sinan_meydan19_225

Fes’in Mahrem Tarihi!        

Fesin Ecnebi Kökeni ve Bir İngiliz Oyunu!

Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı yobaz kesimin öteden beri sembolüdür fes… Atatürk düşmanı kafaya sorsanız “şapka” ecnebi/Hıristiyan başlığı, “fes” ise Müslüman/Osmanlı başlığıdır!

Bu düşüncesi nedeniyle Atatürk düşmanı yobaz, adeta şapkanın üstünde tepinip, sabah akşam şapkaya küfrederken, fesi din ve iman simgesi sanarak sevip sayar, hatta bugün 21. yüzyılda kafasına kalıbı bozulmuş bir vişneçürüğü fes takıp, püskülünü gururla dalganlandıra dalgalandıra arz-ı endam eder! Onu bu fesli haliyle gören cemaat mensupları da “Adama bak amma Müslüman!” diye takdirlerini belirtmekten kendilerini alamazlar!...

Oysa ki Atatürk düşmanı yobaz kafa fena halde yanılmaktadır.

Her şeyden önce fesin Müslümanlıkla hiçbir alakası yoktur. Fesi ilk kullananlar da, fesi üretip Osmanlı’ya satanlar da Müslüman değildir!

Dahası, fes Osmanlı Devleti’nin geleneksel şer’i yapısı değişmeye, devlet Batılılaşmaya başladığı bir dönemde 19. yüzyılın başında reformist (yenilikçi) Osmanlı Padişahı II. Mahmut tarafından bir reform, bir modernleşme adımı olarak kullandırılmaya başlanmıştır. II. Mahmut Kaptan Hüsrev Paşa’nın Kalyoncu askerlerine giydirdiği TUNUS FESLERİNİ beğenerek devlet mamurlarının da aynı başlığı kullanmasını istemiştir. II. Mahmut 1826’da Yeniçeri Ocağı’nı kaldırdıktan sonra kurduğu Asaker-i Mansure-i Muhammediye ordusuna da fes giydirmiştir. 1829’dan itibaren din adamları ve kadınlar dışındaki herkesin fes giymesini zorunlu kılmıştır. 1832’den itibaren neredeyse herkes fes giymeye başlamıştır. II.Mahmut, devlet memurlarına fes kullanımını zorunlu tuttuğunda dönemin yobazları “Sarığımızı çıkartmayız!”, “Bu ecnebi başlığını kabul etmeyiz!” “Kahrolsun fes!” diye bağırarak fesin gavur başlığı olduğunu belirterek, fes takmayı reddetmişlerdir. Bunun üzerine II. Mahmut fesin “dinen caiz olduğunu” belirten fetvalar yayınlatmak zorunda kalmıştır.

Çok daha önemlisi Fes gerçekte bir Ortaçağ BİZANS BAŞLIĞI’dır. Yeniçağ’da Avrupa’da İSKOÇ BAŞLIĞI olarak da kullanılmıştır.

Aslına bakılacak olursa II. Mahmut’un  fes reformunun tek nedeni modernleşmek değildir. Bu durumun pek bilinmeyen çok ilginç bir nedeni daha vardır.

Şöyle ki:

II. Mahmut bilindiği gibi 1838 tarihli Balta Limanı Ticaret Antlaşması’yla İngilizlere çok geniş ekonomik ayrıcalıklar vermiştir. Bu ayrıcalıklardan biri de İngiliz üretimi feslerin Osmanlı topraklarına pazarlanmasıdır. II. Mahmut daha bu anlaşmayı imzalamadan önce 1832'de fes giyilmesini zorunlu kılarak İNGİLTERE'DEN İTHAL EDİLEN FESLERE OSMANLI'DA BİR PAZAR YARATMIŞTIR.

Her şeyi en başından anlatalım:
İngiltere Kraliçesi Elizabeth 1583’te İngiliz ticaret temsilcisine, Cezayir ve Tunus’ta ‘Benettos Colorados Rugios’ (Kırmızı Renkli Başlık) adı verilen kenarsız bir tür kırmızı İskoç başlığı için Türkiye’de (Osmanlı’da) Pazar bulması buyruğu vermiştir. Bunun üzerine İngilizler, Fesi Tunus ve Cezayir gibi iller dışında bütün Osmanlı illerine pazarlamaya hazırlanmışlardır. Fes kelimesinin sözcük kökeni bakımından Kuzey Afrika’daki “Fez” şehriyle ilgili olması bunun böyle olduğu olasılığını güçlendirmektedir.

Özetle, İngiliz Kraliçesi 16. yüzyılda Osmanlı’daki elçisine “kenarsız kırmızı İskoç başlığı” diye tanımladığı, Cezayir’de ve Tunus’a pazarlanan fesin, bütün Osmanlı topraklarına yayılmasını istemiştir.

Cengiz Özakıncı’nın dediği gibi, İngilizler, İngiliz Kraliçesi’nin, “kenarsız kırmızı bir tür İskoç şapkası –fes- giye buyruğunu 250 yıl boyunca unutmamışlar, sonunda 1832’de II. Mahmut döneminde Türklere bunu giydirmeyi başarmışlardır”.

