sosyal_demokrasi_kemalizmin_reddidir225

‘Kemalizm - Sosyal demokrasi karşıttır!’

İşçi Partisi Genel Başkanvekili Hasan Basri Özbey : "Hem sosyal demokrat hem Atatürkçü olunmaz!"

KADIKÖY'DE 'SOSYAL DEMOKRASİ VE KEMALİZM' PANELİ YAPILDI!

ATATÜRK'TE ve DEVRİMİN ÖNCÜ PARTİSİNDE BİRLEŞELİM!


Kozyatağı Kültür Merkezi’nde “Kemalizm ve Sosyal Demokrasi” paneli düzenlendi. Panele 400 Kadıköyle katıldı. Ulusal Kanal Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Büyükdağlı’nın başkanlığındaki panelde İşçi Partisi Genel Başkan Vekili Hasan Basri Özbey, eski Büyükelçi Onur Öymen ve eski CHP Manisa Milletvekili Şahin Mengü konuşmacı olarak yer aldı. Panelde, Kemalizm ve Sosyal Demokrasi’nin birbirinden çok farklı hatta birbirine karşıt ideolojiler olduğu vurgulandı. Panelde üzerinde durulan konu Kemalizm’in bağımsızlıkçı, sosyal demokrasininse işbirlikçi bir düşünce olduğuydu.

Panelde ilk sözü CHP Eski Manisa Nilletvekili ve Aydınlık Gazetesi yazarı Şahin Mengü aldı. Mengü, bazı yazarların CHP'nin Kemalizmden uzaklaşarak sosyal demokrasiyi benimsemesinin çağdaşlık olacağını öne sürmelerine itiraz ederek, Kemalizm'in sosyal demokrasiden daha çağdaş bir düşünce olduğunu vurguladı. Mengü, "Bizim Avrupalı sosyal demokratlardan öğrenecek bir şeyimiz yok" diye
konuştu.

CHP eski Bursa Milletvekili Onur Öymen ise, Kemalizm ve Sosyal Demokrasi tartışması yaratmaya çalışanların, Kemalizmin bağımsızlık yanlısı tavrından rahatsız olduğunu vurguladı. Öymen, "Son dönemlerde Atatürk ve Kemalizm düşmanlığı moda oldu. Bu noktada'Kemalizm'in nesinden rahatsızlar?' sorusuna yanıt bulmamız gerekiyor. Demek ki Atatürk'ün kurduğu cumhuriyetten rahatsızlar. Tam bağımsızlık ilkesinden rahatsızlar. Avrupalı devletler, diğer devletlerin kendi isteklerine uygun davranmalarını ister. Almaya'daki Hristiyan Demokrat Parti ile Sosyal Demokrat Parti'nin Kıbrıs Sorunu konusundaki görüşleri birdir" diye konuştu.

*******************************************************************************************************************
ÖZBEY : HEM ATATÜRKÇÜLÜK HEM SOSYAL DEMOKRASİ OLMAZ. ATATÜRK'TE BİRLEŞELİM!

İşçi Partisi Genel Başkanvekili Hasan Basri Özbey konuşmasına İsmet İnönünü'nün adının ders kitaplarından silinmesi girşimini değerlendirerek başladı. İktidara, "Siz İnönü'nün tırnağı, Atatürk Devrimi önderlerinin ayağının tozu bir olmazsınız" diyen Özbey'in sözleri izleyenlerin yoğun alkışlarıyla karşılandı.

*** *** ***
Özbey, şu hususlara değindi :

SOSYAL DEMOKRASİ VE KEMALİZM TARTIŞMASININ ANLAM VE ÖNEMİ!


“Kemalizm ve Sosyal Demokrasi” tartışması bir akademik tartışma veya tarih tartışması değil. Geleceğimizi tartışıyoruz. “Bugün ne yapacağız?” sorusunun yanıtını doğru tespit etmek için… Aynı zamanda, Atatürk’ü yeniden keşfetmek için bir eğitim. Türkiye’nin önündeki stratejik devrimci görev Kemalist Devrimi tamamlamaktır. Sosyal Demokrasi ve Kemalist Devrim tartışmasını bu koşullarda yapıyoruz. Tartışılması gereken şudur:

- Kemalist Devrim, Atatürk Devrim’i programı, içinde bulunduğumuz bu devrim aşamasını tamamlamak için yeterli bir program mıdır?

- Sosyal demokrasi Türkiye’nin çözümü olabilir mi?

