ataol_behramoglu_ile_soylesi1_225

Türkiye yenilirse dünya yenilir!

Sanatçılar Girişimi sözcüsü şair-yazar Ataol BEHRAMOĞLU, girişimi anlattı.


Bu ülkede aydınlanma devriminin söndürülmesi bütün Dünya’da aydınlanma için büyük bir yenilgi olur. Dolayısı ile Türkiye’nin çağdaş bir aydınlanma ülkesi olarak devam etmesi,Kafkaslar için de, Balkanlar için de hatta Batı Avrupa’nın kendisi için de çok önemlidir.

Şair-yazar Ataol Behramoğlu, şiirlerinde toplumcu gerçekçi şiir ilkelerini savunan, şiirlerini yeni biçim ve tema arayışlarıyla besleyen sanatçı olarak öne çıkan bir isim. Çevirileriyle, edebiyat ve kültür üzerine yazılarıyla, antoloji ve diğer çalışmalarıyla kuşağının önde gelen yazarları arasında yer alan Behramoğlu, “Sanatçılar Girişimi”nin sözcüsü olarak da adını duyuran bir sanatçı. Behramoğlu’yla söz konusu girişim hakkında konuştuk.

Adviye BAL >>> Önemli katkılar sunmanın yanısıra, sözcülüğünü de yaptığınız “Sanatçılar Girişimi” nasıl doğdu?


Ataol BEHRAMOĞLU >>> Bildiğiniz gibi ben ve birçok sanatçı arkadaşım değişik platformlarda birey olarak da örgüt olarak da düşüncelerimizi dile getirdik. Bütün sanat disiplinlerinden sanatçıları bir araya getiren bir yaklaşıma ihtiyaç vardı. Ancak, sanatçılar bireysel eğilimler taşırlar. Acaba toplumsal etkinlikte bir araya gelirmiyiz diye kaygılarım vardı. Üç beş arkadaşla ‘Sanatçılar Girişimi’ diye çağrıda bulunduğumuzda, karikatürist, romancı, öykücü, heykeltıraş, ressam, sinemacı, şair, oyuncu, müzisyen, fotoğraf sanatçısı gibi bütün alanlardan sanatçıların desteğini aldık. Bu, gerçekten önemli bir güç. 29 Şubat günü ‘Reddediyoruz’, başlıklı bildiriyi, sadece Türk kamuoyuna değil, Dünya kamuoyuna da yönelik olarak ilan ettik. Özetle, bu ülkede her alanda, her dakika karşımıza çıkan adaletsizliklere, haksızlıklara, yalanlara, demogojilere, tehditlere, yasa dışılıklara karşı olduğumuzu belirttik.
ataol_behramoglu_ile_soylesi2
Adviye BAL >>> Neden sanatçılar?

Ataol BEHRAMOĞLU >>> Aydınlar değil, özellikle sanatçılar diye vurguladık. Çünkü sanatçıyız ve sanatçı vicdanı, sanatçı duyarlılığı, sanatçı önsezisi diye kavramlar vardır. Sanatçı, tıpkı eserini yaratmadan önceki gibi toplumda da olacak şeyleri sezinler. 2003 yılında gazetemdeki köşemde ‘Sivil Darbe’ başlıklı yazılar yazdım; daha sonra bir bölümü aynı adla kitaplaştırıldı. AKP iktidarının daha ilk aylarında sanatçı sezgilerimle içinde bulunduğumuz durumun adını koymuş oldum.

Adviye BAL >>> Sanatçılar Girişimi’nin toplumda karşılığını bulan etkinlikleri oldu. Bunlardan söz eder misiniz?


Ataol BEHRAMOĞLU >>> Yaptığımız eylemlerden ilki topluca Silivri’ye gidip Balyoz ve Ergenekon davalarına katılmak olmuştur. Oradaki arkadaşlarımıza desteğimizi ilettik. Daha sonra 4+4+4 rezaleti konusunda Ankara’daki arkadaşlarımız Cumhurbaşkanı’na bir mektup iletti. Sivas davasının zaman aşımına uğraması konusunda, insanlık suçunun zaman aşımı olamayacağını belirten bir metin yayınladık. Milli Anayasa Formlarında Bedri Baykam görüşlerimizi belirtti. Bunlar dışında sanatçı arkadaşlarımız çeşitli etkinliklerde ‘Sanatçılar Girişimi’nin, fikrini, felsefesini, tavrını ortaya koydular. Bizim bu çıkışımızdan sonra toplumda bir hareketlenme söz konusu oldu. Hükümetin Devlet ve Şehir Tiyatroları’na adaletsiz yaptırımlarından dolayı, tiyatrocu arkadaşlarımız önemli bir direniş gösterdiler. ‘Sanatçılar Girişimi’ adına ben de dayanışma konuşması yaptım. 1 Mayıs ve özellikle 19 Mayıs’ta muhteşem eylemler ortaya kondu. TGB’yi buradan alkışlıyorum. TGB’nin bu gün geldiği konum, bütün Türkiye Cumhuriyeti tarihinde gençlik hareketlerinin bir zirvesi olma durumundadır. THY grevinin yanında oldular destekleriyle güç kattılar.

Adviye BAL >>> Sanatçılar Girişimi’nin de izlediği, Aydınlık, Ulusal Kanal, İşçi Partisi davaları hakkında neler söylersiniz?