Osmanlı Devleti İngilizler dışında Avusturya-Macaristan'dan da fes satın almıştır bir dönem. Avusturya, Bosna-Hersek'i ilhak edince İstanbul'da Osmanlı Botkotaj Cemiyeti Avusturya feslerini protesto kampanyası başlatmıştır. Bu kampanya çok etkili olmuş ve çoluk çocuk, yaşlı genç tüm Osmanlılar başlarındaki fesleri çıkarıp üzerinde tepinmiştir.

Fesi Din-İman Smebolu Sananlara Kötü Haber:

Sonuç olarak bizim dinle kandırılmış yobazlarımızın din ve iman sembolü sandığı FES aslında İngiliz emperyalizminin Osmanlı’yı daha çok sömürmek için Osmanlı’ya pazarladığı bir ihraç malından başka bir şey değildir. Bugün OSMANLICI olduğunu göstermek için fes giyenler de aslında OSMANLICI değil OSMANLI'YI fesle sömüren İNGİLİZCİ olduklarının bilincinde değillerdir herhalde!.. Ayrıca fes, Osmanlı'nın haşmetli dönemlerini değil, Batı karşısında her bakımdan geri kalıp, emperyalizme sömürüldüğü dönemleri çağrıştıran bir semboldur.

misirlioglu_basinda_fesII. Mahmut özünde bir BİZANS VE İSKOÇ BAŞLIĞI olan fese karşı dinsel tepkileri önlemek için şeyhülislama “FES GİYMEK DİNEN CAİZDİR” diye fetvalar yayınlattığı için ve Atatürk'ün, yerine şapka giydirip kaldırdığı püsküllü vişneçürüğü/kırmızı FESİ din ve iman sembolü sanıp hala kafasından çıkarmayanlar var bu ülkede…

Allah akıl fikir versin… AMİN!

Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığıyla tanınan, her sözüyle Atatürk'ü ve Cumhuriyeti "İslama zarar vermekle" eleştiren Kadir Mısıroğlu, "şapkayı" Hıristyan başlığı diye lanetlerken, fesi Müslüman başlığı sanarak (!) yüceltmekte, hatta bugün bile başının üstünde taşımaktadır. Ancak gerçek şu ki, Mısıroğlu'nun başında BİZANS ve İSKOÇ başlığığı fes, boynunda ise HIRVAT boyun bağı kravat vardır genelde!... (Bkz Şekil:1)

Yalanlarla savaşım sürecek…. (Konunun ayrıntıları ATATÜRK İLE ALLAH ARASINDA adlı kitabımdadır.)

Sinan MEYDAN - 20 Ekim 2012

http://sinanmeydan.com.tr/

***************************************************************************************************************

ataturk_ile_allah_arasindaAtatürk ile Allah Arasında!    

Bir Ömrün Öteki Hikayesi

ATATÜRK VE DİN” KONUSUNDAKİ EN KAPSAMLI ÇALIŞMA!


“Atatürk ile Allah Arasında”, Atatürk ve Din konusunda akla gelen tüm sorulara yanıt vermeye çalışan, Atatürk’ün düşünsel gelişimini ve değişimini hazırlayan tüm etkenleri doğumundan ölümüne kadar ayrıntılı olarak inceleyen çok kapsamlı bir çalışmadır.

ATATÜRK VE DİN KONUSUNDAKİ TABULAR YIKILIYOR…

Bu kitap, Atatürk’ün pek bilinmeyen hayat hikâyesini, bu hikâyede gizli kalmış “Allah ve Din” algısını, dağılma dönemini yaşayan Osmanlı Devleti’nin değişim sancılarıyla birlikte ele alan, Türkiye’nin 200 yıllık modernleşme tarihinin de bir bilançosudur.
Atatürk’ün İslami bilgilerinin açıklanmamış kaynakları nelerdir?
Atatürk’ün materyalizm, pozitivizm, sosyalizm ve Darvinizmle nasıl bir ilişkisi vardır?
Atatürk’ün Alevilik ve Mevlevilikle bağlantısı nedir?
Atatürk’ün daha önce yayımlanmamış “Din ve İslam eleştirileri” nelerdir?
Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı sırasındaki “İslam Politikası”nın bilinmeyen özellikleri nelerdir?
Atatürk devrimi ile Osmanlı modernleşmesi arasında nasıl bir ilişki vardır?
Atatürk’ün hiç söz edilmeyen “Dinde Öze Dönüş Projesi” nedir?
Atatürk’ün manevi dünyasıyla ilgili gizli gerçekler nelerdir?
Atatürk’ün “ilk din”, “namaz” ve “cami” konusundaki bilinmeyen araştırmaları nelerdir?
Atatürk’e yönelik “dinsiz” suçlamalarının kaynakları ve gerçekler nelerdir?
Ve daha pek çok sorunun yanıtı “Atatürk ile Allah Arasında” da.

“Atatürk konusunda yazılmış en güzel kitaplardan biri…”

Prof. Dr. Yaşar Nuri ÖZTÜRK

Yazarlar