*** *** ***
SOSYAL DEMOKRASİNİN DÜNYADAKİ YERİ!

Sosyal demokrasi, 19. yüzyılda Avrupa'da emekçi hareketi içinde ortaya çıktı; Almanya'da 1891 Erfurt Kongresi'yle Marksist bir çizgiye girdi.

Ancak Sosyal demokrasi, 1900'lerin başında dönüşüme uğradı; başkalaştı. Avrupa'daki emperyalist-kapitalist sistemin sol ayağı haline geldi. Sosyal demokrasinin en tipik temsilcisi İngiliz Başbakanı Blair'dir.

Sosyal demokrasi, Avrupa hâkim sınıflarının bir koludur ve sistemin ihtiyacına göre ülkelerinde iktidar koltuklarına oturtuluyorlar. Şu anda Avrupa ülkelerinin hangisinde iktidardalar, hangisinde değiller; bir şey fark etmiyor.

SOSYAL DEMOKRASI, insanlığa karşı emperyalizmin iki ayağından biri oldu:

Bir ayak: TUTUCULAR ve LİBERALLER

Diğer ayak: SOSYAL DEMOKRASİ

Dünyadaki SOSYAL DEMOKRASI’lar Milli Kurtuluş savaşımızda/savaşlarında hep kendi emperyalist devletlerini desteklediler.

Avrupa Sosyal demokratları, Bolşevikleri yarıfeodal devrimci Mustafa Kemal’le ittifak yaptıkları için, emperyalist Bonapartçı olmakla suçladılar.

*** *** ***
SOSYAL DEMOKRASİ NEDİR?

Sosyalist köklerinden koparılan sosyal demokrasi, ileri kapitalist/emperyalist ülkelerin, ezen milletlerin olgusu, programı, siyasetidir.

Sosyal demokrasi, içerde, müsekkin yani yatıştırıcıdır.

Bu akım, gelişmiş kapitalist ülkelerde, emperyalizm çağında kendi işçisine, bazı sosyal haklar vererek onları yatıştırmak için üretilmiş, ona dönüştürülmüştür. Yani sosyal haklar vb kılıflarla, mazlumlar dünyasından elde ettiği ganimetlerden işçi sınıfına pay vererek yatıştırılmasının teori ve uygulamasıdır.

Dışa karşı ise, sömürücü, emperyalisttir. “Demokrasi”, “insan hakları” ihracatıyla milli devlet yıkıcısıdır.

Sosyal demokrasi, dün de bugün de, emperyalizmin safındadır ve küreselleşmenin hizmetindedir.

Mazlum Milletlerin yanında yer alan bir tek SOSYAL DEMOKRAT partiye rastlanamaz.

Demokrasinin tarifini artık emperyalizm yapıyor: SOSYAL DEMOKRASİ’de bu tarifi benimsemiştir.

*** *** ***
TÜRKİYE’DE SOSYAL DEMOKRASİ!

Osmanlının son döneminde bazı Sosyal demokrat partiler kuruldu. Toplum hayatında çok etkili olmadı.

Kurtuluş Savaşı yıllarında, Sosyal demokrasiyi temsil eden İştirakçi Hilmi'nin partisi vardı. İstanbul'da İngilizlerden para alıyordu ve İngiliz'in yanındaydı. Anadolu'da Mustafa Kemal Paşa Kurtuluş Savaşı verirken ve devrim yaparken, İstanbul'daki Sosyal demokrat parti, İngiliz altınlarıyla besleniyordu ve Kurtuluş Savaşı'na küfrediyordu.

1940’larda da kuruldu ancak etki yaratamadı.

27 MAYIS: Kemalist Devrimin Atağı!

27 Mayıs, karşı devrime karşiı Kemalist Devrimin atağıdır. Ancak, Anayaya konulan, “Türkiye Cumhuriyeti, demokratik, laik, sosyal, hukuk devletidir” tanımıyla; Devrimcilik, Milliyetçilik, Bağımsızlık, Halkçılık, Devletçilik Anayasa’dan çıkarılmış, laiklik öksüz kalmıştır. Böylece Altı Okun bütünlüğü bozulmuştur.

*** *** ***
1960'LARDA SOSYAL DEMOKRASI’NİN ORTAYA ÇIKIŞI VE REDDİ MİRAS : TÜRKİYE'DE SOSYAL DEMOKRASİ KEMALİST DEVRİM MİRASINI REDDEDEREK ORTAYA ÇIKTI!

