noyan umruk aydinlik225

Çiçeği burnunda 'çakma Atatürkçülere' ayyaş tavsiyeleri…

“Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. 

…Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış olabilir…”

anafartalar zaferi

Akıl ile yürek ile 'ATATÜRKÇÜ' olmak her babayiğidin harcı değildir…

Akıl ister, yürek ister, bağımsız düşünme yeteneği ister. bilinç ister, bilgi ister, birikim ister, onur ister, vakar ister, engin yurt, vatan ve millet sevgisi ister, basiret (ileri görüşlülük), itidal, hoşgörü ve tevazu ister ve her şeyden önce ciddiyet ister…

Ve de ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz… Bu doğrultuda eylem ister…

*Mesela; milletle birlikte ülkenin aydınlanması ve gönenci için girişilen devrimler yerine, kökü dışarıda cunta darbeciliği, bir dolarlık beyinlerle ve 'Atatürkçülük edebiyatı' ile Atatürkçü olunmaz…

*Mesela; söylenildiğine göre MİT ve GENKUR’ca, devletin en üst kademelerinin bir türlü uyarılamadığı, kiminin sözüm ona eniştesinden, kiminin komşusundan öğrendiği, ortaklık hukuku gereği 'taammüden' yıllardır önlerine kırmızı halı döşenilenlerin giriştiği bir garip islamcı kalkışmayı fırsat bilerek, bu kurumların başındakilerin içine düşürüldüğü akıl almaz, anlaşılmaz tutumdan yararlanarak, iyice düşünmeden, danışmadan ülkenin, Osmanlı'dan bu yana kök salmış, başta ordu ve irfan yuvaları olmak üzere bütün dünyada örnek gösterilen yargı başta olmak üzere tüm kurumlarının köküne kibrit suyu dökerek, ordusuz millet yaratarak da asla Atatürkçü olunmaz…

*Mesela; son 10 yıldır sürekli taammüden darbelere maruz bırakılan ordunun, başına çuval geçirilerek maruz kaldığı ilk darbeyi bıyık altından izleyip, Ergenekon ve Balyoz'la aldığı ikinci ağır darbeyi destekledikten sonra, 15 Temmuz'da aldığı öldürücü darbeden istifade edip, acil karar ve eylemlerle onun emir-komuta birliğini iyice sıfırlayıp, itibarını yerlerde süründürerek bu cadı kazanı bölgede, ülkeyi, küresel taleplerin pazarı haline getirmekle de heeeeeç Atatürkçü olunamaz…

*Mesela; komşu ülkeler üzerine yayılmacı emeller beslemekle, uluslar arası ilişkiler alanında sürekli zikzaklar çizip, ülkenin itibarını sıfırlamakla, vakti zamanında tüm dünyanın takdirlerine mazhar olmuş diplomasimizi 'monşer' aşağılaması ile dışlayarak da Atatürkçü olunmaz…

*Mesela; saçı bitmemiş yetim hakkına, kul hakkına, namusuna saygı göstermemekle ya da saygı göstermeyenlere kol kanat germekle de Atatürkçü olunmaz…

*Mesela; kitleleri aydınlanmanın erdemlerine yabancılaştırarak, eğitimi 'cihadileştirerek', bundan istifade cehaletin karanlığı içinde hababam usulü yönetmeyi yeğ tutmakla da Atatürkçü olunmaz…

*Mesela; “Siz meydanlara sahip çıkın, gerisini bize bırakın, biz götürürüz…” sözcükleri ile halkı koyun gibi görmekle de Atatürkçü olunmaz…

*Mesela; sıkışınca orayı burayı boydan boya Atatürk posterleriyle donatarak, ulusal bayram ve yas günlerini mümkün olduğunca es geçmek için mizansenler yaratmakla da Atatürkçü olunmaz…

*Mesela; Kurtuluş Savaşı'nda bile iradesinden bir milim dışarı çıkılmayan gazi TBMM’yi es geçerek de Atatürkçü olunmaz…

*Mesela; Ülke için hayati alanlarda sürekli 'kandırılarak' telafisi mümkün olmayan çok ciddi hatalar yapıp, ülkenin felaketlere sürüklenmesine yol açıp, "Rabbim ve milletim biz affetsin…” yakınması ile işin içinden sıyrılmak, halkı ahmak yerine koymakla da Atatürkçü olunmaz…

*Hele hele bu milletin dişiyle, tırnağı ile yüz yılda oluşturduğu ulusal serveti, varlıkları, saçı bitmemiş yetim hakkını yabancılara, yandaşlara peşkeş çekerek rant spekülasyon ekonomisi bataklığında dans ederek heeeeç Atatürkçü olunmaz…

Bütün bunlar, 'hidayete erip' gerçekten Atatürk’ü ve Cumhuriyet değerlerinin önem ve anlamını geç de olsa idrak etmiş olanları ilgilendirir tabii…

Yoksa, yine sıkışınca binilen bir tramvaysa Cumhuriyet değerleri, yani takiye ise yine (ki açıkça öyle görünüyor), artık elde, asker görünümlü kökü dışarıda bir islamcı kalkışma, sivil İslamcı darbe ya da karşı devrim, turuncu darbe söylentileri üçgeni içine sıkışmış, envai çeşit terörle boğuşan bir ülke ve bütün bu atmosferden yılmış, bıkmış, yorgun, biat operasyonuna tabi bir millet, bir halk kalacaktır

Rodrik, durum böyle gelişirse “İyi ihtimalle Malezya, kötü ihtimalle Afganistan…” diyor ülkem için…

Hala böyle bir yol izlenilmek isteniyorsa yukarıda yazılanların hiçbir kıymet-i harbiyesi yoktur tabii; lakin işleri çoook çok zordur…

Böyle çoook çakma Atatürkçü gördü bu ülke, dolayısı ile artık karnı tok bu numaralara…

Noyan UMRUK – 19 Ağustos 2017 – ABC

Yazarlar

Cloudy

26°C

Istanbul