ataturk_dusunce_adami225

Terbiye, Eğitim Ve Görgü…

Türk Dil Kurumu Sözlüğü’nün 1456. sayfasında “terbiye” sözcüğünün iki anlamı olduğunu söylüyor.

Sözlükte yer alan birinci anlam: Eğitim almış olma halini kapsıyor.

İkinci anlam ise, Görgü sözcüğü çerçevesinde oluşuyor.

Bu iki anlamı bir pota içinde eritirsek, bir insanın terbiyeli olması demek, [kısaca] iyi eğitim almış, görgülü bir kişi olması demek anlamına geliyor.

Peki, iyi eğitim almak ne demek?..

Ziya Paşa,

- Tahsil cehaleti alır; eşeklik baki kalır,” buyurmuş…

Demek ki insanın öncelikle içindeki eşeği eğitmesi gerekiyor…

Eğitimli olmak demek, insanın kafatasını bilgi deposu haline getirmesi anlamına da gelmiyor.

Bilgiyi sindirmek…

Bilgiyi, kişisel gelişmenin harcı haline getirmek, bilgiden insanlık için yeni yeni değerler üretme enerjisi taşımak ve en önemlisi de, bütün bu saydığımız nitelikleri hayatın pratiğine geçirme yönünde bir eylem tutarlılığına sahip olabilmek!..

İşte budur eğitimli olmak…

Dolayısıyla eğitimli kişi, [gerçekten] aydın kişidir.

Kafası, gönlü, yüreği aydınlanmış kişidir.

Bu anlamda [ve aynı zamanda]  “görgülü” kişidir eğitimli kişi…

Dünyanın türlü türlü gerçeğini, kendi kişisel eğitimi üzerine bina ettiği kişiliğinin potasında öğütüp, yeniden şekillendiren ve ona yeni bir renk, şekil ve doku katabilen bir kişidir…

Terbiyesiz kişi ise, sözünü ettiğimiz bütün bu erdemlerin yanına bile uğramaya niyeti olmayan, “öylesine bir âdem”dir…

“Öylesine bir âdem,” deyip geçmeyin. Zor zanaattır, öylesine bir âdemin hayatı…

İnsan, “öylesine bir âdem” olma gerçeği ile baş başa kaldığında, hali-pür-melali vahimdir; acıklıdır!..

Gümrah bir kahkaha gibi ıslaktır kimliğinin silueti…

İçi boş bir kazan gibidir kafatasının cilalı yüzü…

Gönlünü karalar çalmış, beynini Dolarlar, Avrolar boşaltmıştır.

Gözleri fıldır fıldırdır… Ürkek bir ceylan gibi seker gözkapakları…

Derdi gücü, aklı fikri, amacı hedefi bir koltuktur.

Küçük dünyasının ufkunda makam, mevki, para, emlak yer alır.

Bileşik Kaplar Teorisi insanlar için de geçerlidir. İnsanın kafasında, ruhunda, kişiliğinde boşluk varsa, bu boşluk, bir şeylerle mutlaka doldurulacaktır.

Neyle mi doldurulacaktır?

Ne bulunursa kıyıda köşede, onunla…

Bir koltukla, iki mevki ile, üç makamla ve dört unvanla…

Bundan sonrasının durum vaziyeti kocaman bir “kâh-gidi-kâh-kâh”tan ibarettir.

Kâh gidi kâh kâh!.. Evet.

İyisi mi, biz “terbiye”mizi takınalım.

Ondan hiç ayrılmayalım.

Gerçek bir eğitimden ve nitelikli bir görgüden nasibimizi almayı inatla sürdürelim.


Nokta!

Faruk  HAKSAL - 01 Aralık 2012
http://www.soruyusormak.com/
http://www.dnm-ler.com/

Son Yazılar