Türkiye'de Sosyal demokrasi Kemalist Devrim mirasını reddederek ortaya çıktı.Kemalist Devrimin, bağımsızlığını, halkçılığını, devletçiliğini, laikliğini ve özellikle devrimciliğini reddederek ortaya çıktı ve ABD emperyalizminin tanımladığı sahte demokrasiyi benimsedi.

Kemalist Devrim, “demokrasi değildir”, “halk tutmadı” gibi karşı devrimci gerekçelerle reddedildi:

Türkiye'de, Sosyal demokrasi 1960'larda zuhur etti. Cumhuriyet Halk Partisi içinde o zaman bir "Mülkiye Cuntası" Turan Güneş'in liderliğinde; Deniz Baykal, Besim Üstünel, ve diğerleri... Bu Mülkiye Cuntası'nın ürettiği teoriler bir süre sonra Ecevit tarafından da benimsedi ve Cumhuriyet Halk Partisi, "'Ortanın Solu" derken, Sosyal demokraside karar kıldı. Ecevit'in liderliğinde daha İnönü genel başkan iken. Sosyal demokrasi kitapları yazıldı; dernekleri kuruldu.

*** *** ***
ECEVİT’İN ROLÜ!

Ecevit'in 1960'ların sonu ve 70'lerin başındaki kitaplarını ve kitapçıklarını yeniden incelediğimiz zaman, Sosyal demokrasinin bugün geldiği yeri anlamak açısından çarpıcı ipuçları var.

Ecevit'in, 1970 yılı Temmuz ayında yazdığı Atatürk ve Devrimcilik başlıklı kitapta Kemalist Devrim hakkında yaptığı değerlendirmeyi birkaç maddede toplayabiliriz.

1. Atatürk devrimleri altyapı devrimi değildir, yüzeyseldir. Üstyapı değişiklikleridir. Bu değişiklikler yüzeysel gelişme ve biçimsel çağdaşlaşma getirmiştir" (s. 41, 43).

2. Türk halkı Atatürk devrimlerinden yana değildi; devrimlere ilgisizdi ve ilgisiz olmakta haklıydı. "Türk halkı Cumhuriyet döneminde yapılan devrimlere karşı değildi; ama devrimlerden yana da değildi. O devrimlere ilgisizdi ve ilgisiz olmakta da kendi açısından haklı idi" (s. 74). "Bu devrimler, köylüyü halkı doğrudan ilgilendirmiyordu, etkilemiyordu. (...) Bu devrimler genellikle halkın üzerinden geçiyordu ve daha çok, yaşayışı ve davranışlarıyla halkın gücüne giden kimseleri yararlandırır görünüyordu" (s. 86 vd).

3. Devrimlerin yaşamına bir şey getirmediğini gören halk, 1946 ruhu denen şeyi yarattı. (s. 87).

4. Atatürk devrimi demokratik değildir; Atatürk devrimi ile demokrasi arasında bir seçim yapmak gerekirse, demokrasi seçilmelidir. (s. 47, 51)

*** *** ***
SOSYAL DEMOKRAT UYGULAMALAR!

1980 ve 1990’lı yıllarda Yeni Dünya Düzeni, Küreşelleşme saldırılarıyla gürbüzleşen Türkiye Sosyal Demokrasisi, neoliberal politikaların ortağı ve uygulayacısı olmuştur. Türkiye’nin AB kapısına bağlanması, “Son sosyalist devleti yıktık” övüncüne ortak olunarak Gümrük Birliğine giriş, özelleştirmeler, İMF reçetelerini uygulamak, Koalisyonlar / neoliberal hükümet programları ve Aslan sosyal demokrat: Kemal Derviş!

Sosyal demokratların en büyük “başarısı” (!) Türkiye’nin , Avrupa kapısına bağlanmasıdır. Avrupa kapısına bağlanmasında ne yazık ki Sosyal demokrat partilerimiz başrolde görev yapmıştır. Baykallar ve Karayalçınlar Türkiye'yi Gümrük Birliği'ne soktukları için, Türkiye'nin sanayisi çökmüş, tarımı çökmüş, bu millet kendi tarlasına tütün dikemez, pamuk ve pancar ekemez, çayırlarında hayvan otlatamaz hale getirilmiştir. Sosyal demokrasinin DYP, ANAP ve MHP'lerle birlikte uyguladığı o programlarla halkımız yoksullaşmış, ülkemiz borç batağına saplanmıştır.

