add_ataturkcu_dusunce_dernegi225

AKP Faşizminin Ucubesi : “Akıl Ve Bilimden Hadım Eğitim Sistemi”!

Siyaseti tümüyle dinselleştiren, eğitimi sistemini faşist yöntemlerle gericileştiren AKP 10 yıllık iktidarında eğitimi yalnızca dinselleştirmekle kalmadı.

Aynı zamanda Anayasal zorunluluğa karşın paralı hale getirilen eğitimin bedelini ödeme gücünden yoksun geniş halk yığınlarının çocuklarını eğitim alanından dışlayacak projeleri de yasalaştırarak uygulamaya koydu

“4+4+4”  adını verdiği yeni eğitim projesinin yasalaşması üzerine R.Tayyip Erdoğan’ın AKP Milletvekilleri ile yaptığı yemekli toplantıda yaptığı konuşmada; “Bugün Tarihi Bir Gündür” “Devlet ve milletin barışmasına yönelik bir düzenleme”,” Baskıyla gelen düzen demokratik yolla düzeltildi”,” Sizler tarih yazdınız. Onurluyuz, gururluyuz ama hiçbir zaman şımarmayacağız. Tarih yazdığınız için sizleri kutluyorum” sözleri aslında bu gerçeğin dile getirilmesinden başka bir anlam taşımıyordu.

AKP Hükümeti 10 yıldır Milli Eğitim alanında yaptığı düzenlemelerle bir yandan ulusal eğitimi bilime dayalı ve bilimsel amaçları esas alan “Laik eğitim” ekseninden uzaklaştırarak, “Dinsel eğitim” eksenine oturturken, diğer yandan 1923 devrimiyle uygulanmaya başlanan halkçı, toplumsal yarara dayalı eğitim anlayışını tümden çökertmiştir.

Son on yıl içinde Eğitim alanında yapılan değişikliklerden ilk akla gelenleri sıralayalım.

2003: ÖSS ve AOBP sistemi ile AOBP’nin çarpıldığı katsayılar değiştirildi.
2004: LGS kaldırıldı, OKS geldi.
2004: 64 yıllık ilköğretim müfredatı değiştirildi.
2006: ÖSS’de soru tipi değişti.
2007: OKS kaldırıldı, SBS getirildi. Sınava 6,7 ve 8. sınıflarda olmak üzere 3 kez girilmesine karar verildi.
2007: Liselerin eğitim süresi 3 yıldan 4 yıla çıkarıldı.
2010: SBS, 3. yılın sonunda tek sınav modeline döndü.
2010: ÖSS kaldırıldı, sınav yeniden 2 aşamalı oldu. Yeni sınav YGS ve LYS’den oluştu.
2012: Üniversiteye girişte uygulanan katsayılar kaldırıldı.
2012: İlköğretimde kesintisiz 8 yıllık sistemden vazgeçildi, 4+4+4 sistemine geçildi.

Bu temel değişikliklerin yanı sıra;

a)   Milli Eğitim Bakanlığı’nın görevleri arasında yer alan “Atatürk ilke ve inkılâplarına bağlı yurttaş yetiştirme” ifadesini, 14 Eylül 2011 tarihinde Resmi Gazete’ de yayımlanan kanun hükmündeki kararnameyle yok etti!

b)   Bugüne kadar İmam Hatip’ler normal okullardan ayrılarak kuruluyordu, yani bölünerek. Şimdi ise normal okullar birer birer İmam Hatip’e dönüştürülüyor. Yani eğitim birliği İmam Hatip’ler bünyesinde sağlanmaya çalışılıyor.

c)    7 Nisan 2012 tarihinde yayınlanan yönetmelikle, kurslardaki “Atatürk ilke ve inkılapları, devletin bölünmez bütünlüğü” maddeleri çıkarıldı… Yeni yönetmelik ile kuran kurslarına gidebilmek için ilkokulu bitirme ve 12 yaş şartı da kaldırıldı.

