ataturk_dusunce_adami225

İşte Atatürk! İşte Cumhuriyet Mucizesi! (3)

Atatürk, “Şapka giydirdim ki, başa giyilen şeyle din değiştirilmeyeceğini anlasınlar...” diyerek şapka devriminin bir gardırop meselesi değil bir zihniyet meselesi olduğunu anlatmak istemiştir.

Atatürk, Müslüman Türk milletini dünyanın gözü önünde gülünç duruma düşüren ve Batı'nın Türklere yönelik aşağılamalarına “görsel meşruiyet” kazandıran, çağın ve hayatın gerisinde kalmış, Türk kültürüyle uzaktan yakından hiçbir ilgisi olmayan, daha çok Bizans-Arap ve acem kökenli zamanı geçmiş garip kılık kıyafeti çıkarttırarak, bütün medeni dünyada kullanılan çağdaş kılık kıyafeti giydirmiştir.

ataturk_sapkasiyla_selamlarken

Atatürk, “Şapka giydirdim ki, başa giyilen şeyle din değiştirilmeyeceğini anlasınlar...” diyerek şapka devriminin bir gardırop meselesi değil bir zihniyet meselesi olduğunu anlatmak istemiştir. Türkiye'de tek bir Allah'ın kulu şapka giymediği için idam edilmemiş ve cezalandırılmamıştır. İstiklal Mahkemesi, şapka devrimine karşı kışkırtıcılık yapan, halkı isyana teşvik eden sadece 27 karşı devrimciye idam kararı vermiştir. “Tük kadını tefritten ve ifrattan kaçınmalıdır” diyen Atatürk, kadınların kılık kıyafeti konusunda hiçbir yasal yaptırıma gitmemiştir. Yalnızca kadınların bilinçlendirilmesi ve yerel yönetimlerin bu konudaki tavsiye niteliğinde kararlarıyla yetinmiştir. CHP' nin kadınların çarşaflarını, peçelerini, başörtülerini zorla çıkarttırdığı kocaman bir Cumhuriyet tarihi yalanıdır. Atatürk, çağdaş dünyayla huriyeti'nin “statükocu”, “içe kapalı” olduğu iddiası kocaman bir Cumhuriyet tarihi yalanıdır.

Atatürk, çağın şartlarına ve hayatın gerçeklerine uymayan, modası geçmiş eski hukuk sistemini değiştirerek çağdaş dünyanın kullandığı zamana ve hayata uygun hukuk sistemini kabul etmiştir. Böylece kadın haklarını sınırlandıran Mecelle'nin yerine Türk aile yapısına uygun İsviçre Medeni Kanunu kabul edilmiş, bu kanunla Türk kadınlarına sosyal, kültürel ve ekonomik haklar tanınmış; çok kadınla evlilik yasaklanmış, resmi nikah zorunlu hale gelmiş, kadının kocasını boşamasının ve kız çocuklara miras bırakılmasının önü açılmış, kadının çalışmasını ve sosyal hayata katılmasını engelleyen ortaçağ kalıntısı zihniyete büyük bir darbe vurulmuştur. Türk Ceza Kanunu İtalya' dan alınmıştır. Ancak, bu kanun bazılarının iddia ettiği gibi Faşist Musolini'nin ceza kanununun çevirisi değildir, bizim aldığımız ceza kanunu 1889 tarihli İtalyan Ceza Kanunu'nun çevirisidir. O dönemde dünyadaki en ileri ceza kanunu budur. Her alanda çağdaş hukuka geçilip eski hukuk kökünden sökülüp atılarak Osmanlı'daki hukuk karmaşasına son verilmiştir. Ankara Hukuk Mektebi açılarak çağdaş Türk hukukçuları yetiştirilmiştir.

ataturk_turk_kadinina_cok_genis_haklar_vermistir

Atatürk Türk kadınına çok geniş sosyal ve siyasi haklar vermiştir.

