chpde_bir_akpkkli_kilicdaroglu225

Ulusalcıları kafatasçı ve faşist ilan edip CHP'den kovdular!

CHP Milletvekili Hüseyin Aygün, 17 Ağustos günü, CHP içindeki ulusalcıları "kafatasçı" olmakla suçladı.

"Ulusalcı kafatasçılarla bu iş olmaz" dedi.

Pası alan Hikmet Çetinkaya, 18 Ağustos günlü Cumhuriyet gaz tenekesindeki köşesinde:

"Kendilerini ulusalcı gören faşist kafalar CHP'den çekilip gitsin" buyurdu.

*** *** ***
Kılıçdaroğlu, Hüseyin Aygün'ün sözde kaçırılıp bırakılmasından sonra yaptığı açıklamaları sahiplenmişti.

CHP Genel Başkanı'nın kendisini sahiplenmesinden cesaret alan Aygün, bir adım daha ileri giderek şunları söyledi:

"Genel Başkan'ın bu açıklamalarımın arkasında olduğunu söylemesi iyi oldu.

CHP, nasıl yürüyeceğini göstermiş oldu; ulusalcı, kafatasçı kişilerle, onların yapacağı eleştirilerle yürünemeyeceğini göstermiş oldu.

Bağımsız siyaset yapmayı düşünmüyorum.

CHP, "Yeni CHP" olmazsa, Meclis'te de kalmam. Bırakırım siyaseti."

Aygün yoruma gerek olmadan, açıkça şöyle demektedir:

CHP Genel Başkanı, ulusalcı, kafatasçı kişilerle yürünemeyeceğini göstermiş oldu.

Kılıçdaroğlu "Hayır, ben böyle demek istemedim, partimin içindeki bazı kesimleri ulusalcı, kafatasçı olarak suçlamadım, onlarla yürünemeyeceğini söylemedim.

Aygün'ün açıklamalarının arkasında olduğunu söylemekle bunları demek istemedim. Aygün beni yanlış anlamış." demedi.

Hiç bir şey söylemeyerek duruşunu belli etti.

Sükut ikrardan gelir. Türkçesi: Susmak, kabullenmek anlamındadır.

CHP Genel Başkanı Bay Kemal, dolayısıyla CHP, Aygün ve Çetinkaya'nın tarafında, dolayısıyla "ulusalcı kafatasçı ve faşist" Atatürkçülerin tam karşısındadır.

*** *** ***
CHP içindeki Atatürkçülerin yaptıkları konuşmaların, CHP yönetimi nezdinde gazoz kapağı kadar bile değeri yoktur.

Bay Kemal, onları oy kaygısı ile Atatürkçü tabana karşı göstermelik olarak kullanmaktadır.

Kovuldunuz, artık CHP'yi terk ediniz, Altı Ok'un savunulduğu saflara katılınız değerli Atatürkçüler.

"Nereye gidelim" sorusu anlamsızdır. Nereye gidilmesi gerektiğini çok iyi biliyorsunuz.

*** *** ***
Dilek Akagün Yılmaz, Mehmet Şevki Kulkuloğlu gibi CHP Milletvekilleri ve Şahin Mengü gibi eski Milletvekilleri, Aygün'ün açıklamalarını "kabul edilemez" bulduklarını söylemişlerdi.

İşte Aygün, bu Atatürkçü kişileri "kafatasçı" olarak, Cumhuriyet gaz tenekesi yazarı Çetinkaya da "faşist" olarak nitelemektedirler.

Hikmet Çetinkaya, kendisine ulusalcılığın faşistlik değil, Atatürk Milliyetçiliği olduğunu hatırlatan Kayhan Kantarlı'ya gönderdiği cevabi e-postada:

"Sözüm ulusalcılık maskesiyle dolaşan, oylarını CHP ye değil MHP'ye veren, ırk, din, mezhep, renk ayrımcılığı yapan sahte ulusalcılara"

diyerek kıvırmaya çalışsa da, Aygün'e karşı çıkan CHP Milletvekillerinin MHP eğilimli değil, aksine Atatürkçü olduklarını herkes çok iyi bilmektedir.

Dilek Akagün mü, Kulkuloğlu mu, İsa Gök mü, Kemal Anadol mu, Şahin Mengü mü MHP eğilimlidir? Çetinkaya kimseyi kandıramayacaktır.

