kemalist_devrim225

Sistemin “Kadın Hakları” Riyakarlığı !

25 Kasım kadına yönelik şiddete karşı uluslararası mücadele ve dayanışma gününde, yine uluslararası anlaşmalar ve çalışmalardan söz edilecek.

Devlet ve Sivil Toplumculukla yapılanlar anlatılıp,

Batılı devletlerin sözde sivil vakıflarının fonları ve hükümet protokolleri ile yapılan projelerde istatistikler sıralanacak.

Aile içi şiddet , kadına ve çocuğa yönelik şiddet, kadın cinayetleri, taciz , tecavüz karşısında yasalar ve uygulamalar konuşulacak,

Kaç kadın sığınma evi açıldı, şiddete uğrayan kaç kadına ulaşıldı , ne yapıldı , ne yapılmadı tartışmaları ile havanda su dövülecek !

*** *** ***
“Laiklik elbette elden gidecek” diyen iktidar ve “Laiklik tehlikede değil “diyen muhalefetle Kadın Hakları; insanlığın , aydınlanmanın değerleri ve birikimleri , bilimsellik üzerinden değil, artık gittikçe kurumsallaştırılan hurafelerle açıklanacak.

Gazetelerin 3. sayfasında kadına yönelik şiddet ve cinayet haberleri , teşhir ve teşvikin bütün araçları kullanılarak verilmeye devam edecek.

Diğer ulusal ve uluslararası belirlenmiş gün ve haftalarda olduğu gibi yine, hem adet yerini bulsun , hem de millet kavram kargaşasında boğulsun hesabıyla, kadına yönelik şiddet konusunda sözde farkındalık yaratılırken,

Kadınlar şiddetin her türlüsüne maruz kalmaya devam edecek.

Satılan KİT lerle işlerini kaybeden kadınlar , sosyal ve ekonomik haklarından , kazanımlarından koparılıp evlerine kapatılacak.

Üniversite mezunu genç kızlar , ya sosyal ve sendikal güvencelerinden yoksun bir şekilde taşeronların önüne atılacak , ya da en az 3 çocuk doğurmaya kocaya gönderilip , sezeryanına da kürtajına da karışılacak..

Çocuk gelinleri , kadın cinayetlerini yaratan bataklık , yani feodal yapı , etnik kimlik üzerinden teröre , bölücülük ve gericiliğe tanınan “demokrasi” ile sulanıp tekrar tekrar yeşertilirken,

Cumhuriyet devrimi kazanımları hızla yok edililip, iktidar ve muhalefet elbirliği ile genç cumhuriyetimizi boğazlamaya kalkışan ortaçağ yobazlığı ve mandacılığının temsilcileri ; İskilipli Atıf hoca ve Seyit Rıza’lar kutsanırken, cumhuriyet değerlerini özümsemiş cumhuriyet kadınları ortaçağ karanlığına hapsedilmeye çalışılacak.

Kadına yönelik şiddetin en ağırı olan savaşın kapımızdan içeri girdiği gözlerden kaçırılırken,

Emperyalizmin işgali ve terörü altında bulunan ülkelerde, kadınların yaşadığı her türlü şiddetten söz etmekten özellikle kaçınılacak.

Tayyip Erdoğan Türkiye’yi Nato toprağı yaparken , CHP sözcüsü Faruk Loğoğlu; “Nato ya da Patriot füzelerine de karşı değiliz” diyerek , iktidar ve muhalefetin suç ortaklığı ile Türkiye toprakları savaşa ve şiddetin her türlüsüne açılacak .

Sistem, kadını , erkeği ve çocuğu şiddetinin cenderesinde inletir , ekonomik, siyasal ve sosyal yönden her türlü baskısını kurup , kurumsal hale getirirken , kadının hakkını da biz savunuruz riyakarlığı ile adeta yeniden, yine dalgasını geçecek !

İşte Memleketimde kadın hakları manzaraları .

Böyle olmadı mı , olmaya da devam etmiyor mu ?

*** *** ***
Kadınlar olarak bu olanlara daha ne kadar , ne zamana kadar katlanacağız ?

Haydi kadınlar , tekrar Atatürk Cumhuriyet Devrimimizi kurmaya ve cumhuriyet kazanımlarımızı yeniden elde edip, daha da yükseltmeye .

Bizi mahvetmek isteyen emperyalizm ve işbirlikçileri , emperyalizmin çıkarları için başta Suriye ve diğer komşularımızla ülkemizi savaşa sürüklerken , kadına yönelik şiddetin en vahşisi emperyalist savaşa hayır demek, gayri milli iktidar ve gayri milli muhalefete dur demek için, ulusal bağımsızlığımız için Milli hükümetimizi kurmaya …

Muhtaç olduğumuz güç tarihimizde; Fatma Seherler de , Şerife bacılar da , Gördes li Makbuleler de , Tayyar Rahimeler de , yani Kuvayi Milliye Kadınlarının ruhundadır.

100 yıl önce nasıl yaptıysak, yine yaparız hiç şüpheniz olmasın.

Yeter ki yaparız demek azim va kararında olalım.


Ayşe MERAL - 26 Kasım 2012 - Ulusal Bakış
http://www.ulusalbakis.com/

Son Yazılar