti şudur: Üniversite olayları artı ordu eşittir darbe... "

Sonrasında "ama bugün durum farklı olabilir" minvalinde tipik Ahmet Hakan yalpalamasında bulunsa da zevahiri kurtaramadı.

Aynı fikri dün akşam "Tarafsız Bölge" isimli programında da dile getirdi. Demek ki neymiş, Türkiye'nin bütün öğrenci hareketi geçmişi, darbecilerin bir manivelasıymış. Levent Kırca'ya saldırmak için, en faşizan söylemleri de dillendirmeniz gerekirmiş.

DİĞERLERİ!

Daha çok tabi. Burjuvazinin dalga kıranları eksik olur mu? "Penis yazarı" bir gecede AKP'ci olan Serdar Turgut'tan, Hürriyet'in çömezleri Melis Alphan, Ayşe Aral, Melike Karakartal'a, Neden haber spikeri olduğunu bir türlü anlamadığımız M. Ali Birand'dan, öylesine yazılar yazan Rauf Tamer'e...

Yandaş takımını saymıyorum bile. Onların Levent Kırca hakkındaki yazılarını az çok tahmin edebilirsiniz. Samanyolu Haber'den "feylesof" Nihat Doğan'a onlar da susmadı.

SONUÇ :

Hayatları iftira atmakla, yalan söylemekle, hükümete yaltaklanmakla geçenlerin Levent Kırca'ya ve onun üzerinden başkaldıranlara saldırmaları anlamlıdır. O'nu itibarsızlaştırarak, koskoca bir Cumhuriyet hareketini küçültebileceklerini düşünmektedirler. 2012 yılındaki milyonluk eylemler, radikal talepler burjuvaziyi afallatmıştır.

Levent Kırca, kamuoyundan ve kadınlardan özür diledi. Ama bu ülkenin Başbakanı "kadınla erkeğin eşit olduğuna inanmıyorum" dediği halde bu zevattan kimse başbakanın özür dilemesini talep etmedi. Levent Kırca, erdem sahibi olduğunu, eleştirilerden anlam çıkartacak ve hata yaptığı zaman özür dileyebilecek çağdaşlıkta olduğunu gösterdi. Peki onlar, bir o yana bir bu yana savrulan kariyerleri için küçücük bir hesap bile verdiler mi?

Levent Kırca ile aynı siyasi partinin üyesi olmaktan gurur duyuyorum. O, düzenle iplerini atmış, özgürleşmiş bir aydındır. Yapılan yayınlar İşçi Partisi'ni de, Levent Kırca'yı da büyütmektedir.

Utku REYHAN - 27 Aralık 2012 - Ulusal Kanal

http://www.ulusalkanal.com.tr/

Son Yazılar