hayrullah_mahmud_ozgur3_225

Türkiye'yi ‘Yugoslavyalaştırma’ Anayasası?!

Tarih: 1 Eylül 2012

Gündem: Yeni Anayasa!?

Bu kapsamda derinliği olan bir kitap.


*** *** ***
Kitabın adı : Anayasal Yurtseverlik

http://www.dr.com.tr/Kitap/Anayasal-Yurtseverlik/Jan-Werner-Muller/Arastirma-Tarih/Politika-Arastirma/Politika/urunno=0000000407391

Yazarı: Jan - Werner Müller

Çeviri: A. Emre Zeybekoğlu

Dost Kitabevi

Mayıs 2012, Ankara

138 sayfa

9,50 TL

(...)

ARKA KAPAK: Günümüzün liberal demokrasileri için yepyeni bir yurttaşlık teorisi sunuyor Jan-Werner Müller. Liberal ulusçuluk ve kozmopolitanizm çevresinde kurulu tüm yerleşmiş fikirleri redderek özgün anayasal değerler ve evrenselci normlar temelinde bir siyasi aidiyet tartışması öneriyor. Bir taraftan demokratik meşruiyetin önkoşullarıyla ilgili kimi esasları tanımlayan, bir taraftan da Avrupa Birliği ve Birleşik Devletler gibi örnekler üzerinden güncel uygulamalara dikkat kesilen bir inceleme Anayasal Yurtseverlik. Günümüz devletlerinin çokkültürlü yapısı üzerinden göçmen politikaları ve sivil erk gibi hayli hassas konuları da yeni bir entelektüel kavrayış ve tarihsel duyarlılık merkezinde ele alıyor.

"Anayasal yurtseverlik tartışmasının hem politik hem de entelektüel-tarihsel bağlam içinde açıklığa kavuşturulduğu daha açık ve daha titiz bir inceleme bilmiyorum. Jan-Werner Müller'in bu başat kavrama getirdiği usta işi yorum konuyu birçok yanlış anlamadan arındırıyor."

Jürgen Habermas

(...)

Sayfa 14:

Anayasal yurtseverlik fikri şimdiye dek değişken bir talihe nail oldu. Savaş ertesinde doğru, Almanya'yı böldü ve çoğunlukla "münasip" bir ulusal kimlik için zayıf bir ikame kavram - ülkenin birliğini sağlamasından sonra fazlasıyla ağdalı bir kavrama dönüşecek olan bir ikame kavram olarak görüldü.

(...)

Sayfa 16:

Örneğin; Bosnalı Müslümanlar'ın başkanı açıkça "Pan - Boşnak" bir anayasal yurtseverlik için çağrıda bulunmuştu.

(...)

Sayfa 17:

Kısacası, soykütüksel eleştiriye göre, anayasal yurtseverlik bu durumda evrenselci bir tebdili kıyafet altında boy gösteren ve "Avrupalı anayasal yurtseverlik" savunucularının arzu ettikleri gibi bütün Avrupa'ya hileyle kabul ettirilebilecek bir tür hususiyetçiliktir (particularism). Velhasıl, Thomas Mann'ın kabusu - yani Avrupalı bir Almanya'dansa, Alman bir Avrupa- tuhaf bir kılık altında gerçekleşiyor olabilir."

(...)

Sayfa 18:

Başka bir deyişle "insanlar" kendilerini yalnızca İngiliz ya da Hintli ya da İrlanda kökenli Amerikalı ya da Sırp asıllı Boşnak vs olarak hissetmek istiyorlar, "anayasal yurttaşlar" olarak değil.

(...)

Sayfa 19:

Dönüş teorileri (sipn theories)...

(...)

Sayfa 22:

Diğer bir deyimle ve zamanımızın en yaygın klişelerinden birinin tersine, her "kimlik" öncelikli olarak bir "Öteki" aracılığı ile "kurulmak" zorunda değildir.

(...)

Sayfa 25:

"İnsan" grçekte "Almandır".

Marx, Alman ideolojisi

(...)

Sayfa 26:

Anayasal Yurtseverliğin Almanların

Suşluluk Ruhundan Doğuşu:

Özgür İletişimden Cumhuriyetçi Sadakate

(...)

Sayfa 51:

Ülkenin ardında eski "Devlet" dikildiğinde, adalet çok uzakta demektir. Yurtseverliğin modern şeklinde adaletin oynayacak fazla bir rolü yoktur ve her şeyden öte adalet ile yurtseverlik arasında bir ilişki kurmak için cesaret verecek hiçbir şey henüz söylenmedi.

Simone Weil, The Need for Roots

(...)