d)   MEB’in ilköğretim 4-8. sınıf öğrencileri için okutulacak seçmeli Fransızca ve Almanca yabancı dil dersleri arasına eklediği Arapça dersine ilişkin eğitim programından Atatürk’ün askeri ve siyasi hayatı çıkartıldı.

e)   Milli Güvenlik dersi müfredattan kaldırıldı ve kitabın içindeki bazı konular İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük ders kitaplarının içerisine eklendi…

f)     İmam-hatip ortaokuluna kayıt yaptıran veya devam eden ve hafızlık eğitimine başladığını belgelendirenlerden o eğitim ve öğretim yılı için devam zorunluluğu aranmaz. Hafızlık kursuna katılan öğrenci bu kursu bitirdikten sonra okula döndüğünde yıl kaybı olmadan okula devam edebilecek.

g)   Önceki yıllarda Valilikler ve Milli Eğitim Müdürlükleri tarafından verilen izinlerle okullarda ulusal bir etkinlik düzeyine çıkarılan “Kutlu Doğum Haftası” 2011 yılında yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı genelgesiyle okullarda yaygınlaştırılmıştır

h)   Binlerce öğrencinin katılımıyla Arapça yarışması: MEB’in desteğiyle bu yıl 3.’sü düzenlendi Uluslararası Arapça Yarışmalarına toplam 2 bin 710 öğrenci katıldı. Türkiye genelinde önce iller, ardından bölgeler ve son olarak da yapılan Türkiye finaliyle son bulan yarışmalar kapsamında 5 farklı kategoride gerçekleştirildi. 15 Şubat’ta başlayan Arapça yarışmaları 20 Mayıs 2012 tarihinde son buldu. Öğrenciler ezberledikleri Arapça şiir ve metinleri okudular, Arapça gösteriler düzenlediler.

i)2012 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ilköğretim okulu öğrencilerine “umre ziyareti” yapılması ile ilgili yazısının Milli Eğitim Bakanlığı tarafından “acele ve günlü” olarak 81 ildeki bütün okullara gönderilmesi ve okullardan öğrencilerin listesinin istenmesi eğitimin dinselleştirilmesi uygulamalarının geldiği noktayı görebilmemiz açısından önemlidir.” “Dini faaliyet yürütmekle görevli Diyanet İşleri Başkanlığı ve müftülüklerin okulları adeta birer şubesi gibi görmesi kabul edilemeyeceği gibi, bilimsel ve laik eğitim anlayışına da aykırıdır.”

j)“zorunlu din dersi” uygulaması, AİHM ve yüksek yargı kararlarına rağmen yaygınlaştırılarak sürdürülmektedir.

k)    4+4+4 adı verilen yasayla; Kur’an-ı Kerim ve Peygamber’in hayatı, ortaokul ve liselerde seçmeli ders olarak okutulacak, İmam-hatip ortaokulları yeniden açılıyor. Okula başlama yaşı 5’e düşürüldü. İlkokul ile ortaokul ya da imam hatip ortaokulu; ortaokul ya da imam hatip ortaokulu ile lise aynı çatı altında, aynı binada bulunabilecek. “Dört yıllık ilkokullarla, fiilen İmam Hatip Ortaokulların aynı binalarda hizmet vermesi, 6-10 yaş çocuklarının birlikte okudukları ve dini eğitim alan namaz kılan ortaokul öğrencilerini rol model olarak görmelerine, bunun sonucunda da ilkokullar da fiilen İmam Hatip okullarına dönüşmüş olacaktır”

l)Okul Müfredatları ve kitapları pozitif bilimleri törpüleyip dogmaları öne çıkaran içerikte hazırlanmaktadır. Gelişme çağındaki çocuk ve gençlere Ortaçağ hurafeleri, tabular kurnazlıkla benimsetilmekte, biat eden, özgür olmayan, yaratıcılığı örselenen, verilenle yetinen, egemenlere şükreden, ‘dindar’ ‘kindar’ korkak insanlar yetiştirilmesi amaçlanmaktadır. Güdülen bu insanlar, sömürüye boyun eğerken adaletsizliği, çarpıklıkları da çabuk benimseyeceklerdir.

