ocalan_hakan_fidan3_225

Yalnızca ASALA ve PKK mı kol kola?

Azerbaycan'ın Macaristan'daki Budapeşte Büyükelçiliği'ne; Ermeni milliyetçilerinin kurduğu, Türkiye'nin de çok çektiği terör örgütü ASALA'nın gönderdiği mektubu anımsarsınız.

Türkçe kaleme alınan mektup, 'tehdit' içerikliydi ve 1915 olaylarında 600 bin Ermeni'nin öldürüldüğünü öne sürerek, öldürülen Türk sayısını 40'tan 600 bine çıkartacaklarını söyleyen satırların yanı sıra, "PKK'nın silahlı hareketine destek ve direktif vererek Türklerden intikamın fazlasıyla alındığı"nı açıklıyordu. Mektubun en önemli satırı da buydu bana göre.

Var olan kanlı ittifakı bizler zaten biliyoruz. Devlet de biliyor. Ancak anlamak istemeyenler ya da kabul etmeyenler için bu satırlar itiraf niteliğindedir. Artık kimse yadsıyamaz; ASALA, PKK'ya direktif verebilecek kadar terörün içindedir.

Unutanlar için ASALA hatırlatması: İngilizce, 'Armenian Secret Army for the Liberation of Armenia' (Ermenistan'ın Kurtuluşu için Ermeni Gizli Ordusu) tamlamasının kısaltılmasıdır. 1973 ve 85 yılları arasında Türkiye başta olmak üzere 16 farklı ülkede, Türk ve diğer mülki ve diplomatik hedeflere karşı terör eylemlerinde bulunmuş aşırı milliyetçi Ermeni terör örgütüdür. 1975 yılında Lübnan İç Savaşı esnasında, Beyrut şehrinde, sempatizan Filistin Halk Kurtuluş Cephesi'nin yardımıyla Agop Agopyan tarafından kuruldu.

ASALA, özellikle bağımsız bir Ermenistan kurmak, sözde Ermeni Soykırım iddialarını Türkiye Cumhuriyeti hükümetine kabul ettirmek, tazminat ödettirmek ve iddia edilen Ermeni vatanına topraklarını devrettirmek için kanlı eylemler gerçekleştirdi. O dönem, Yunanistan ve Suriye istihbaratlarından her türlü eğitim, öğretim ve lojistik destek kolaylıklarından da yararlandığı da bilinmektedir. 1985 yılından sonra kayda değer bir terör eylemi gerçekleştiremeyen ASALA -Ermeni teröristler-, 21 ülkenin 38 kentinde, 39'u silahlı, 70'i bombalı, biri de işgal şeklinde olmak üzere toplam 110 terör olayı gerçekleştirmiş, bu saldırılarda 42 Türk diplomatı ile 4 yabancı uyruklu kişi hayatını kaybetmiştir. 15'i Türk, 66'sı yabancı olmak üzere 81 kişi de yaralanmıştır. Yakın tarihimize baktığımızda ASALA'nın ülkemiz içindeki ilk terör eylemi olarak, 7 Ağustos 1982 tarihinde, Ankara Esenboğa Havalimanı'nda gerçekleştirdiği bombalı saldırı olduğunu görüyoruz. Bu saldırı sonucunda 9 kişi hayatını kaybederken 72 kişi de yaralanmıştır. Amerika kaynaklarına göre; 1968 yılından itibaren ASALA, 84 olayda 299 kişiyi yaralamış, 46 kişiyi de öldürmüştür. Terör örgütünü anlatan kaynaklarda, örgütün 1983 Paris Orly Havaalanı saldırısından sonra ufak guruplara bölündüğü, zaman içinde örgüt içi çekişmelerin ortaya çıktığı ve kurucuları Agop Agopyan'ın öldürülmesinden sonra tarih sahnesinden çekildiğini yazmakta...