*** *** ***
Aygün, bırakıldıktan sonra ne demişti de ulusalcı CHP'liler eleştirmişlerdi?

Buyurun okuyalım:

"Örgüt siyasi propaganda yaptı. Dağdaki saatler boyunca son derece saygılı davrandılar.

Bu eylemi yapan arkadaşlar bu ülkenin genç arkadaşları. Ölen bütün çocukların bu ilkenin çocukları olduğunu, savaşın gereksiz olduğunu söylediler.

"Biz de yürüttüğümüz mücadelenin çok anlamsız olduğunu biliyoruz" dediler.

Bana bağımsız milletvekilliği yapmamı söylediler.

CHP'nin izlediği politikaların, Kürt sorununun çözümü yönünde de olumlu olduğunu, dikkatle izlediklerini ve beğendiklerini, ama bütün partilerin daha fazla çaba harcaması gerektiğini söylediler.

Giderken sarıldılar öptüler. "Burada bulunan kardeşlerini, unutma abi" dediler.

Askeri çözümü asla, başından beri onaylamadığımızı, barışçıl ve siyasi çözümü istediğimizi, bizzat Sayın Genel Başkanımızın "Akil İnsanlar Komitesi" önerisiyle göstermiş olduk.

Önümüzdeki haftalarda CHP, Kürt sorununa dair daha ayrıntılı bir plan açıklayacak."

Kılıçdaroğlu, işte bu sözlerin arkasında olduğunu söyledi.

Böylece, Kılıçdaroğlu, Amerika'nın Büyük Ortadoğu Projesi'nin, yani Büyük Kürdistan Projesi'nin Eşbaşkanı olan Tayyip Bey'in taşeronu olduğunu bir kere daha teyit etmiş oldu.

CHP, başka bir partiye, Yeni CHP'ye dönüşmüştür. Orada artık ulusalcıların, yani Atatürkçülerin sözü geçmeyecektir.

*** *** ***
Hüseyin Aygün, CHP'yi "Yeni CHP" yapma yolunda kullanılmak üzere Milletvekili yapılmıştı.

"CHP, yeni CHP olmazsa siyaseti bırakırım" diyerek, bu görevini açıkça ilan etmiştir.

Aygün, aday olduğu günlerde şöyle demişti: (3 Mayıs 2011)

"CHP üyesi olmadığım gibi, CHP'ye adaylık başvurusu da yapmamıştım.
Sosyalist soldan gelen bir insan olarak adaylık teklifini Kılıçdaroğlu'ndan aldım.

Sayın Genel Başkanımızdan Alevi, Dersim ve Kürt sorunlarında "yeni bir dönem" açılacağı ve genel olarak ülkedeki siyasal havayı özgürlük ve eşitlik ilkeleri doğrultusunda dönüştürme yönünde işaretler aldığımdan ötürü bu teklifi hiçbir tereddüt göstermeden kabul ettim"

"1938'in katliam olduğu resmen kabul edilmeli,

Dersimliler'den özür dilenmeli, Seyid Rıza'nın itibarı geri verilmeli"

Hüseyin Aygün, Atataürk düşmanı ve bölücü fikirleri CHP içinde yayması için Kılıçdaroğlu tarafından bilinçli olarak aday yapılmıştı.

Onun her sözünü itirazsız kabul etmesi ve arkasında durması çok doğal.

*** *** ***

cumhuriyet_size_boykot_yakisir2_225

Hikmet Çetinkaya, 18 Ağustos günlü Cumhuriyet gaz tenekesindeki köşesinde, bölücü bir anayasa yapılarak özerklik ve federasyonun yolunun açılması için CHP'nin AKP ve BDP ile anlaşması gerektiğini şu veciz sözlerle ifade etti:

"Laik demokratik cumhuriyeti elbet yaşatacağız... Elbet Aydınlanma devrimini savunacağız...

Bunları yaparken, PKK’nin silahı bırakması için duygusal kopuşa, ayrışmaya son vermek gerekir...

Bunun adresi güvenlik güçleri, yargı değil TBMM’dir...

AKP, CHP ve BDP ortak bir çizgide isterlerse buluşabilir.

Kimse kan gölünden rant sağlamaya kalkmasın...

Şu faşist kafalar da CHP’den çekilip gitsin!

Kimse de CHP’nin sosyal demokrat bir parti olduğunu unutmasın!"