*** *** ***
SON DURAK TAYYİP ERDOĞAN’IN SAHTE DEMOKRASİSİ!

Atatürk Devrimi’ni soldan eleştirir gibi görünerek yola çıkanlar, Ecevit'in tezlerinde de görüldüğü gibi, en sonunda hep Tayyip Erdoğan'ların sahte demokrasisine varmışlardır. Ecevit, Atatürk Devrimi ile karşıdevrimci 1946 ruhu arasında, açıkça 1946 ruhuyla gelen sahte demokrasiyi yeğlemektedir.

Aslında bu görüşlerin patenti, Turan Güneş ve onun yetiştirdiği Deniz Baykal'a aitti. Güneş ve Baykal, Türk tarihinin 1946 sonrası saflaşmasında, kendilerini Atatürk Devrimi'ne karşı Demokrat Parti çizgisine yerleştirmişlerdir. Ecevit'in savunduğu görüşler, noktası virgülüne onlara aitti.

Baykal'ın Altı Ok hakkında "Babaannemin resmi gibi orada duruyor" değerlendirmesi yapmasının kökleri 1960'lardadır. Deniz Baykal, Kemalist Devrim'e karşı 1946 ruhunu savunmuştur. Deniz Baykal 1990'lı yıllarda da kendisini Turgut Özal'a, Menderes’lere bağlıyordu. Bu tarihsel saflaşmada Baykalların bulunduğu mevzi, tuttuğu cephe Sosyal demokrasinin karakterini yansıtır. Abdülhamit'ten, 31 Mart'taki gerici isyanı kışkırtan İngilizci liberal Ahrar Partisi'ne ve oradan Demokrat Parti'ye uzanan ve daha sonra Turgut Özal'ların, Tansu Çiller ve en son Tayyip Erdoğan'ların temsil ettiği sahte "demokrasi"ye varan çizgi, Sosyal demokrasiyi de çekim alanı içine almıştır.

CHP, o tarihten başlayarak, Kemalist Devrim geleneğini terketmiş, 1946 hareketine bağlanmıştır. DEMOKRASİ ve DEĞİŞİM gibi kavramlar, bu bağlanmanın anahtar kavramlarıdır.

Kemalist devrimci kökler, "demokrasi değildir' ve "halk tutmamıştır" gibi karşıdevrimci gerekçelerle reddedilmiştir. Sosyal demokrasiyî benimseyenlerin Atatürk Devrimi mirasını reddetmeleri, demokrasi karşıtı saymaları gerekiyordu. Çünkü artık demokrasinin tarifini emperyalizm yapıyordu ve Sosyal demokrasi de o emperyalist tarifi benimsemişti.

*** *** ***
KEMALİST DEVRİM İLE SOSYAL DEMOKRASI KARŞITLIĞI!

Sosyal demokrasi Kemalizmin yıkımıdır!

Kemalizm ve sosyal demokrasi, karşıttır. Kemalizm, bir mazlum milletin kendi özgün sürecinde ürettiği çözümdür. Demokratik devrim yapmak isteyen bir milletin çözümüdür bu.

Sosyal demokrasi ise emperyalizme bağımlıdır; kökü dışarıdadır.

Sosyal demokrasi, kendi devrim sürecimizden çıkmamış, o devrimi bastırmak isteyen emperyalist güçler bize dayatmıştır.

Kemalist Devrim'in önderliği bağımsızlıkçı ve halkçı bir programa sahipti, dünya saflaşmasındaki yerini açık olarak belli etmişti; mazlum milletlerin devrimci hareketiydi.

Türkiye'nin 19. yüzyılın ikinci yarısında Genç Osmanlı'larla başlayan milli demokratik devriminin programı, 1930'larda Atatürk tarafından Altı Ok diye özetlendi: Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Devletçilik, Laiklik, Devrimcilik.

Türkiye'nin devrimci dönemlerinde, sosyal demokrasiyi, göremiyoruz.

Kurtuluş Savaşı'nda İngilizlerle işbirliği yapan bir sosyal demokrasi var.

İstiklal Savaşı zaferiyle birlikte Sosyal demokrasinin bir karabatak gibi suyun altına girdiğini görüyoruz.

Kemalist Devrim, Sovyetler Birliği ile dostluğu ve bölgemizdeki mazlum milletlerle dayanışmayı bir politika olarak belirlemişti ve uyguluyordu. Karşı cephede olan Sosyal demokrasi için, Türkiye'nin o devrim döneminde yaşama alanı yoktu.