Kadınlara, çok geniş sosyal ve siyasi haklar verilmiştir. Genç Cumhuriyet, 15 yıllık sürede kadın sporcular, kadın doktorlar, kadın hukukçular, kadın müzisyenler, kadın öğretmenler, kadın pilotlar, kadın işçiler yetiştirmiş, meclisine 18 kadın milletvekili sokmayı başarmıştır. 1923'te yapılan İzmir İktisat Kongresi'nde Türkiye'de ilk kez kadınlara işçi ve çiftçi delegeleri arasında yer verilmiştir.

Ayrıca beş yüz kadar izleyici arasında önemli sayıda kadın izleyici vardır. Kongre kararlarının birinci maddesinde “Kadın erkek çalışanlara amele yerine işçi denilmesi”, yedinci maddesinde “Kadınların madenlerde çalıştırılmaması”, onuncu maddesinde “Kadın işçilere sekiz hafta doğum, her ay üç gün ay hali (regl dönemi) izni” verilmesi, ikinci maddesinde “emzikhaneler açılması” öngörülmüştür. Atatürk, 1924'te Ticaret Bakanı Ali Cenani Bey'i, gelişen ülkelerdeki iş kanunlarında kadının durumunu incelemekle görevlendirmiştir. Bu doğrultuda bir komisyon kurulmuştur. Komisyonun çalışmaları sonunda çalışan kadınlara on hafta ücretli doğum izni verilmesinden kadınları gece ve ağır işlerde çalıştırmayı önlemeye kadar bir dizi koşul getirilmiştir. Meclis'in bu tasarıyı kabul etmemesi üzerine, 1929'da kadın haklarını daha da genişleten bir kanun tasarısı daha hazırlanmıştır.

ataturk_kilik_kiyafet_konusunda_yaptirima_gitmemistir

Atatürk, kadın kılık kıyafeti konusunda hiçbir yasal yaptırıma gitmemiştir.

1926'da çıkarılan “Borçlar Kanunu”nda borçlar tanımlanırken kadın-erkek ayrımı yapılmadan her iki cins eşit görülmüştür. 1926'da çıkarılan “Medeni Kanun”la kadına “dilediği mesleği, sanatı seçme ve yürütme hakkı” verilmiştir.

İstanbul Ticaret Odası'nın “Türk sanayisini yıkıma uğratacak” iddiasıyla karşı çıktığı bu tasarı da reddedilmiştir. Bunun üzerine 1934'te öncekilerden çok daha ileri bir “kadın işçi hakları tasarısı” daha hazırlanmış ve sonunda bu üçüncü tasarı sekiz yıllık bir mücadelenin ardından 8 Haziran 1936'da 3008 sayılı “İş Kanunu” ile kabul edilmiştir. Atatürk'ün çabalarıyla sonunda yasalaşan “İş Kanunu”, kadınların sanayi işlerinde gece görevlendirilmesini, yaşı ne olursa olsun maden işleri, kablo döşemesi, kanal ve tünel yapımında çalıştırılmasını yasaklamıştır. İsteyen kadınlara gece çalışma izni de verilmiştir.

Kadınlar artık “123 çeşit ağır ve tehlikeli işte” çalıştırılmayacaktır. Çok daha önemlisi işverenlerin, atölyelerinde ve fabrikalarında kadın işçi çalıştırılmaları zorunlu kılınmıştır

Kanun, kadının meslek ve sanatını yürütmesine yarayan malları “dokunulmaz mallar” saymıştır. 1930'da çıkarılan “Hıfzısıhha (Toplum Sağlığını Koruma) Kanunu”yla çocuklu kadın işçilere çalışma saatleri içinde, işlerine ara vererek çocuklarını emzirme olanağı sağlanmıştır. Atatürk'ün genç Cumhuriyeti'nin kadınlara tanıdığı bu “işçi hakları” Atatürk'ün kurduğu sosyal fabrikalarda aynen uygulanmıştır.

Sinan MEYDAN - 10 Ocak 2013
http://haberguncel.blogspot.fr/

Yazarlar