Gerçekte ise tarih sahnesinden çekilmeyen Ermeni terör örgütü ASALA, büyüyen dış dünyanın tepkileri üzerine 1980'li yıllarda yöntem değiştirerek, PKK terör örgütü ile işbirliğine gitmiştir. Eruh ve Şemdinli (1984) baskınlarıyla sahneye itilen PKK'nın ardından ASALA geri planda kalmayı tercih etmiştir. Aşırı Ermeni milliyetçisi terör örgütü ASALA ve PKK ilişkisini bize gösteren olaylara baktığımızda; Ermenilerin sözde katledilme günü ilan edilen 24 Nisan'ın PKK tarafından anılması ve 21-28 Nisan 1980 tarihinin de PKK tarafından 'Kızıl Hafta' ilan edilmesi, 8 Nisan 1980'de, ASALA ve PKK'nın Sidon kentinde (Lübnan) gerçekleştirdikleri ortak basın açıklaması, bebek katili Apo'nun, Ermeni Yazarlar Birliği'nce; 'Büyük Ermenistan Hayali fikrine olan katkılarından dolayı' onur üyeliğine seçilmesi ve yapılan baskınlarda ele geçirilen belgeler sonucunda Bekaa ve Zeli kamplarında, Ermeni terör örgütü ASALA ile bölücü terör örgütü PKK militanlarının birlikte eğitildiklerinin ortaya çıkmasını görmekteyiz.

''Bugün Türklerin elinde olan topraklar, yarın Ermenilerin olacaktır!'' sözü, 6-9 Ocak 1993 tarihinde Beyrut'ta bulunan iki ayrı kilisede düzenlenen ve Lübnan Ermeni Ortodoks Başpiskoposu, Ermeni Parti yetkilileri ile 150 gencin katıldığı toplantı ve toplantı sonunda alınan kararlardan bir tanesidir. On'dan fazla başlık içeren karar metninde; ''Türkiye'de -PKK terör örgütü ile yapılan mücadele kastedilerek- iç savaş devam edecek. Türk ekonomisi sıfır noktsına gelecek ve vatandaşlar baş kaldıracakladır. Türkiye bölünecek ve Kürt devleti kurulacaktır. Ermeniler Kürtlerle olan ilişkilerini iyi bir şekilde yürütmeli ve Kürtlerin mücadelelerini desteklemelidir.'' gibi maddeler bulunmaktadır.

Türkiye düşmanları bir saniye bile boşa zaman harcamamış, 1987 yılında -bölücü terör örgütü PKK ile Ermeniler arasında- bir anlaşma yapılmış ve ortaklaşa kararlaştırılan hükümlerde birlik sağlanmıştır.

Anlaşmada; ''Ermeniler PKK terör örgütü içinde eğitim faaliyetlerinde bulunacaklar. PKK terör örgütüne her yıl için adam başına 5.000 ABD Doları ödenecek. Ermeniler küçük çaplı eylemlere katılacaklar.'' denilmektedir.

Yapılan anlaşmanın devamında örgüt içerisinde Ermenilerin sivrilmeleri üzerine, PKK-ASALA ilişkilerinden sorumlu Hermez Samurouyan adlı şahısla birlikte 18 Nisan 1990 tarihinde yapılan toplantıda yeni kararların alındığını görüyoruz. Buna göre; ''PKK ve ASALA terör örgütleri artık ortak yönetilecek. Muhtemel devrimden sonra elde edilen topraklar eşit olarak bölüşülecek. Kamp masraflarının yüzde 75'ini Ermeniler karşılayacak. Türkiye'deki metropol şehirlerde eylemler yapılacak.''

Yıllarca canımızı yakan terör örgütüyle kol kola giren ve Türklere beslediği kin ve nefrette sınır tanımayan Ermenilerin, PKK terör örgütünün Avrupa temsilcilerinden bir grupla, PKK terör örgütü mensuplarının Kars bölgesinden Ermenistan'a rahatça girip çıkmaları için anlaşma yaptığı, barınma imkanı ve maddi-manevi destek sağlayıp, faaliyetlerini sürdürmelerine yardım ettikleri de bilinmektedir...