Liberalizmi bayrak edinen SOSYAL DEMOKRASI; yıkım, parçalanma, çözülme ve dağılmadır. Kemalist Devrim, liberalizme yasallık tanımadı, cepheden reddedip, mahkum etti.

Sosyal demokrasiyi Türkiye'ye dayatanlar, ülkemizi o emperyalist sistemdeki iş bölümünün içine çekiyorlar. Onun için, Sosyal demokrasi ile Kemalist Devrim karşıt konumdadırlar ve bu konuda berraklaşmak, bugün Sosyal demokrat akımın içinde yer alan halkçı ve yurtseverlerin temel meselesidir.

Sosyal demokrasi, Kemalist Devrim'i tasfiye ederek ve ondan vazgeçerek Türk siyasal hayatına oturdu. Sosyal demokrasinin bulunduğu konuma, Kemalist Devrim'le karşılaştırarak bakalım.

- Kemalist Devrim, Ezilen Dünya'nın devrimidir; emperyalizme karşıdır.

- Sosyal demokrasi, Batı emperyalizminden yanadır ve Ezilen Dünya’ya karşıdır.

- Kemalist Devrim, halkçıdır ve buna bağlı olarak devlet girişimi ile özel girişimin milletin genel çıkarları temelinde uyumlu işlev gördüğü bir karma ekonomiyi uygulamıştır. Kemalist Devrim'de kamu yararı ile özel çıkar arasında bir denge oluşturulur. Ancak o dengede bireysel kâr esasına değil, kamu yararına öncelik tanındığı hep vurgulanır. Bireyin değil, milletin çıkarına öncelik verilmiştir.

- Sosyal demokrasi ise, Kemalist Halkçılığı ve Devletçiliği reddetmiştir. Holdingleri koruyan ve kollayan Sosyal demokrasi, bugün bütün dünyada olduğu gibi, Türkiye'de de Neoliberal programı savunmaktadır. Özelleştirme, işçi kıyımı, IMF reçeteleri vb, Sosyal demokrasi adına açıkça savunulmaktadır ve daha önemlisi Sosyal demokratlar bu neoliberal programı uygulamışlardır. 1990 sonrasını hatırlayalım; 1991 DYP-SHP Koalisyonu, 1995 Baykal'ın CHP'sinin Çiller'le koalisyonu, arkasından Ecevit'in Mesut Yılmaz'ın ANAP'ıyla ve en sonunda Devlet Bahçeli'nin MHP'sini de kucaklayan koalisyonları...

- Kemalist Devrim, birleştiricidir.

- Sosyal demokrasi ise birliğe, güçbirliğine karşıdır. Neoliberal partilerle koalisyon kurar, programda anlaşır. Kendi aralarında ittifak yapmayı kabul etmez.

- Kemalist Devrim Laik ve aydınlanmacıdır.

- Sosyal demokraside ise Laiklik ilkesi de aşınmıştır. Cemaatlere özgürlük ister, Fethullah Hoca'dan ödül alır,

*** *** ***
HEM ATATÜRKÇÜLÜK, HEM SOSYAL DEMOKRASİ OLMAZ!

Bugün sosyal demokrat partilerde bocalayan insanlarımız, bu reddi miras olayını iyi anlamak ve bilince çıkarmak durumundadırlar. Hem Atatürkçülük, hem Sosyal demokrasi olmaz.

Saflar bellidir: Sosyal demokrasi, Kemalist Devrim'in bağımsızlığını, halkçılığını, devletçiliğini, laikliğini, özellikle devrimciliğini reddederek ortaya çıkmış; ABD emperyalizminin tanımladığı sahte demokrasiyi benimsemiştir.

*** *** ***
TÜRKİYE’DE SOSYAL DEMOKRASİ OLABİLİR Mİ?

Hayır! Türkiye’de sosyal demokrasi ancak emperyalist işbirlikçiliği biçiminde olabilir ki bu da sosyal demokrasi değildir.

*** *** ***
SOSYAL DEMOKRASİ TÜRKİYE İÇİN BİR ÇÖZÜM MÜDÜR?

Derinleşen krize Sosyal demokrasinin cevabı var mı?

SOSYAL DEMOKRASI bugüne kadar durumu idare etti. Ancak deniz bitti! Bir ayağı iskelede bir ayağı kayıkta. Kayık bağlıydı idare etti. Şimdi kayık iskelen ayrılıyor.

Sistem çöktü!

- Kapitalizmi akılcılığını yitirdi,

- Yerini mafya ekonomisi aldı.

