oyle_her_onune_gelen_tesev_kurucusu_olamaz225

Sorosçu Kemal’in Gerçek Yüzü!

Sevgili okurlarım, ABD’nin BOP görevlisi ve sözleşmeli memuru Tayyip Erdoğan,

Uludere’de 34 yurttaşımızın ABD’den alınan istihbarat sonucu önce ABD insansız hava araçları predatörlerden atılan, sonra da kendi savaş uçaklarımızdan yağdırılan bombalarla katledilmesi üzerine köşeye sıkışmış, ağır bir kamuoyu baskısı altına girmişti.

Buradan bir çıkış yolu bulmak ve üzerindeki bu kamuoyu baskısını atlatmak için yeni bir gündem yaratması, kamuoyuna Uludereyi unutturması gerekiyordu. Belki tutar umuduyla bu kez ortaya “Kürtaj” ve “Sezeryan” oltasını atmıştı. Yandaş ve yalaka medya tarafından yönlendirilen toplum bu iki oltaya takıldı, Uludere katliamı ve bu katliamda AKP iktidarının sorumluluğu unutuldu, toplum gece gündüz “Sezeryan” ve “Kürtaj”ı konuşmaya başladı. Bu kez de bilhassa kadın örgütleri ayağa kalktı ve Tayyip’i yerden yere vurmaya başladı. “Kürtaj” ve “Sezeryan” söylemi de Tayyip için tam bir çıkmazdı ve bir bataklığa dönüşmeye başlamıştı. Yani Tayyip artık iyice yıpranıyordu. Ancak BOP Eşbaşkanı’nın daha fazla yıpranmasına ABD göz yumamazdı. Çünkü Tayyip’in ABD için yapacağı daha pek çok iş vardı.

Bu kez ABD, Yeni CHP’nin (YCHP) başına oturttuğu Kılıçdaroğlu’nu devreye soktu ve “Akil Adamlar”, “Uyum Komisyonu”, “Hakikatleri Araştırma Komisyonu” gibi PKK taleplerini toplumun gündemine getirmesini, PKK’nın bu taleplerini desteklemesini ve Tayyip’in “Kürtaj” ve “Sezeryan” bataklığından kurtarılmasını istedi, o da PKK’nın bu taleplerini sanki YCHP’nin yeni bir projesiymiş gibi gündeme getirdi, Tayyip’e bunları iletti, bu ikili sarmaş-dolaş, kuzu sarması, Türkiye’yi bir iç çatışma ortamına sürükleyecek olan ABD merkezli PKK taleplerini görüşmeye başladılar. Böylece hem Tayyip “Kürtaj” ve “Sezeryan” bataklığından kurtarıldı, hem de Türkiye’de başlatılmak istenen iç çatışma noktasına bir adım daha yaklaşılmış oldu.

YCHP Eşbaşkanı ve Sorosçu Kılıçdaroğlu’nun Tayyip’e desteği yeni değil ki. Öyleyse Kılıçdaroğlu’nun Tayyip’e önceki desteklerine de bir göz atalım:

12 Haziran seçimi öncesi miting alanlarında Kılıçdaroğlu’nun, “Başbakan, yolsuzluğa bulaşan bakan ve milletvekillerini listesine almadı” dediğini ve bunu birçok yerde tekrarladığını hatırlayın lütfen.

Kim söylüyordu bunu? Ana muhalefet YCHP’nin Eşbaşkanı Kılıçdaroğlu. Kılıçdaroğlu’nun Tayyip Erdoğan’ı dürüst göstermeyi amaçlayan bu söylemi öyle rastgele seçilmiş bir ifade falan değildir. AKP’yi ve Erdoğan’ı eleştiriyormuş gibi yaparak dürüst bir Erdoğan imajı yaratmaya çalışması görevini kendisine ABD vermişti, o da bu görevini yaptı. Kılıçdaroğlu’nun sık sık tekrarladığı bu ifade, geçmiş iki seçimde AKP’ye oy verip de 12 Haziran’da oy vermemeyi düşünen seçmenler üzerinde hayli etkili olmuş, zaten yeteri kadar bilinçli olmayan seçmeni Tayyip’in dürüstlüğüne inandırmış,12 Haziran’da AKP’ye oy vermelerine katkıda bulunmuştur.

12 Haziran’da milletvekili seçilen Haberal ve Balbay Meclis’e gelinceye kadar YCHP grubu 28 Haziran’da Meclis’te yemin etmeme kararı almış, Erdoğan da, 3 Temmuz’da “tükürdüklerini yalayacaklar” demişti. Sonunda ne oldu? Haberal ve Balbay özgürlüklerine kavuşamadığı ve Meclis’e gelemedikleri halde, Mersin Milletvekili İsa Gök dışında YCHP’nin bütün milletvekilleri, 11 Temmuz günü Meclis’te yemin ederek “tükürdüklerini yalayacaklar” diyen Tayyip’i haklı çıkardılar, onun artı puan kazanmasına, gücünü artırmasına, diktatörlüğünü perçinlemesine yardımcı oldular.

Siz bütün bunları Kılıçdaroğlu’nun bilmeden yaptığını mı sanıyorsunuz? Ya da bir acemiliğe mi bağlıyorsunuz? Hayır hayır. Bu olup bitenler ne acemiliktir ve ne de Kılıçdaroğlu bunları bilmeden yapmış ve söylemiştir. Bütün bunlar başlı başına bir toplum mühendisliği ürünüdür ve YCHP tabanına çaktırmadan Tayyip Erdoğan’a verilmiş bilinçli bir destektir.

Gördüğünüz gibi Kılıçdaroğlu ve YCHP, Tayyip’e çalışmakta, onun diktatörlüğünü sarsacak hiçbir eylem ve söylemde bulunmamaktadır. Kılıçdaroğlu’na ve YCHP’ye bu görevi ABD vermiş ve onlar da kendilerine verilen görevi sadakatle yerine getirmekte, ABD’nin beğenisini kazanmak için çabalamaktadır. Yeni Anayasa’ya destek vermeleri de bu kapsamda değerlendirilmelidir.

Sefer ÇETİNKAYA - 17 Haziran 2012 - İlk Kurşun

Son Yazılar