İhaneti "laiklik ve aydınlanma devrimi" soslarına batırıp Atatürkçülere yutturmaya çalışan Çetinkaya, sosyal demokrasinin ne olduğunu da böylece iyice açıklamış oldu.

CHP içindeki Atatürkçüler umarım artık uyanırlar, "sosyal demokrasi" kefenini yırtıp atarlar, yeniden Kemalizme dönerler.

*** *** ***
Çetinkaya,  aynı yazısında:

"Baskıcı Esad rejimi El Kaide ile yıkılmaz. Toplumsal baskı gerekir"

diyerek Amerika'ya akıl vermektedir.

Toplumsal baskı her şeye kadir imiş.

Öyle ki, PKK Hüseyin Aygün'ü toplumsal baskı sonucu bırakmışmış. Yersen.

Çetinkaya, yazısının başında, Hüseyin Aygün'ü kafatasçılara karşı şöyle savunuyor:

CHP içindeki “etnik ve mezhepçi damar” harekete geçmiş, bağırıp çağırıyor:

“Milletvekili Aygün’ün siyasi çizgisi Atatürk’ün partisi CHP’yle örtüşmüyor...”

Bunları yapanlar bana hiç yabancı değil.

Irkçı bir kafa taşıyan, özünde faşist, kendilerini “ulusalcı” olarak gören kafalar.

Çetinkaya, "etnik ve mezhepçi damar" suçlamasını yaparken belden aşağı vurmaktadır.

Hüseyin Aygün Alevi olduğu için, Çetinkaya, ona karşı çıkan ulusalcıları "Alevi düşmanı" olarak, "mezhepçi" olarak  göstermek istemektedir.

Ulusalcılar mezhepçi değildir, laiktir. Hikmet Çetinkaya'nın bu bel altı vuruşu midemi bulandırdı.

Atatürk'ü Alevi katliamcısı göstermek, bir Aleviye yakışmaz.

Benim gözümde Aygün düşkündür, Aleviler arasında Atatürk düşmanlığı yaymak isteyen bir kişi, Alevi olamaz.

*** *** ***
Kemal Anadol'un "Ege'de Son Söz"e açıklaması:

"Hüseyin Aygün’ün söylediklerine gelince;

Daha Foça’da 2 Mehmetçiğin şahadetinin üzerinden bir hafta bile geçmeden onları öldüren örgüt mensuplarına ‘arkadaş’ sıfatının yakıştırılmasını kabul etmem mümkün değildir.

Bir milletvekilini kaçırmaya cüret edebilen örgüt militanlarına hem de kaçırılan milletvekilinin ‘arkadaş’ demesi benim ahlak ve siyaset anlayışıma sığmaz.

Militanların barış istemlerine gelince; Bu dileklerini kaçırdıkları milletvekili yerine örgütün yönetim kadrolarına iletmeleri gerekir."

Bu sözlerin neresi faşistlik, neresi kafatasçılık, neresi mezhepçilik? İnsanda biraz utanma olur.

Ali Serdar BOLAT - 22 Ağustos 2012
http://aliserdarbolat.blogspot.fr/

**********************************************************************************************************

Hüseyin Aygün : CHP’deki ulusalcı kafatasçılarla bu iş olmaz!

CHP Milletvekili Hüseyin Aygün’ün bırakıldıktan sonra yaptığı açıklamalar parti tabanından tepki çekerken başta CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve “Yeni CHP” kadrolarınca sahiplenildi. Aygün’ün, daha önce de, “Dersim katliamının sorumlusu CHP’dir. Atatürk de haberdardır” sözleri tepkiye neden olmuştu

CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün’ün serbest bırakılmasının ardından yaptığı açıklamalara gelen eleştirilere yanıt veren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Aygün’ün arkasında olduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu, “Kaçırılan bir milletvekilinin yaşadıklarını anlatmasında ne var? Bu bir CHP söylemi de değil. Ama bir yanlış da bulmuyorum. Milletvekilimizin arkasındayım” dedi.

