esad_ve_esi_yemek_icin_sirada225

Şam-ı Şerif!

Direkt uçak olmadığı için hafta başında İstanbul'dan Beyrut'a gidip, oradan karayoluyla Şam'a geldim.

Önce Lübnan'daki havayı kokladım ve hep yakından takip ettiğim bu ülkede nelerin olabileceğiyle ilgili meslektaşlarla sohbet ettik. Herkesin ortak görüşü; Lübnan'ın her anlamdaki geleceği Suriye'nin  geleceğine bağlı. Herkesin ortak başka bir görüşü daha vardı: 'AKP hükümeti Suriye konusunda çok ileri gitti.' Bunu söyleyenler aynı zamanda bu durumun bölgesel denklemler açısından başta Türkiye olmak üzere herkes için ne denli risk taşıdığını da anlatıyor. Onlara göre Ankara; Katar, Suudi Arabistan ve Mısır ile birlikte Suriye konusunda mezhepsel davranmaktadır. Mezhepsel söylemler ve davranışlar son dönemde bölgede çok tehlikeli bir boyut  kazanmaktadır. Nedeni de Suriye'deki 'İslami kimlikli' ayaklanma.

*** *** ***
Gelelim Suriye'ye...

Araplar Suriye ve çevresine hep Bilad El-Şam derler. Yani coğrafi olarak Suriye, Lübnan, Filistin, Ürdün ve Irak'ın bir kısmı... Osmanlı ise bu coğrafyaya Şam Vilayeti, başkentine de Şam-ı Şerif demiş. Bu kent Osmanlı deyimlerinde o denli benimsenmiş ki, Şam'ın şekerinden tutun da kayısısına, ipeğine kadar birçok hatırlatma yerleşmiş. Son olarak Başbakan Erdoğan 2009 Ramazanı'nda Şam-Gen'i ilan etmişti. Şam ise Habil ve Kabil'den beri bilinen tarihiyle çok ilginç ve bir o kadar olağanüstü mistik havası olan bir şehir. Şam'a gelip de eski sokaklarında dolaşıp bu şehre aşık olmayanı ben duymadım.

İşte o Şam şimdi çok hüzünlü ve sevenlerine acı veriyor.

*** *** ***
Şam'da bulunduğum birkaç gündür neredeyse her gün bomba yüklü araçlar, zaman ayarlı patlayıcılar ve el bombaları patlıyor. Genellikle el Kaide ve benzeri örgütlerin katilleri rastgele bu patlatmaları yapıyor ve kendilerince şehir sakinlerini terörize etmek istiyor. Gece karanlık basınca yine benzeri silahlı gruplar toplandıkları farklı bölgelerden sağa sola saldırıyor, evleri basıyor, yolları kesiyor, insanları rastgele öldürüyor. Arada bir havan topları önceden belirledikleri hedefleri dövüyor. Devletin ordusu da toplarla, bazen uçaklarla karşılık veriyor. Farklı kaynaklara göre her gün ortalama 100-150 insan ölüyor. Böyle bir ortamda insanlar artık geceleri zorunlu olmadıkça sokaklara çıkmıyor. Sabahlara kadar cıvıl cıvıl yaşayan bu güzelim kentin sokakları neredeyse artık bomboş. Güvenlik güçlerinin devletin önemli binaları önünde aldığı önlemlerden dolayı önemli caddeler kapalı. Halep ya da İdlip'e giden meslektaşlarımızın anlattığına göre orada da durum farklı değil.

*** *** ***
Özgür Suriye Ordusu ve yabancı ülkelerden gelen binlerce radikal İslamcı silahlı militandan halk artık nefret ediyor. Bu 'muhalif' grupların ülkenin geleceğiyle ilgili halka söyleyebileceği hiçbir şey yok. Çünkü onların kafa yapısında ve karanlık dünyalarında böylesi aydın noktalar yok. Ama öldürmeyi çok iyi beceriyorlar. Böyle olunca durum çok daha karmaşık bir hal alıyor. Göreceli olarak uluslararası alanda çözüme yönelik çabalar, bildik devlet ve güçlerin engellemesiyle sonuç vermiyor. Ortada bölgesel ve global anlamda çok büyük ve pis bir oyun oynanıyor. Terör ve teröre bağlı gündem kendini bir ülkede ya da toplumda zorunlu kabul ettiriyorsa o zaman konuşulacak çok fazla bir şey kalmıyor. Biz Türkiye'de bunları yaşadık, azalmasına rağmen zaman zaman da yaşıyoruz. Bir zamanlar 'Yazık oluyor Türkiye'ye' dediğimiz şeyleri şimdi Suriye için söylüyoruz. Şam-ı Şerif bunu hak etmiyor.

İtiraf edeyim, Emevi Camii avlusunda 2 bin yıllık duvar kabartmalarına dalarken gözyaşlarımı tutamayıp ağladım.

Ağladığım o gece çok hüzünlü bir dolunay vardı ve eminim beddualar yerini bulmuştur!

Hüsnü MAHALLİ - 05 Kasım 2012 - Akşam

Son Yazılar