butunsehir_yasasi_federal_sisteme_hazirlikmi225

Ankara Barosu’ndan "Büyükşehir yasası" konusunda uyarılar…

BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN’UN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ!

1. TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün onayına sunulan 6 maddelik Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Türkiye Cumhuriyeti devletinin teşkilat şeması ve idare şekli esastan değiştirilmektedir.

2. Kanun, Türkiye’nin bir kısım maddelerine çekince koyarak imzaladığı Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın 5’inci maddesinde belirtilen “Yerel yönetimlerin sınırlarında, mevzuatın elverdiği durumlarda ve mümkünse bir referandum yoluyla ilgili yerel topluluklara önceden danışılmadan bir değişiklik yapılamaz” hükmüne aykırı olarak çıkartılmıştır.

3. Kanunun amacı kamu hizmetlerinde etkinlik ve verimlilik ile demokrasinin ve katılımın sağlanması olarak gösterilmektedir. Kanunla, yerel yönetimlerin ortadan kaldırıldığı ve merkezi idarenin güçlendirildiği izlenimi verilse de, oluşturulan Büyükşehir Belediyelerinin sınırlarının il sınırları olarak belirlenmesi ve yetkilerinin arttırılması, il özel idarelerinin ortadan kaldırılması, Yatırım İzleme ve Koordinasyon Merkezi adı altında yeni bir idari yönetim biriminin kurulması ile Anayasa’da öngörülmeyen bir yönetim modeli yaratılmaktadır. Bu hali ile merkezi yönetimin parçalandığı ve bölgesel merkezi yönetimlerin oluştuğunu söylemek mümkündür.

4. Halkın doğrudan hizmet almasını esas alan hizmette halka yakınlık yani yerinden yönetim ilkesi de bu Kanun ile göz ardı edilmektedir. Büyükşehir sınırlarının il sınırlarına genişletilmesi ile coğrafik açıdan oldukça büyük km2 alanlara yayılmış kimi illerde, merkezden hizmetin halka yayılmasında, mahalle haline dönüşen sınır köylerine hizmetin götürülmesinde güçlüklerle karşılaşılacağına kuşku bulunmamaktadır.

5. Kanun incelendiğinde kamu hizmeti niteliğindeki asli ve sürekli görevlerin artık kamu hukuku ilkeleri ile değil özel hukuk hükümleri doğrultusunda özel sözleşmeli personel eliyle yapılabileceği hükme bağlanmıştır. Bu bakımdan, kamu hizmetlerinin nasıl yürütüleceğini düzenleyen Anayasa’nın 128’inci maddesine de aykırılığı söz konusudur.

6. Kanun, ildeki kamu kurum ve kuruluşlarınca yürütülmesi gereken yatırım ve hizmetlerin tamamen özel bütçeli Yatırım İzleme ve Koordinasyon Merkezi eliyle yürütülmesine ve yapılmasına olanak sağlamaktadır. Bu Merkez, sınırları çizilmeyen olağanüstü yetkilerle donatılmaktadır. Bu hali ile merkezi yönetimin illerdeki yatırım ve harcamaları Büyükşehir Belediyelerine ve Yatırım İzleme ve Koordinasyon Merkezine bırakılmakta, kamu yönetimi sisteminin dışına çıkarılmaktadır.

7. Madencilik faaliyetleri için iş yeri açma ve çalışma ruhsatlarını düzenlemek, elektronik haberleşme altyapısını yapmak ve işletmek, mabetlerin yapımı, bakımı, onarımı, sağlıkla ilgili her türlü tesisin açılması ve işletilmesi, afet riski taşıyan ve can ve mal güvenliği açısından tehlike oluşturan yapılarla ilgili tasarrufta bulunmak gibi uzun süre tartışılması gereken yetkilerle donatılan Büyükşehir Belediyelerinin bu sorumluluğu nasıl taşıyacağı, Kanun’un kesinleşmesi halinde uygulamada ortaya çıkacaktır.

8. 6306 Sayılı Dönüşüm Yasası ile ülkenin her yerinde doğrudan yapılaşmaya giden TOKİ’ye verilen yetkiler gibi Büyükşehir Yasası ile de belediyelere bu sınırsız yetkiler verilmektedir. 2/B Kanunu kapsamında kalan orman köyleri, tüzel kişiliği kaldırılan köyler ve beldelerde yeni yaratılacak arazilerde yapılacak imar uygulamaları ile bugüne kadar bu anlamda iyi bir sınav vermemiş olan Belediyelerin neler yapacağı ise merak konusudur.

9. Kanun kapsamında belirtilen illerde il özel idarelerinin, belde belediyeleri ve köylerin kaldırılması ile yeni bir idari yapı olan Yatırım İzleme ve Koordinasyon Merkezinin kurulması ve büyükşehir belediyelerinin merkezi idare yetkileri ile donatılmış olmasına rağmen, Kanun kapsamı dışında kalan yerlerde İl Özel İdarelerinin devam etmesi köylerin kalması, belde belediyelerinin devam etmesi nedeniyle Türkiye’de anlaşılması imkansız ve Anayasa’ya aykırı ikili bir idari yapı ortaya çıkacaktır.

10. Demokrasinin katılımcı anlayışla, halkın kamu yönetimine doğrudan katılması ve etkin olması ile yürütülmesi olarak gözüken yerel yönetim özerkliği siyasal anlamda üniter devlet yapısı için ciddi bir tehlike oluşturmaktadır. Bu nedenle bu tür düzenlemelerin ekonomik, siyasi, sosyal, hukuki, kültürel tüm detayları ve yönleriyle tartışılması ve ortak aklın bulunması bir zorunluluktur.

11. Kanun, il yönetiminde Yatırım İzleme ve Koordinasyon Merkezi’nin başında bulunacak olan vali ile belediye başkanı arasında coğrafi alanda yetki ve görev çatışmasına yol açabilecek bir düzenlemedir. Seçilmiş, atanmış meselesi yaşanacaktır. Seçilmiş belediye başkanları atanmış valilerin her zaman önünde olacaktır. Bu da genel bir kontrolsüzlük ve genel bir dağınıklığa yol açabilecek ve topluma yansıyacaktır. Bunun ekonomik ve sosyal alanda getireceği sıkıntıları da şimdiden söylemek mümkün değildir.

12. Böylesine önemli değişikliklerin yapıldığı bu Kanun, hiçbir kurum ya da kuruluşla, belediyelerle, meslek odaları ve sivil toplum örgütleri ile ve en önemlisi yerel halk ile istişare edilmeden alelacele TBMM’den geçirilmiştir. İşin ciddiyeti konu anlaşıldıkça ve tartışıldıkça ortaya çıkacaktır.

Ülkenin önemli konularının bu şekilde bir oldubittiye getirilmesi hukuk devleti ve demokrasi adına üzüntü ve endişe vericidir.


Umut ediyoruz ki, toplumun huzuru, ülkemizin geleceği açısından Sayın Cumhurbaşkanımız, Kanunu bir kez daha görüşülmek üzere TBMM’ne göndererek iktidar ve muhalefet partileriyle, ilgili bütün kurum ve kuruluşların diyalog ve uzlaşısına açacaktır.

Ankara Barosu Başkanlığı

İlk Kurşun - 29 Kasım 2012

Son Yazılar