Yeni CHP’deki “Kürt açılımı” ve “Akil adamlar” projesinin mimarlarından olan Hüseyin Aygün’ün açıklamalarıyla ilgili Hürriyet gazetesine konuşan Kılıçdaroğlu, “Aygün’ün söylediklerinde yanlış bir şey, parti ilkelerinize aykırı bir şey var mı?” sorusuna ise şu yanıtı verdi: “Hayır. Aygün yaşadıklarını anlatıyor. Kaçırılan bir milletvekilinin yaşadıklarını anlatmasında ne var? Bu anlatım parti ile alakalı değil. Parti ile alakalı bir duruş değil. Bu bir CHP söylemi de değil. Sanki CHP söylemi gibi anlatmak yanlış, söylem CHP söylemi değil. Ama bir yanlış da bulmuyorum. Şimdi onun kaçırılmasını, bir milletvekilinin kaçırılmış olmasını, bunun milletvekili ve Türkiye üzerindeki travmasını düşünmeden bunları yapmak, konuşmak, bütün bunlar yanlış. Buradan CHP’yi parçalama girişimi yapılmak isteniyor. Bunu başaramazlar. Milletvekilimizin arkasındayım. İnsani bir duruş ve anlatım gerçekleştirmiştir.”

‘Barış mesajı verdi!’

Hüseyin Aygün’ün yaptığı açıklamalara partisinden bir destek de CHP İzmir Milletvekili Rıza Türmen’den geldi. Türmen, Aygün’ün “barışçı mesajlar” verdiğini söyledi. Dün Habertürk gazetesine konuşan Türmen, “Bu mesajın doğru algılanması lazım. Kaçırılmış olmasına rağmen böyle bir mesajı vermiş olması da ayrıca üzerinde durmaya değer bir şey. Yani hürriyetinden yoksun bırakıldıktan sonra böyle bir mesajı verebilmesi de Hüseyin Aygün’ün ne kadar barışçı, ne kadar yapıcı bir zihniyete sahip olduğunu gösterir” ifadelerini kullandı.

Taraf’tan mesaj!

Dünkü Taraf gazetesine Aygün’ün “dağları özlemişim” sözleriyle ilgili, “Dağları özlemek” başlıklı bir yazı yazan CHP İstanbul Milletvekili Binnaz Toprak da, “Kürt sorunu nasıl mı çözülür? Hep birlikte dağları özlediğimizde. Hep birlikte “Yaşasın Halkların Kardeşliği” diyebildiğimizde. Bunu hep birlikte yüksek sesle haykırabildiğimizde” ifadelerini kullandı.

‘Görüş ayrılığı yok!’

CHP MYK üyesi Sezgin Tanrıkulu da Aygün’ün bırakıldıktan sonraki açıklamalarının partide bir bölünme meydana getirmediğini belirtmiş ve “Partimizde bir bölünme ve çatlak söz konusu değil. Arkadaşımızın sözlerinin insani duygularını yansıttığını ifade etmişlerdir. Arkadaşımız siyaset kaygısı gütmeden o anki duygularını yansıtmıştır. Dolayısıyla partimizde bu anlamda bir görüş ayrılığı söz konusu değildir” şeklinde konuşmuştu.

‘Barış mesajı için kaçırdılar!’

Hüseyin Aygün, PKK’lılar tarafından bırakıldıktan sonra düzenlediği basın toplantısında, “İki günlük dağ maceram bu akşam sona erdi. Bu eylemi yapanlar siyasi propaganda olarak yaptığını ifade etti” demişti. Aygün devamında şunları söyledi:

‘4 parti birleşsin!’

“Örgüt siyasi propaganda yaptı. Dağdaki saatler boyunca son derece saygılı davrandılar. Bu eylemi yapan arkadaşlar bu ülkenin genç arkadaşları. Ölen bütün çocukların bu ülkenin çocukları olduğunu, savaşın gereksiz olduğunu söylediler. Biz de yürüttüğümüz mücadelenin çok anlamsız olduğunu biliyoruz dediler.

Bana bağımsız milletvekilliği yapmamı söylediler. Ben de silahların gölgesi altında böyle bir karar vermeyeceğimi söyledim. Yeni CHP’de siyasete devam edeceğimi söyledim.

Kürt sorununun çözüm için bugün parlamentoda 4 partinin bir araya gelerek çözülmesi gerektiğini söylediler. CHP’nin izlediği politikaların, Kürt sorununun çözümü yönünde de olumlu olduğunu, dikkatle izlediklerini ve beğendiklerini ama bütün partilerin daha fazla çaba harcaması gerektiğini bildirdiler. Askeri çözümü asla, başından beri onaylamadığımızı, barışçıl ve siyasi çözümü istediğimizi bizzat sayın Genel Başkanımız’ın ‘Akil insanlar komitesi’ önerisiyle göstermiş olduk. Önümüzdeki haftalarda CHP Kürt sorununa dair daha ayrıntılı bir plan açıklayacak.