- Demokrasinin yerini MAFYOKRASİ aldı.

- Sosyal demokrasi mafya ekonomisiyle ve mafyokrasiyle bütünleşti

Bu koşullarda sosyal demokrasinin Türkiye’ye çözüm olması olanaksız. Aksine yıkıma destek olur ve olmaktadır.

*** *** ***
İKİ AKIM, İKİ PROGRAM, İKİ STRATEJİ!

Türkiye’de tarihten gelen iki kuvvet var. Çarpışma devam ediyor.

Biz 150 yıldır, Millî Demokratik Devrim çağındayız. Bu akım Namık Kemal'den, Mustafa Kemal'den, 1960 Devrimi'nden bugüne gelen akımdır.

Bir taraf, Tanzimat'tan Tayyip Erdoğan'lara uzanan akınıdır; ters akım demek daha doğru.

Eğer tarihsel bir göreve sahipseniz, bu iki akım arasında taraf olacaksınız.

İki savaşan kuvvet arasında "melez"lik olmaz. Türkiye’e sosyal demokrasi melezlikte ısrarcıdır. Artık ortada durulmayacak bir noktaya gelinmiştir.

*** *** ***
1930'LARIN MODASI GEÇTİ Mİ?

Hayır, geçmedi.

Atatürk Devriminin programı, günümüz ihtiyaçlarını karşılayan bütün ilkeleri içermektedir.Kemalist Devrimin ilkeleri, işçi sınıfı, köylülük, küçük sermayedar ve milli sermayecileri birleştiren temel yönelimleri içermektedir:

- Cumhuriyet devriminin kazanımlarını korumak ve kapitalizm öncesi kalıntıları temizlemek (Cumhuriyetçilik)

- Emperyalizme karşı tam bağımsızlık (Milliyetçilik)

- Halk sınıflarının ortak çıkarlarını sağlamak ve emekçiyi korumak (Halkçılık)

- Özelleştirme yoluyla Cumhuriyet ekonomisinin yıkımına izin vermeyen, KİT’leri halk ekonomisinin hizmetinde çağdaşlaştıran, kamu ve özel mülkiyet arasındaki denge ve uyumu halkın çıkarılarına göre gerçekleştiren bir ekonomi (Devletçilik)

- Bütün halkı kapsayan devrimci bir eğitim seferberliği ve aydınlanma hareketi eşliğinde Cumhuriyet Devrimi Kanunlarını uygulamak (Laiklik)

- Bütün bunları gerçekleştirmek için BOP eşbaşkanlığını Mafya tarikat rejimini yıkmak ve Türkiye’yi yeniden Kemalist Devrim rotasına oturtmak (Devrimcilik)

Altı ok programını terkederek, Kemalist Devrim rotasından ayrılan Türkiye, böylece Türkiye olmaktan çıkmış, “Küçük Amerika” olmuştur.

Ülkemiz, Kemalist Devrimden vazgeçmenin bedelini, bugün bir mafya tarikat gladyo rejiminin eline düşerek ödemektedir.

Biz, bugün 1930'ların arkasına düştük. Bugün Türkiye, Kemalist Devrim döneminin ilerisinde değildir, gerisindedir. Her bakımdan gerisindedir.
1930'larda Türkiye'nin bir umudu vardı.

Dünyada en hızlı gelişen üç ekonomiden biriydi

O günü bugünün dünyasındaki yerimizle karşılaştırdığımız zaman, nasıl baş aşağı gittiğimizi görürüz.

1930'ların programı bugün geçerlidir. İnsanlık, yeniden kolektif ve kamusal projelerin eşiğine gelmiştir.

Kamusal ekonomi, kolektif mülkiyet dışında bir çözüm yoktur.

*** *** ***
TÜRK MUCİZESİ!

Atatürk’ün programı öneri değil, tecrübe içinde üretilmişi uygulanmış, sınanmış, başarıya ulaşmıştır. Dünya ölçeğinde, Çin’nden Güney Amerika’ya dikkate alınan KD Programı Türkiye’de uygulanmayacak mı?

Türkiye kuşkusuz 1920 ve 1930’ları aynen yaşamayacak.

Zaman farklı ama çağ değişmedi! Halen Emperyalizm ve Milli Demokratik Devrimler çağındayız.

*** *** ***
ATATÜRK’ÜN YENİDEN KEŞFİ!

Karşıdevrim Atatürk’ü Milletin belleğinden silmiştir. Türkiye Atatürk’ü yeniden keşfetmektedir.