Sayfa 100:

Bosna'da 1990'ların başından ortasına dek sürmüş olanlara karşı kolektif körleşme (ve utanç), yakın geçmişte yer alan "ulus - aşırı hatıraya" bir örnek olarak gösterilebilir. Avrupa'nın müdahale etmekte gönülsüz davranmakla kendi liberal ideallerine ihanet etmiş olduğu konusunda "örtüşen bir ahlaki mutabakat" (overlapping moral consensus) oluşmuş gibi gözüküyor. Tabii burada "Avrupalı" ile "uluslararası" arasında birçizgi çekmek zor ama Yugoslavya Savaşları'nın başında AB temsilcilerinin bunun "Avrupa'nın zamanı" olduğunu ne kadar ateşli bir biçimde savunmuş oldukları düşünülürse, bunun ardından gelen fiyaskonun sorumluluğu, en az AB kadar, Birleşmiş Milletler'e veya münferit ülkelere de yüklenmelidir.

(...)

Sayfa 124:

Bizzat "Ötekilik" hakkının uygulanması (diyelim isterseniz), "Ötekilerden" oluşan bir kuruluşun kararına bağlı olacaktır.

(...)

Sayfa 131:

Floransa Cumhuriyeti'ne dönemeyiz ama aynı zamanda ulusçuluğu anayasal demokrasi açısından güvenli kılmak için, diyelim ki, ideal liberal ulusçu bir Britanya ya da Kanada'nın üzerini kaplayan varağa da güvenemeyiz.

(...)

Sayfa 136:

Anayasal yurtseverlik, tam tersine, hem eleştirel düşünce hem de karmaşık duygusal bağlılıkla ilgili bir sürecin bunu güçlendirebileceğini iddia eder. Bu, her halukarda, anayasal yurtseverliğin vaadi - ve bazılarına göre, muhtemelen tehlikesidir.

*** *** *** *** *** ****

Bu kapsamda birkaç satır daha:

Neyin, neden olamayacağını görmek için, "deneme / yanılma metodu" üzerinden zaman israfına gerek yok.

Türkiye'yi kim ya da kimlerin 'Yugoslavlaştırmak" istedikleri de ortada.

Mazi kalpte bir yaradır.

Demem o ki:

AKP'nin ve/veya Çiçek'in yeni diye "vizyon"a sokmaya çalıştığı "ak anayasa", Neo Yugoslav Anayasası!

Yugoslavya'yı parçalayan iç savaşı tetikleyen anayasal başkalaşma süreci!

Demem şu ki:

Türkiye'nin "Yugoslavya'laştırılması süreci"nin içinden geçiyoruz.

BOP'eşbaşı AKP & Gülen organizasyonu, bu kaotik süreçte, küresel sermaye adına "Çetnik"liğe soyunabilir.

Ne var ki, yaşadıkları büyük drama saygı duymakla beraber, bizler "Müslüman Boşnak" değiliz.

Namımızı en iyi Avrupa'nın en zalim ırkı "Sırp"lar bilir.

Türk, Hakk yolunda "Adalet" için "Vatanının bölünmez bütünlüğünü tesis için" zulmetmeye karar verir ise Sırp'ınki devede kulak kalır.

Kaldı ki, bunu görmek, anlamak için biraz tarihsel bilgi, duygu fırtınası kafi'dir.

Sözün özü:

Eşek ile At'ın çiftleşmesinden "Katır" (AKP & Gülen)dünyaya gelir.

Katır'ın inadı Eşek'ten geçmedir.

Sen / Siz, "Eşek" olduktan sonra, inat etseniz de semer vuranınız çok olur.

Eşek, eşek olduğu için, hiçbir zaman kimin semer vurduğu da önemli değildir.

Küresel aksta, akıntının yönü değişti.

Neo Avrupa'daki şikeli iç savaş kapsamında, yeni dünya'nın "Eşek"ine yeni semer vuruldu.

Kimin vurduğu da sır değil.

Netice:

BOP'un Katırı'nın sır gibi sakladığı "Anayasa", işte bu anayasa!

*** *** *** *** *** ****

Ve...

Son olarak...

"Anayasa, milletin tamamıyla arzularını ve meclisin mahiyetini ve gerçek şeklini gösterir bir kanundur."

Başkomutan (Mareşal) Mustafa Kemal Atatürk

21 02 1921, TBMM

(...)

“Bu demokratik rejim istikametinden ayrılıp baskı rejimi haline götürmek tehlikeli bir şeydir. Bu yolda devam ederseniz, ben de sizi kurtaramam. Şartlar tamam olduğu zaman milletler için ihtilal meşru bir haktır.”

İsmet İnönü

(...)

Nokta.

Hayrullah Mahmud ÖZGÜR - 01 Eylül 2012 - GavurEge

http://gavurege.com/webroot/

Son Yazılar