‘Dersim dağlarını özlemişim!’

6-7 kişilik genç kişilerdi, Keşke bu toplumun içinde yer alsalar da üniversite okusalar. Sabah uyandığımızda bulunduğumuz bölge arandı ve kılıma dair zarar gelmemesi için talimat verildi. Giderken sarıldılar öptüler. “Burada bulunan kardeşlerini unutma abi” dediler. Yürüyerek geldim.
‘Şikayetçi değilim, hakkımı helal ettim’

Serbest bırakıldıktan sonra savcılıkta PKK’lılardan şikayetçi olduğu yönündeki haberleri yalanlayan Aygün, kendisini kaçıran PKK’lılar için “çocuklar” ifadesini kullandı. Önceki akşam saatlerinde Habertürk televizyonunda açıklamalarda bulunan Aygün şunları söyledi: “Başıma gelen olay benim hiçbir güvencemin olmadığını ortaya koydu. Toplumun, demokratik baskı gruplarının, AB’nin ABD’nin, emin olun 30-40 günlük süreç yaşanabilirdi” diye konuştu. Savcılıkta verdiği ifadeyle ilgili Aygün şunları söyledi: “Olay kamu düzenini ilgilendirdiği için gerçeği anlatmak, savcıya bildirmek için gidip 4 sayfalık ifade verdim. O çocuklardan şikayetçi değilim. Onların dağlardan inmesi, Kürt sorununun çözümü Türk toplumunun ortak dileği. 2 günlük dağda kalışımı da onlara helal ediyorum. MHP’li arkadaşlarıma söylüyorum, 100 yıl boyunca bu savaş sürecek mi?

‘Çocuklardan kişisel zararım yok!’

Mayın patladığında insanların nasıl acılar çektiğini düşünmeye davet ediyorum. İnsanlar sakat kaldığında neler olduğunu düşünmeye davet ediyorum. Ankara’dan İstanbul’dan beylik laflarla olmaz. Çocuklardan kişisel zararım yok, şikayetçi olmadım. Ama kamu düzeni olarak var. Onları kazanma adına şikayetçi olmadım.”
‘Aygün partiye zarar veriyor’

CHP içinden Aygün’ün açıklamalarına çok sayıda tepki de geldi. Aygün’ün açıklamalarıyla ilgili değerlendirmeler şöyle:

Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz: Hüseyin Aygün kendisinin PKK tarafından propaganda amaçlı olarak kaçırıldığını söylüyor. Ama kendisi de açıklamalarıyla bu propagandaya alet oluyor. Açıklamalarını kabul etmemiz ve hoş görmemiz mümkün değil. Olay çok vahimdir. Ama milletvekilimizin serbest kaldıktan sonraki açıklamaları da vahimdir. Umarım bu anlayış partinin önümüzdeki günlerde açıklayacağı yeni terör politikalarına yansımaz

Kayseri Milletvekili Mehmet Şevki Kulkuloğlu: Olaydan sonra Aygün’ün yaptığı açıklamalardan çok rahatsızım. ‘Yeni CHP’ye üye olmaktan mutluyum. Gençlere neler yapmak istediğimizi anlatık’ diyor. Ben ise CHP’nin böyle olmadığını, olmaması gerektiğini düşünüyorum.

Açıklamalarında ‘Kürt sorunu’ diye tanımladığı sorunun “Kürt sorunu” olmayıp terör sorunudur. AKP’nin, 4+4+4 olarak ifade edilen yasanını görüşmeleri sırasında milletvekillerimize fiili güç kullanarak Milli Eğitim Komisyonu’nda gerçekleştirdiği darbe sırasında da Aygün ‘Dersim’ diyordu. Sayın Aygün’ün bü tür açıklamaları partiye zarar veriyor.

Eski CHP milletvekili ve eski İstanbul İl Başkanı Berhan Şimşek: İki yıldır ‘Yeni CHP’, ‘Yeni CHP’ diye söylüyorlardı. İki yıldır söylenen ‘Yeni CHP’ galiba bu. Böyle bir tablo var ortada.

Aydınlık - 18 Ağustos 2012

Son Yazılar