Ataol BEHRAMOĞLU >>> Bu dava, esasında ödünsüz muhalefeti sindirme girişimidir. Bu konuda herkesin çok uyanık olması gerekir. Bugün Aydınlık Gazetesi ve Ulusal Kanala ise yarın, Cumhuriyet, Sözcü, Yurt gibi başka bir muhalif gazete veya kanala; bugün İşçi Partisine ise yarın CHP’yedir, ÖDP’yedir, MHP’ye dir. Bunlar, çürük, sahtekarca hatta alçakça yalanlara dayandırılmış davalardır. WikiLeaks belgelerinde de belirtildiği gibi dışarıda programlanmıştır. İşçi Partisi, Ulusal Kanal ve Aydınlık Gazetesine dönük bu saldırıyı her aşamasında izleyeceğiz.

Adviye BAL >>> Sanatçılar Girişimi’nin önümüzdeki günlerde önüne koyduğu eylem veya etkinlikler nelerdir?

Ataol BEHRAMOĞLU >>> 18 Haziran’da Oda TV ile ilgili duruşmaya Soner Yalçın ve arkadaşlarını desteklemek için arkadaşlarımın mutlaka katılmasını istiyorum. Bu vesileyle ben “Samizdat”tan da söz etmek istiyorum. Hapishanede yazılan kitaplar bir ekol oldu. Bu dönemin simgesi haline geldiler. Tuncay Özkan, Mustafa Balbay, Doğu Perinçek ve diğer tutukluların yazdığı kitaplar gibi. Cezaevinde Soner Yalçın tarafından yazılan Samizdat bütün bu iddiaların nasıl bir saçmalık, safsata ve yalan olduğunu ortaya koyuyor. Ayrıca, bazı AKP milletvekillerince başlatılan Fazıl Say’a alçakça saldırı var. ‘Erzurum’a gidip takip edeceğiz’ Bu saldırıların ardından da dava açıldı. Bundan daha saçma, bir ülkeyi ve bu davaları açanları daha küçültücü bir dava olamaz. Sanatçılar Girişimi olarak çok büyük bir kalabalıkla Fazıl Say’ın yanında olacağız. Dünya kamuoyuna şunu da göstereceğiz bu vesileyle; Türkiye’yi bu saçma davaları açanlar değil, bizler temsil ediyoruz; Türkiye’nin gerçek temsilcileri bizleriz. 4 Eylül’de Erzurum’a gitmeyi tasarladık. Orada Leyla adlı örtülü bir kız çocuğu var. Çevreye yapılan saldırılara karşı köylüleriyle beraber bir örgütlenme ve mücadele içinde. Polisler, kızımızın ve bazı köylülerin kendilerine saldırdığı gerekçesiyle dava açmışlar. Bu davayı, Erzurum’a gidip takip edeceğiz. Türkiye’nin bir çok yerinde HES direnişi var. Ama bu davanın sembolik bir anlamı var. Biz, KESK, memur, THY personeli, taşeron işçilerinin yanında olacağız.

Adviye BAL >>> Sanatçılara ve sanat eserlerine de ciddi boyutta saldırılar var. Hükümetin genel tutumuyla bu saldırıların ortaklığı var mı sizce?

Ataol BEHRAMOĞLU >>> Türkiye’de ne kadar adaletsizlik, hukuksuzluk, yalan varsa biz onun karşısındayız. Aksi taktirde gönül rahatlığıyla sanatımızı yapamayız. Sanat yapma duyarlılığını, direncini, özgürlüğünü korumak için de etkinliklere katılmak zorundayız. Aksi taktirde kendimize saygımız kalmaz. Zaten dolaysız müdahaleler var. Sanatçılara “Siz kimsiniz” diyor adam.

Adviye BAL >>> İç politikada durum ortada, dış politikayı nasıl buluyorsunuz?

Ataol BEHRAMOĞLU >>> Bütün bunlar dışında ülke nereye gidiyor belli değil. Suriye meselesi çok önemli. Yalan ve hakikat ayırt edilemeyecek kadar birbirine karışmış durumda. Bir kere, şu açık ki, ABD ve maalesef AB’nin Orta Doğu’da demokrasinin olması ya da olmaması konusunda kaygısı söz konusu değildir. Bütün mesele oradaki çıkar olayıdır. Suriye kendi halinde kalsa oradaki yönetim zaten hayatın kendi akışı içinde değişecektir. Kaldı ki, o ülkenin koşullarına göre çok makul bir yönetim var. Zorla ülkeyi parçalıyorlar. Cinayetler işleyerek, rejimin üstüne giderek emperyalizm Suriye’de bu kışkırtmayı gerçekleştiriyor. Emperyalizm kendi çıkarları için de Türkiye’yi kullanıyor. ‘Batı sosyalizmini çöpe atamayız’ Her şeye rağmen Avrupa ülkelerinde solda bir diriliş görülüyor. Fransa ve Yunanistan’daki olaylar bunu gösteriyor. Fransızların yeni Cumhurbaşkanları ile Sarkozy’nin tutumunu eşitleyemeyiz, Onu, oraya getiren sol kitlenin oyu var. Onlara karşı bir takım sorumluğu var. Batı sosyalizmini tümüyle kaldırıp çöpe atamayız. O insanlara, o kuruluşlara Türk aydınlanmasının evrensel önemini anlatmak lazım. Bu ülkede aydınlanma devriminin söndürülmesi bütün Dünya’da aydınlanma için büyük bir yenilgi olur. Dolayısı ile Türkiye’nin çağdaş bir aydınlanma ülkesi olarak devam etmesi, Kafkaslar için de Balkanlar için de hatta Batı Avrupa’nın kendisi için de çok önemlidir. Sanatçılar Girişimi’nin bana göre en önemli fonksiyonu bu durumu Dünya Kamuoyu’na anlatmaktır.

Devam Edecek.

Söyleşi : Adviye BAL - 17 Haziran 2012 - Aydınlık

Son Yazılar