m) Eğitimin bir ulusun geleceği açısından taşıdığı yaşamsal önem göz önüne alındığına, eğitim müfredatının biçimlendirilmesinden pratik uygulamalara kadar hemen her alanda dinsel öğeler eğitim sürecine adım adım eklemlenmiştir. AKP iktidarı döneminde eğitimin ticarileştirilmesi uygulamaları ile eğitim sisteminin dinselleştirilmesi uygulamaları birbirine paralel olarak hayata geçirilmiştir. Bir taraftan okullar kar-zarar hesabıyla tıpkı piyasada faaliyet gösteren “şirketler” gibi işletilirken, aklınıza gelebilecek hemen her uygulamadan, yardımcı kaynakların içeriğine kadar her araç, eğitimin dinselleştirilmesi doğrultusunda kullanılmaktadır.

n)   Eğitimde “ticarileştirme” ve “özelleştirme” uygulamaları bütün hızıyla sürmektedir. Kamu-özel ortaklığı çerçevesinde okullarda kamusal finansmanın yeri büyük ölçüde özel kesimden, şirketlerden sağlanan finansmana bırakılmaktadır. Ayrıca son yıllarda eğitim alanında şirketlerin sponsorluğu, devlet/kamu okulları arasında gelir ve ticari faaliyetlere göre hiyerarşinin, bu bağlamda “ayrıcalıklı devlet Okulları’nın ortaya çıkmasına neden olmuştur.

Dünya Bankası Türkiye Eğitim Raporunda “Türkiye’de ailelerin öğrencilere özel ders aldırma yaşının 10 yaşına indiği”, Türkiye’deki ailelerin yaşanan ekonomik krizlere rağmen çocuklarının eğitimi için ortalama bir OECD ailesine göre gelirleriyle kıyaslandığında iki kat daha fazla para harcamakta, en zengin yüzde 20 ile en fakir yüzde 20′nin arasında eğitim harcamaları bakımından 14 kat fark olduğu, Türkiye’de eğitimin niteliğini kaybettiği, Türkiye’nin ciddi öğretmen yetiştirme sorununun varlığı, ülkenin eğitim sistemi sınıfsal, bölgesel, cinsiyete dayalı adaletsizlikler ve eşitsizlikler ürettiği” saptamalarını yapmaktadır.  Bu sonuçlar, ülkemizde okullardaki eğitimin iflas ettiğinin, eğitimde yaşanılan sınıfsal adaletsizliği, eğitim sisteminin içten içe çürütülerek bir enkaz haline getirildiğini göstermesi bakımından önemlidir.

Türkiye’de eğitimin Cumhuriyetin 90 yıllık birikim ve deneyimlerinden yararlanarak ve vazgeçilmez “Bir İnsanlık Hakkı”  olarak kabul edilerek toplumun ihtiyaçları doğrultusunda planlanması gerekirken,  Hükümet eğitim sistemini kendi siyasal çıkarları doğrultusunda şekillendirmektedir.

İktidara yerleşen dinci gerici faşizmin odağı AKP, “dindar nesil yetiştirme” hedefini ilan ederek, toplumu ortaçağ karanlığına doğru sürüklemektedir.  Artık Amerikancı lığını ve laiklik karşıtlığını kör gözlerin, sağır kulakların bile tescillediği AKP iktidarı eğitim sistemini  “akıl ve bilimden” hadım ederek yeniden tasarımlamış ve müfredatı buna uygun hale getirmiştir. Dinci faşist ortaçağ ideolojisinin ucube zihniyetleriyle gelecek kuşakları zehirleme yönünde azımsanamayacak yol almıştır.  1946 lardan bu yana kolu kanadı kırılmış, hadımlaştırılmış laik eğitim sistemi, AKP hükümeti döneminde daha da kısırlaştırılmış, budanmış ve sözde laik, özde dinci bir ucube haline getirilmiştir.