Yani bu gün Suriye'nin teröristlerine, muhalliflerine Ak hükümet nasıl kucak açtıysa, Ermeniler de bölücü terör örgütü PKK mensuplarına aynı şekilde kucak açmış durumdalar...

Bu yakınlaşma ve birliktelik Ermenistan ve PKK ile sınırlı değil kuşkusuz. Ortadoğu'da yeni bir harita isteyen yayılmacı (emperyalist) güçlerin katkılarını görmezden gelmek saflıktır. Yurttaşların artık çok iyi bildiği BOP, bölgemizde yeni bir haritayı gerçekleştirmeye hizmet eden projedir ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin başbakanı da; -kendi deyimiyle- bu projenin 'Eşbaşkan'larından birisidir. Son yıllarda artan şehit sayımız bize; 'Ne yaparsanız yapın! Bitsin bu ölümler!' dedirtmeye hizmet etmekten başka bir amaç da taşımamaktadır.

Ucube bir 'Açılım Paketi' çerçevesinde, Oslo'da 2005 yılında PKK ile masaya oturan hükümet -önce bunu yalanlayan, 'Terör örgütüyle masaya oturdu' diyenlere; 'Alçak, müfteri, şerefsiz' diyen, bu günlerde masaya oturduklarını itiraf eden- Oslo Süreci kapsamında, 'Habur Rezaleti'yle tanışmamıza zemin hazırlamıştır. İmralı canisini direkt muhatap alan hükümet, Habur'la yetinmemiş, bir sürü teröristi, katili hapishanelerden çıkartmıştır. 'Caninin ev hapsine çıkması an meselesi' iddialarına da sessiz kalmaları, 'Acaba bu söz de mi verildi?' sorusunu sormamıza neden olmaktadır ya... Neyse...

Hükümetin üstün gayretleriyle, yeni Anayasa metninde garanti altına alınmak istenen, 'Yerel Yönetimler Yasası' ile de 'Eyalet'leşmenin temelleri atılmak istenmektedir.

Ulusal bütünlüğümüzü dokuz parçaya ayıracak olan bu adımlara; hemen hemen her gün yenileri gelen şehitlerimizin acısıyla, halkın sessiz kalacağı hesap edilmektedir. Bir bakıma KKTC'de yürütülen; 'Ver, Kurtul!' siyaseti Doğu ve Güneydoğu bölgelerimiz için de yürütülmektedir.

Önce eyaletlere bölünmüş topraklar, ardından bağımsızlığını istemek için ayaklanacak olan eyaletler....

Bu aşamaya gelmek için, yollarında 'engel' oluşturacak kimler varsa, ya Ergenekon teröristleri iddialarıyla ya da 'Darbeci' ilan edilerek etkisizleştirilmiş, ülke hiç olmadığı kadar kamplara ayrıştırılmış, vatanın kaleleri birer birer dönüştürülmüştür. Belli bir misyonun adım adım gerçekleştiğini gören ve ulusal bütünlüğümüzü önemseyen yurtseverler, bu gidişten oldukça rahatsızdır.

Eşsiz vatan topraklarımızda Ermeniler; 'Bugün Türklerin elinde olan topraklar, yarın Ermenilerin olacaktır!' rüyasını görürken, İsrail, Büyük İsrail Devleti'nin, kan emici yayılmacı ülkeler yeni sömürgelerin, çok uluslu dev şirketler de zengin yeraltı kaynaklarına sahip olmanın rüyasını görmektedir...

Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir. Artık bu ülkenin halkı bir karar aşamasındadır.

Olanı biteni ya sessizce onaylayacaktır ya da Misakı Milli sınırlarımızı korumanın derdine düşecektir!

Elçin ALPTEKİN - 03 Ekim 2012 - Kemalistler

http://www.kemalistler.net/

Son Yazılar