*** *** ***
TEK KALKINMA MODELİ!

Dünyada bir tek kalkınma modeli vardır; 1871'de başlayan Alman ve İtalyan kalkınması, Japon kalkınması, Rus kalkınması, bugünkü Çin kalkınması, Atatürk dönemindeki Türk kalkınması vs. Hepsi, gümrüklerini dikerek, kendi sanayi ve tarımım koruyarak ve destekleyerek, devlete belli bir düzenleyici rol vererek, plan yaparak olmuştur. Hepsi, meşhur ekonomistlerin devletçilik falan diye 19. yüzyılda koyduğu esaslar dairesindedir.

*** *** ***
ÇÖZÜM!

Çözüm, yine Bağımsızlık-Halkçılık-Devletçilik-Aydınlanma programıdır. Ve tabiiki bu programın çeliğine su veren devrimcilikte!

*** *** ***
TÜRKİYE’NİN TEMELİNDE KEMALİST DEVRİM VAR!

Türkiye, Kemalist devrimle kuruldu. Kemalist Devrim’le;

- İstiklal savaşını – vatanımızı kazandık

- Cumhuriyetimizi kurduk,

- Milletleştik,

- Ortaçağdan aydınlığa yöneldik

- Şeyhlik, ağalık, cemaat, tarikattan kurtulup özgürleştik, çağdaşlaştık

- Yoksulluk ve perişanlıktan kurtulmanın yolunu açtık!

*** *** ***
BAŞKA ÇIKIŞ YOK!

Kemalist Devrimin temeli yıkılınca , Türkiye yıkılıyor!

Emperyalizme bağlı Mafya Tarikat rejiminin biricik seçeneği Kemalist Devrimdir.

Türkiye Kemalist Devrim rotasına girmek zorunda;

Türkiye'nin Kemalist Devrim'le devam kararı vermesi lazım.

O Devletim olacak, kamu yararı güdecek, kamu çıkarlarıyla özel sektörü uyumlu kılan bir devletçilik olacak, bu kararın verilmesi gerekiyor. Yoksa devletimiz de olmayacak.

Türkiye, devletsiz kalmamak için, devrim yapma zorunluluğuyla yeniden karşılaştı.

Kemalist Devrimimiz ne zaman oldu? Devletimiz ortadan kalkıyordu. Şimdi tekrar önümüze konan program budur..Türkiye, bu koşullarda devrim yapmak zorundadır.

Yarım kalan ve yıkıma uğrayan devrimimizin yeniden yürürlüğe girmesi ve Türkiye’nin devleti ve toplumuyla yeniden kurulması kaçınılmazdır.

*** *** ***
TEK SEÇENEK!

Türkiye varolabilmek için Kemalist Devrim temelinde yeniden örgütlenecektir. Varlık yokluk sorunu olunca zorunluluk gündeme gelmiştir: Devrim!

Devrim: istek ve iradeye bağlanamaz. Koşullar olgunlaştığında, devrim tarihsel bir zorunluluktur. Devrim haklılığını, var olan kanunlardan almaz: “Devrimin kanunları mevcut kanunların üstündedir”

Gelinen noktada sistem/düzen içinden, sistemin istepnesi SOSYAL DEMOKRASİ ile çözüm üretmek artık olanaksızdır.

*** *** ***
NEOLİBERAL PROGRAM ÇÖKTÜ!

1980’lerden bu yana uygulanan neoliberal program çökmüş, sıcak para diktası sürmektedir. Yükselen Asya, bağımsızlıkçı, halkçı ve devletçi yoldan Milli Demokratik Devrimi tamamlamak için büyük bir atılım içinde ve dünyaya önderlik ediyor.

Türkiye insanlığın emperyalizm ile hesaplaşmasında ve 21. Yüzyıl denkleminin kurulmamsında kilit ülke! ABD’nin kabusu Türkiye’nin yeniden Kemalist Devrim rotasına girip Avrasya’daki yerini almasıdır. Kemalist Devrim yalnız Türkiye’nin değil dünyanın geleceğine açılan kapıdır.

*** *** ***
ÖNDERLİK!

Kemalist Devrimin kireçlenmesinin nedeni; Altı Ok programını sanuna kadar götürecek bir devrimci önderliğin ve dinamizmin yitirilmiş olmasıdır.

Kemalist Devrimin yarım kalması, önderlik sorunudur. Nihayetinde Kemalist Devrim önderliğinin Atlantik sistemine teslim olmasını belirleyen de devrime yapanların sınıfsal karakteridir. Milli sermayecilerin devrimciliği buraya kadardır.

