milletvekilinin_mutlulugu_pkk_ile_karsilasinca225

Jeanne D’Arc Müsvetteleri!

Uzunca bir süredir yazmak içimden gelmedi. Yazmak istesem de yazacak yer mi kaldı demek haksızlık olur. Her şeye rağmen yazacak yerler var. İlk Kurşun bunlardan bir tanesi.


Bir şeyleri açıklamak gerekiyorsa yazmanın bir anlamı vardır. Sanırım, yazmayı düşünmememin asıl nedeni bu olmuştur. Her şey o kadar açık ki!

Yeryüzünün ve yaşamın başına bela kesilmiş olanlar, artık gizliye saklıya gerek duymuyorlar. Bizim de dahil olduğumuz bölgeyi paramparça olmuş gösteren haritalar yayınlıyorlar; bu bölgedeki tüm ülkeleri böleceklerini en yetkili ağızlarından açıkça ilan ediyorlar.

Yine de bu oyunların aleti olan bazıları çıkıp özgürlük ve bağımsızlık savaşçısı çalımı atabiliyorlar. Bunlar, ülkemizin bazı bölümlerinin Ankara’dan koparılmasına katkı sağlamakla, oralarda Washington’un, Bruxelles ’in çok daha rahat at oynatması amacına hizmet ettiklerini bilmiyorlar mı?

Her şeye rağmen Ankara’da nereden baksanız Anıtkabir görünüyor. Türkiye’de ayaklarına dolanan her şeyi temizleyebilmiş değiller ve ne olur ne olmaz, Atatürkçü yurtseverlik ülkede layık olduğu yere yeniden yükselebilir. Bunun için ülkenin kargaşaya iç savaşa sürüklenmesi işlerine geliyor. Bunları görmeyecek kadar gözlerini gerçeklere kapatmış olanlar var.

Bu vurdumduymazlığa, aymazlığa karşı duyduğum hayret ve isyan, içimde taşıyamayacağım kadar kabarıp büyümekte. Bunları paylaşmak ihtiyacını duyduğum için bu satırları yazıyorum.

Son olarak güneydoğunun çorak yollarında katillerle sarmaş dolaş olan bazı hanımefendilerin sergilediği görüntü, içimdeki acı duygularla dolu bardağı taşıran son damla olmuştur. Bunlar Kızıldere’den sağ kurtulan tek kişi olma unvanını taşıyan kişi ile bir olmuşlar, arkalarını dayadıkları emperyalizmden aldıkları güçle zavallı halkımızın sırtında kahramanlık taslamaktadırlar.

Bu cumhuriyet, hiç bir etnik veya mezhepsel ayrım gözetmeksizin kimi yurttaşlarını cumhurbaşkanı yapmış, zengin iş adamı yapmış ve nihayet milletvekili yapmıştır. Onlar ise milletin kesesinden aldıkları milletvekili maaşıyla ve sayısı belirsiz köylerin sahibi olmanın avantajlarından da yararlanarak milletin birliğini dinamitleme çabasına koyulmuşlardır.

Her biri bir Jeanne d’Arc edasıyla poz veren hanımlar, o bölgelerde ağalık düzenini yaşatmak ve emperyalizmin egemenliğini pekiştirmek için, polisten ve yargıdan gelebilecek sorunlara karşı bir tür bağışıklık kazanmış olmanın güvencesiyle bir eli yağda bir eli balda tur atmak nasıl bir kahramanlıktır? Asıl kahramanlık o bölgeleri karanlıktan kurtarmak için yok pahasına bir maaş karşılığında hizmete koşan öğretmenlerin, mühendislerin, işçilerin mücadelelerinde aranmalıdır. Ama siz onları öldürenlerle bir olmuşsunuz, neyin mücadelesini vermektesiniz?

Eğer, yanında yer aldığınız ağalık düzenini güvenceye alan bir kukla devlette üst düzey görevler kaparak ihtiraslarınızı tatmin edeceğinizi sanıyorsanız, bunda da yanılıyorsunuz. Yaptıklarınız bölgeyi ve giderek dünyayı kan ve ateş deryasına dönüştürmeye hizmetten başka neye yarayabilir? Yugoslavya’dan başlayıp, Irak’a uzanan ve oralardan şimdilik Suriye’ye, İran’a yönelen felaketler zincirine Türkiye’yi de halka yapmak kime ne mutluluk getirebilir!

Asıl mutluluk, kendi içinde kardeşliği sağlamış, bağımsız ve tüm mazlum milletlerle dayanışma içinde, demokrasi, sosyal adalet ve bölgelerarası eşitlik temelinde kalkınmayı gerçekleştiren Atatürkçü bir Türkiye’nin yeniden inşasıyla gerçekleştirilebilir. Bağımsızlık, demokrasi ve özgürlük temelinde çözülemeyecek sorun yoktur.

Alpaslan IŞIKLI - 20 Ağustos 2012 - İlk Kurşun

Son Yazılar