balyoz_mahkemesi225

Milli Savunma Suçunun Cezası : Balyoz!

"Elektronik ve atom mühendisliği hocası, biricik kardeşim Dr. Faruk Yarman, HAVELSAN Genel Müdürü iken, geçen yıl bu zamanlar, Balyoz davası kapsamında tutuklandı.

'Hükümeti cebren düşürmeye teşebbüs'le suçlanıyor, ancak tutuklulukta geçirdiği bir yıldır, suçuna ilişkin gerçekçi bir kanıt ortaya konulamıyor.

Dava iddianamesine göre kardeşim Faruk'a yöneltilen suça ilişkin yegâne bulgu: Bilinmeyen bir yerde denize bırakıldıktan sonra Beşiktaş iskelesi yakınlarında ortaya çıkan bir gazoz şişesinin içine tıkılmış bir pusuladır!

Üstünde tam olarak 'Faruk Yarman hükümeti cebren düşürmeye teşebbüs etmiştir' ifadesinin bile yer almayıp, teşebbüsün 'ima' yoluyla ihbar edildiği pusulanın tıkıldığı gazoz şişesi, denizden çıkarılıp yetkililerin eline geçer geçmez gereği yapılarak, HAVELSAN Genel Müdürü tutuklanmıştır...

*** *** ***
Bilmem, illiyet bağı içermeyen hiçbir kanıt ya da iddianın, hukuksal değer taşımadığını belirtmenin bir yararı var mı? Şüpheli olarak gözaltına alınanların, papatya falı açar gibi tutuklandığına, sonuncu yaprak 'suçsuz' çıkınca bile 'Aa, bir de sap var, o zaman suçlu!' diye tutuklu kaldıklarına bakılırsa, sanırım hukuk var saymak da boşuna, mantık yürütmek de.

Yasama, görülmekte olan davalara bakanlar dışındaki ÖYM'leri kaldırdı. Ama kardeşim Faruk ve diğer sanıkların tahliye talepleri, Balyoz davasına bakan ÖYM tarafından 'atılı suçun mahiyeti dolayısıyla adli kontrolün yetersiz kalacağı' gerekçesiyle 6 Ağustos'ta yine reddedilmiş bulunuyor.

Faruk Yarman, Balyoz davasında yargılanan tek sivil. İddiaya göre başarısız darbenin beceriksiz asker sanıkları, bir sivil ona güvenmiş, yine iddiaya göre darbeden sonraki yapılanmada, kendisini 'Milli savunma sanayisini koordine etmek'le görevlendirmeyi planlamışlar. Yani Faruk, 'hükümeti cebren devirmeye teşebbüs'ten yargılanırken, darbeye doğrudan iştirakle bile değil, sonrasının 'savunma sanayi genel koordinatörü' olmak olasılığıyla suçlanıyor.

Oysa Faruk Yarman, tutuklandığı sırada zaten Türk Savunma Sanayii'nin belli başlı iki kurumundan birinin, koskoca HAVELSAN'ın başında. Türk Savunma Sanayii'ni yasanın kendisine verdiği görevle, zaten bir biçimde koordine ediyor. Şu mantıksızlığa bakın ki, zaten sürdürmekte olduğu görevi, darbe olursa üstlenmek gibi, abesin abesi bir yakıştırmayla suçlanıyor.

*** *** ***
Milli Eğitim Bakanlığı'nın bursuyla ABD'nin 1 numaralı üniversitesi, Massachusetts Institute of Technology'de atom mühendisliği alanında doktora yapmış, milli kere milli, bir çırpıda sayılamayacak kadar çok esere imza atmış ve bu çerçevede yabancı şer odaklarını belli ki pek rahatsız etmiş HAVELSAN'ın efsane genel müdürü, biricik kardeşim Faruk Yarman'ın gerçek suçu şudur: Seçkin maiyetinin eşsiz bir orkestra şefi olarak HAVELSAN'ı pek çok ürününü ihraç edebildiği kapasiteye taşımak!

Geçen çarşamba kendisini ziyarete gittiğim 5 No'lu Silivri Cezaevi'nde tekrar sordum :

- Tutuklandığın sırada HAVELSAN'ın cirosu neydi Faruk, ve şimdi ne?

- 300 milyon dolardan fazlaydı, ağabey... Bu yılı ben şekillendirdiğim için şükür yine bu tutara yakın. Ama önümüzdeki yıl, 10 milyona düşüyor!

*** *** ***
Balyoz davası sanıkları arasında, 'hükümeti cebren düşürmeye tevessül edenler' var mı, yok mu? Bilemeyiz, buna yargı karar verecek.(Öyleyse yazı başlığı ne?-KNB)

Ancak, 'hükümeti cebren düşürmeye kalkıştığı iddia edilenlere karşı, onları örgütlü cürüm halinde imha etmeye çalışan bir şebeke'nin etrafta kol gezdiği, gören gözler için ayan beyan, ortada.

Ey papatya falı bakarak, milli kere milli, dürüst ve güzel insanlarımızı suç tasniine boğan, haşre kadar yanacak, oyuncak civanlar! Şimdi bir düşünün bakalım... Milli Savunma Sanayimizin kahramanı Faruk Yarman niçin tutuklandı, o çakı gibi general, bu kahraman subay, şu bıçkın fidan gibi teğmenin başına vurulan balyoz, aslında neyi unufak ediyor? Milli Savunma Sanayimizi, köküne kadar milli bilişim sektörümüzü değil mi?

Yargıçların gerçekleri er geç göreceklerine yürekten inanıyorum, inanmak istiyorum." *

Prof. Dr. TOLGA YARMAN

* Y.N. Metnin kısaltılmış halidir.

'G' NOKTASI

Gazeteci TUNCAY ÖZKAN, 42 yaşında girdiği mapusta, dün 46 yaşını devirdi. Kendisine özgür yaşayacağı ve çektiği çilenin boşuna olmadığını göreceği uzun ömürler diliyorum.

Yurt sevgisinin suç olup tutuklu yargılandığı bir ülkede yaşıyoruz.

Okurum Mehmet Canbeyli'nin dikkatini çekmiş: CHP'li milletvekili Hüseyin Aygün'ün PKK tarafından kaçırılması, Bülent Arınç'ın vicdanını harekete geçirmiş. "Halkın reyleriyle parlamentoya seçilmiş bir arkadaşımızın bir akşam özgürlüğünden mahrum edilmesi, serbest bırakılmaması fevkalade vahimdir, çirkindir" demiş.

Sayın Arınç'a soralım: Halkın reyleriyle seçilmiş Balbay, Haberal, Alan ve hapisteki diğer BDP'li milletvekilleri, bir gece değil, binlerce gecedir özgürlüklerinden mahrum bırakılırken, ne yapıyor vicdanınız? Tatil mi?

Mine G. KIRIKKANAT - 15 Ağustos 2012 - Cumhuriyet

Son Yazılar