Emperyalizm çağında, Milli Demokratik Devrimi / Kemalist Devrimi sonuna kadar sürdürecek önder sınıf artık İŞÇİ SINIFIDIR!

Bu nedenle Cumhuriyet hareketiyle emekçi hareketini birleştirmek önümüzde önemli, vazgeçilmez bir görev olarak durmaktadır.

*** *** ***
BİRLİK : ATATÜRK’TE BİRLEŞELİM!

Atatürk'ümüzün bize bıraktığı program ve pratik temelinde birleşelim.

İstiklal Savaşı değerlerinde. Atatürk Devriminin büyük birliğini yeniden yaratmanın koşulları vardır. İnönü, Bayar, Fevzi Çakmak ve Nazım Hikmetler, ortak programlarında, yani ATATÜRK’te birleşmektedirler. Şartlar olgunlaşmaktadır.

*** *** ***
MUHALEFET DEĞİL İKTİDAR!

Atatürk’te birleşmek, İktidar hedefine kilitlenmeyi zorunlu kılıyor. İyi muhalefet değil, Kemalist Devrimi tamamlamak amacıyla iktidar olmak!

Yeniden Milli Hükümet, yeniden Atatürk Cumhuriyetini kurmak için iktidar!

*** *** ***
DEVRİMİN ÖNCÜ PARTİSİ!

İşçi Partisi, Atatürk Devriminin kalesidir. Türk Devriminin halkçı, milliyetçi ve bilimsel sosyalist birikimini kucaklamış, bunun programını üretmiş, örgütünü yaratmıştır.

Şimdi Atatürk gibi davranıp, devrimin öncü partisinde birleşme günüdür. Öncü partide birleşip, daha büyük birliklerin kurulması için çalışma günüdür.

*** *** ***
HALKÇI-MİLLİYETÇİ VE SOSYALİSTLERİN ORTAK PROGRAMI : KEMALİST DEVRİM!

Kemalist Devrim, yalnız Kemalist akımın değil, aynı zamanda sosyalistlerin de ASGARİ programını karşılayan ilkeleri içermektedir.

Milli Demokratik Devrimi tamamlamak, önümüzdeki devrimci aşamadır ve sosyalizme “arasız devrimlerler” ilerlemenin olmazsa olmaz koşuludur.

Halkçılar ve milliyetçiler ile sosyalistler arasındaki fark, Milli Demokratik Devrimin tamamlanmasından sonraki devrimci hedef konusundadır.

Sosyalistler orada kalmayarak sosyalizm kuruluşu yoluyla sınıfsız toplumu amaç edinişlerdir. Sosyalizmden etkilenen Kemalizmin “imtiyazsız, sınıfsız, kaynaşmış bir toplumuz” şiarı durum saptaması değil amaçtır.

*** *** ***
BİLİMSEL SOSYALİZM VE KEMALİZM!

"Siz Bilimsel Sosyalistsin. Bu Kemalizm nasıl oluyor?" Biz niçin Kemalist Devrimi savunuyoruz? Çünkü bir Bilimsel Sosyalistin, 1920'lerde Türkiye'de yapacağı şey, üç aşağı-beş yukarı Atatürk'ün uyguladığı programdır. Lenin olsa, yapacağı iş yine budur. Mao zaten Çin'de aynı işi yapmıştır.

Çünkü bir toplum, ancak önündeki sorunları çözer. O sorunların üzerinden atlayıp, 30–40 yıl ötesinin sorunlarını çözemez.

Atatürk de bunu yapmıştır. Kemalizm, Türkiye'nin milli demokratik devrimciliğidir ve çağımızda Ezilen Dünya ülkeleri, millî demokratik devrimlerini sosyalizmden esinlenen programlarla yapmak zorundadırlar. Çünkü emperyalizm çağında, demokratik devrim, yabancı kapitalizmi hedef almak zorundadır. Atatürk, Sun Yatsen, Lumumba, Bin Bella, Chavez gibi Ezilen Dünya devrimcilerine bakınız, şu veya bu ölçüde sosyalisttirler. Atatürk de, 1904 yılında, not defterine şöyle yazmış: "Evvela sosyalist olmalı, maddeyi anlamalı..."

Hasan Basri ÖZBEY - 08 Temmuz 2012 - İşçi Partisi
http://www.ip.org.tr/

Son Yazılar