Yukarıda aktardığımız gelişmeler de dikkate alındığında Artık Türkiye’de akıl ve bilimden beslenen, laik çağdaş eğitim tüm kurumlarıyla kaldırılmış, içeriğini ve biçimini AKP-Cemaat koalisyonunun belirlediği bir ucubeye dönüşmüştür.

Bir yandan dinselleştirilen ve paralı hale getirilen eğitim sistemi, dünyada eşi az bulunan dershane sektörünü palazlandırmış, diğer yandan “yoksul aile çocukları”nı yarattıkları ortaçağ zihniyetiyle zehirleyip onları kul/köle haline getirilmelerinin önünü açmıştır. Bu sistem yalnızca sermayeye ucuz işgücü sağlamakla kalmıyor, sınıf kimliklerini yozlaştırarak köleliği “kader” kabul eden nesiller yaratmaya da yöneliktir.

“Akıl ve bilim” yerine Dinsel kaynaklardan beslenen, piyasacı bir eğitim sistemi yaratılırken toplumun bu gerici, çağdışı dönüşümlere rızasını, biadını sağlayabilmek için dinsel gerekçeler üretilip kullanılmaktadır. Diğer bir değişle eğitim piyasalaşırken ve meta haline gelirken, aynı zamanda dinsel, muhafazakâr ve piyasacı içeriğe sahip bir eğitim anlayışıyla bu duruma ve toplumun tüm alanlarındaki yoğun sömürüye, eşitsizliklere ve baskıya direniş göstermeyen, eğitimcileri de kapsamak üzere yoksullaşmış/yoksullaştırılmış bir toplum ve sömürü düzeni yaratılmak istenmektedir.

Ülkemizde ilköğretimin ilk kademesinden başlayarak aileler ve bireyler ekonomik güçleri oranında eğitim hizmetinden yararlanabilmektedirler. Eğitim kademesi yükseldikçe eğitim hizmetinden yararlananların sayısının da azaldığı bir gerçektir.  AKP iktidarının uygulamaya koyduğu bu eğitim sürecinin sonunda lisans ve lisansüstü eğitim yoksul ve emekçi kesimler için bir hayalden ibaret olacaktır.

4+4+4 kesintili eğitim modeliyle eğitim, özel sektörün sunduğu bir piyasa faaliyeti olması kademeli olarak sağlanacaktır.  Bu nedenle Cumhuriyetin kuruluş felsefesinin planladığı  “toplumsal yarara” dayalı eğitim anlayışı terk edilerek, eğitim iyiden iyiye piyasada alınıp satılan bir meta haline getirilecektir.

AKP yalnız Cumhuriyetin varlık gerekçelerine saldırmakla kalmıyor, aynı zamanda sömürge insanı yaratmanın alt yapısını da oluşturuyor.


Türkiye dönüştürülürken; toplumu yönlendirecek, büyütecek ve çağdaş uygarlık hedefine ulaştıracak olan Milli Eğitim medreseleşirken, bu pervasızlığa,  tahribata, bu yıkım sürecine, yozlaşmaya/yozlaştırılmaya dur diyecek toplumsal muhalefetin suskunluğu, direnç merkezi olmaktan uzaklaşmaları/uzaklaştırılmaları ise dinci faşistlerin hem güç ve cesaretlerini artırıyor, hem de saldırının daha da yoğunlaşmasının önünü açıyor.

Bu gün ayağa kalkması gerekirken susanlar, gaflet ve dalalet uykusu içinde olanlar bu ülkeye ve topluma ihanet ettiklerini anladıklarında iş işten geçecek!

Atatürkçü Düşünce Derneği Isparta Şube Başkanı
Mahmut ÖZYÜREK - 02 Ağustos 2012

http://www.turkcelil.com/

Son Yazılar