sadik_albayrak_ftipine_tepkisi225

‘F Tipi Film’in düşündürdükleri!

“F Tipi Film” adlı filmin gösterime girdiği hafta, Türkiye’nin bütün otoyollarını ve Boğaz köprülerini satışa çıkaran özelleştirme ihalesi de sonuçlanmıştı.

Ülkenin oligarkları Koç ile Ülker’in Malezya’dan bir başka tekelle kurdukları ortaklık, beş milyar küsurluk bir ödeme karşılığında hiçbir ek yatırıma gerek duymadan yıllarca halkın zorunlu bir gereksinmesinden para keseceklerdi. Aynı günlerde vergi gelirlerinin oransal dağılımında birinci sırayı dolaylı vergilerin aldığı, devlet bütçesinin emekçi halka finanse ettirilmesi demek olan dolaylı vergi tahsilatında dünya şampiyonu bir ülkede yaşadığımız da ortaya çıktı.

Grup Yorum’la birlikte 9 yönetmenin hazırladığı “F Tipi Film”in gözümüze soktuğu hapishane hücrelerinin bu iki durumla kopmaz bir bağı vardır. 19 Aralık 2000’de 28 devrimcinin katledilmesiyle hizmete başlayan F Tipi hapishaneler, siyasi mücadeleyle toplumu oligarkların sömürüsünden kurtarmaya çalışanları gömmek için tasarlanmıştı. Hemen arkasından gelen ekonomik krize çözüm diye yapılanlar, kapitalistlerin iflasını banka kurtarma operasyonlarıyla halkın sırtına yıkarken, yüzbinlerce insanı işsiz bırakırken toplumda buna direnecek odakları, sendikaları, örgütlü yapıları da güçsüz bırakmayı amaçlamıştı. Ekonomik zulüm toplumu esir alırken, buna direnen ve karşı koyanlara da hücre zulmü uygulanıyordu. Mahkemelerin içinde görüldüğü Silivri hapishanesine kapatılan yurtseverlerle toplumun değişmeyen gündemi hapishaneler oldu.

Yağma için hücre!

“F Tipi Film”, ABD’nin Türkiye’deki hapishanelere düzenleme tavsiyesini anımsatarak başlıyor. İlk görüntüsüyle izleyiciyi bir F Tipi hapishanenin boğucu koridorlarından hücreye sokuyor. İnsanın hücreye kapatılmasının ne demek olduğunu film boyunca duyumsatıyor. Bu filmi izleyince, 2000’lerin başındaki ölüm oruçlarında dile getirilen öngörülerin hepsinin doğrulandığını görüyoruz.

Film, devrimcilere uygulanan korkunç zulmün bir belgesidir. Bu işkencenin dayandığı sermaye kininin kaynağını bugünün yağma sahnelerinde görmek gerekir. Devlete sürekli gelir getiren Telekom’u, Tekel’i, Tüpraş’ı, şeker fabrikalarını, madenleri, dereleri, sonunda köprüleri ve yolları oligarkların mülkiyetine geçirmek için bu zulme gerek duyulmuştur. Bugün sesini çıkaran her topluluğun üzerine gönderilen gaz sıkıcısı polis ordularının arkasında da bu gerçek vardır. Televizyonları ve gazeteleri esir alan yalan ağı da bu gerçeği halkın gözünden kaçırmak içindir.

Yemek masasından tabut!

“F Tipi Film”, bu alandaki yalan ağlarını parçalıyor. Dokuz yönetmenin kısa filmlerinden oluştuğu halde beklenmedik ölçüde bütünlüklü bir film olmuş. Hücreleri birbirine bağlayan naylondan mektuplaşma yumaklarıyla ortak bir gökyüzünden bile yoksun bırakılmış insanların öyküleri birbirine bağlanıyor. Hücreye kapatılan insanı kucaklayan dayanışma yollarının acılı yaratıcılığına tanık oluyoruz. Film, F tipi hapishanelere karşı direnişte hayatını kaybeden 122 devrimcinin anısına adanmış.

Grup Yorum’un yapımcılığında gerçekleştirilen “F Tipi Film”in 21. Yüzyılın başında Türkiye’deki insanlık gerçeğinin dünya çapında bir belgesi olacağını düşünüyorum.

Filmin hücreden çıkışı sağlayacak toplum gerçeğine de ipucu verdiğini söyleyebiliriz. Ölüm orucunda ölen Muharrem Karademir’in cesedi için yapılan tabut, kendi bencil çıkarlarının hücresine tıkılmış küçük burjuvanın sipariş ettiği yemek masası kerestesinden çakılıyor. Keresteyi devrimcinin tabutuna dönüştüren marangoz çırağının sabah olurken İstanbul’a doğru gemileri yakmış yürüyüşü umudu imliyor. Bu yüzden hücre zulmünden kurtuluş yolunda sinemanın güçlü bir katkısıdır.

B.Sadık ALBAYRAK - 24 Aralık 2012 - Aydınlık

*********************************************************
Orhan Pamuklara haddini bildirdi!

Törende, Pamuk’un savaş kışkırtıclığına tepki!

Sedat Simavi gecesinde Pamuk’a tepki!


Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin düzenlediği törende, Orhan Pamuk’un Masumiyet Müzesi hakkındaki televizyon programına ödül verilmesi gerginliğe neden oldu. Tepkinin nedeni, Pamuk’un Esad’a gönderdiği açık mektuptu.

{youtubejw width="400" height="320"}BBRue5aL13U{/youtubejw}
Sedat Semavi Ödülleri törenine Orhan Pamuk kavgası damga vurdu. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti( TGC) tarafından bu yıl otuz altıncısı verilen ödüllerin The Marmara Oteli’nde düzenlenen töreninde; televizyon dalında Demet Hasalçin TRT Türk kanalında yayınlanan “Masumiyet Müzesi” adlı programına televizyon dalında ödül verilince Aydınlık gazetesi yazarı Sadık Albayrak tepki gösterdi ve salonda gergin anlar yaşandı.

Ödülü alan Hasalçin’in konuşması sırasında Albayrak, Orhan Pamuk’u kastederek “Masum ama savaş kışkırtıcısı” şeklindeki sözleriyle tepki gösterdi. Albayrak bir yandan salonu terketmek için hazırlanırken salonun ön sıralarından bir davetli de Albayrak’a susmasını ve salondan çıkmasını istedi. Bu sırada salondaki bir başka konuk da “Savaş kışkırtıcısı bir yazarın eserinin ödüllendirilmesini kınıyorum” diyen Albayrak’ın eline vurarak tartışmaya katıldı. Albayrak’ın karşılık vermesiyle sözlü tartışma kavgaya dönüştü. Albayrak, salonu terkettikten sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı.


Aydınlık - 27 Aralık 2012

 

Son Yazılar