fasizme_gecit_yok225

Savaşa ve Faşizme Karşı Tüm Yurtseverler Birleşin!

Bu son çağrımdır!

Sevgili okurlarım. RTE, diktatörlüğünü ilan etmek, astığı astık, kestiği kestik bir kişi olabilmek için sadece akla yatkın değil, akıl dış her şeyi, her çılgınlığı yapabilir, kendisine diktatörlük yolunu açabilecek her fırsatı değerlendirebilir. Çünkü RTE'de artık akıl zıvanadan çıkmıştır ve sağlıklı düşünme şansı kalmamıştır.

Vereceği bir kararla ülkemiz mahvolacakmış, insanlar acı çekecekmiş, milyonlarca insan hayatını kaybedecek, milyonlarca çocuk yetim kalacakmış, kadınlarımız tecavüze uğrayacakmış, bunlar RTE'nin umurunda bile olmayacaktır. Yeter ki RTE, ABD'nin de desteğiyle amacına ulaşsın.

Şimdi RTE, Suriye ile aramızda çıkan uçak krizini kullanarak Suriye'ye savaş açma hazırlıkları içine girmiş bulunuyor. Böyle bir savaşa diktatörlüğünü ilan etmek isteyen RTE'nin çok ihtiyacı vardı ve faşizme giden yolun taşları döşeniyor şimdi.

Ne demek istediğimi anlayabilmek için şimdi aşağıdaki bölüme bakın:

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası MADDE 15

IV. Temel Hak ve Hürriyetlerin Kullanılmasının Durdurulması

"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak vehürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir."

Evet, Suriye ile girilecek bir savaşı bahane edecek olan RTE, Meclis'i, belki kendi örgütü de dahil tüm siyasi partileri ve kitle örgütlerini kapatacak, demokrasiye son verecek, insanlara ve örgütlere sağlanmış olan bütün hukuk güvencelerini ortadan kaldıracak, astığı astık, kestiği kestik bir diktatör haline gelecektir. İşte o nedenle RTE, Suriye ile savaşa girilmesini şiddetle istemekte, bunun için gereken koşulları yaratmaya çalışmaktadır. Suriye üzerine vurulacağı biline biline gönderilen uçak ve uçağımızın vurulmasıyla ortaya çıkan kriz RTE'nin beklentilerine hizmet edecektir.

Kör topal demokrasimize, yarım yamalak özgürlüklerimize, uluslararası hukuka her geçen gün ağır darbeler indirildiğini, Türkiye'nin hızla bu değerlerden uzaklaştığını ve bu darbeleri RTE'nin topluma "İleri Demokrasi" olarak yutturmasının altındaki hinliği, anayasanın yukarıdaki hükmünü Kılıçdaroğlu ve Bahçeli bilmiyor, sezmiyor olabilir mi? MİT Müsteşarı Hakan Fidan, 4 Haziran günü MİT karargahında, "Türkiye artık bir düzen kurucusudur" demiyor muydu?

Bütün bu somut gelişmelere rağmen Kılıçdaroğlu ve Bahçeli, RTE'ye "Hoop, dur bakalım. Bu nasıl bir ileri demokrasi? Sen yargıyı teslim almışsın, hukuku ve örgütlenme özgürlüğünü ortadan kaldırmışsın. Özel amaçlı sözde mahkemeler kurmuşsun, insanların en temel hakkı olan savunma haklarını ellerinden almışsın, suçsuz-günahsız insanları, özel yetkilerle donattığın sözde savcılara hazırlattığın uyduruk iddianamelerle, sözde hakim, özde yandaşın kişilerin hukuk dışı kararlarıyla tutuklatıyorsun. Toplumu sindirdin, bir korku imparatorluğu kurdun. Buna seyirci kalamayız ve sana destek olamayız" diyorlar mı? Suriye ile başlatılacak bir haksız savaşın RTE'nin amacına ulaşmasına katkı sağlayacağını bildikleri, gördükleri halde Kılıçdaroğlu ve Bahçeli'nin BOP Eşbaşkanı'na gene de destek vermeleri bu ikilinin de ABD'nin kontrolüne girdiğini göstermiyor mu?

Öyleyse ne yapmalıyız? Buradan bir çıkış yolu bulmak zorundayız. Emperyalizm tarafından işgal altına alınmış Meclis'in batının dayatmalarıyla çıkardığı ve bize "Yasa" olarak yutturulan metinlere, "kanun dışına çıkmayalım" söylemleriyle uyarak bir çıkış yolu bulamayız. Ben Atatürkçü Düşünce Derneği'ni (ADD), İstanbul Barosu'nun öncülüğünde tüm baroları, devlete karşı değil Erdoğan faşizmine karşı sivil itaatsizliğe çağırıyorum. Artık toplumu ayağa kaldırmalılar. Demokrasiden, evrensel hukuktan, insan hak ve özgürlüklerinden yana tüm toplum, geçmişte hangi partiye oy vermiş olursa olsun hepimiz alanlara çıkmalıyız ve sonuç alınıncaya kadar bu itaatsizliği sürdürmeliyiz.

Yoksa öyle saman alevi gibi parlayıp sönen, günü birlik eylemlerle bu kötüye gidişin önünü alamayız. Aksi halde yarın çok geç olacak ve son pişmanlık fayda vermeyecektir.

Sefer ÇETİNKAYA -  29 Haziran 2012

Son Yazılar