mustafa kemal basarinin sarti225 

Milli merkez parti yola çıktı geliyor...

Bir : Odatv editörü biricik canımız arkadaşımız Caner Taşpınar dünya evine girdi.

Okuyucu için küçük ama Odatv için büyük haber.

Her gün saniye saniye burun farkıyla zamanla yarıştığımız haber-yazı telaşı içinde birbirimizi dahi unuturuz, çünkü hepimiz bir makinenin dişlisi gibiyiz.

Haber girecek, yazı girecek, tashih edilecek, başlığı atılacak, düzeltilecek, çıkartılacak, haber kaynağı aranacak, metin içi sorgulanacak, bir de şuraya bak,  sordum, çıkarttım, girdim, bir daha baktım, not aldım, aradım, offf, gün boyu…

Bu tempoya ayak uydurmak hızlı trenle koşarak yarışmak demek.

Caner’in düğün davetiyesi gelince sevgili eşi Gülsüm’e hatırlatmak istedim, Gülsüm hanım Caner’le evlenerek nasıl bir temponun içine girdiğinizin farkında mısınız?

Bu haber bu koşturmaca bu telaş, sonra, ben nereye düştüm, sonra ben kocamın yüzünü göremiyorum diye, ağlamak yok.

Burada bu sütunlarda yıllarca yan yana dirsek dirseğe çalıştığımız halde başımızın kaldırıp birbirimizin yüzünü gördüğümüz yok, birbirimizle bir hoşbeş bir çift laf edecek dahi zamanı bulduğumuz yok, öyle yoğun bir telaş ki sanki bizim evliliğimiz çocuklarımız bir aile hayatımız hiç yokmuş gibi.

Ve ama Caner bir tanedir, bu kadar güzel bu kadar çalışkan bu kadar efendi mi efendi bu kadar kaprissiz erinmeyen üşenmeyen çalışma arkadaşlarım olmasaydı Odatv’nin bu çalışma yorgunluğu yıllarca çekilir miydi?

Evlilikle ilgili verebileceğim bir öğüdüm de yok, anladığım kadarıyla evlilikle ilgili problemleri boş vakti çok bol insanlar çıkartıyor, işinin ekmeğinin başındaki insanlarda bu problemler daha az sıklıkta yaşanıyor.

Allah mutlu etsin, bir yastıkta kocatsın.

İki : Caner evlendi ancak ben de yeni kurulacak milli merkez partiyle flört aşamasındayım, fena bakışıyoruz.

Hatta pastanede limonata kuru pasta oturup ‘niyetin ciddi mi’ diye birbirimize sormaya başladık.

Şüphesiz bir aşk evliliği değil Türk milletinin arayışı gibi benim de şimdilik niyetim bir ‘mantık evliliği’.

Türkiye’nin kilitlenmiş siyasetini açacak tek anahtar milli merkez partidir ve akıl sağlığı ve gücü kuvveti yerinde her memleket evladı bu ‘cici partinin’ bir ucundan tutmalı, düşüncesindeyim.

İlk gençlik yıllarımdan beri olur ya bir gün bu memleketin bize ihtiyacı olur, insan içine çıkacak yüzümüz olsun, diye yediğim içtiğim girdiğim çıktığım söylediğim ettiğim her şeyin ‘sıhhatine’ ‘temizliğine’ gücüm yettikçe ama çoğu zaman abartıp marazi şekilde kendimi şaibelerden pisliklerden korumaya çalıştım.

Birikimim kültürüm ve kamuoyunda oluşan ismim neyse, yeni kurulan bu merkez partiye, sorgu sual etmeden simli kırmızı götlü mumlu davetiyeler almadan katkı sunmak niyetindeyim.

Bu görüşümde çok samimiyim, gün gelip Tolstoy’un bütün servetini Rus halkına bağışlaması gibi, bizim de kaderimiz buymuş, varsa bir servetimiz?

Her memleket evladının bugünlerde el ayak olduğu milli merkez sağın oluşmakta olan bu merkez sağ partisinin bir ucundan tutmak düşüncesindeyim.

Bugüne kadar olduğu gibi ne vekillik ne bakanlık ne de paralı maaşlı danışmanlık gibi her teklife baştan karşı çıktığımı deklare ederek, bu yeni partiye hasbilik ölçüleri ve halis duygularla omuz vermek istiyorum.

Bunca zaman yazdıklarımı çizdiklerimi gördünüz, söylememe gerek yok, benim gerçek aşkım eşitlikçi çok daha romantik bir dünya görüşü.

Ülkemiz öyle varoluşsal beka sorunları yaşıyor ki bunca yıl hayalini kurduğumuz çok şey artık hepimize çok ‘lüks’ geliyor, gün gelir, kimbilir, bunlar da olur, ancak, şimdi ‘reel siyaset’ hepimizden tek tek vefakarlık bekliyor.

Öyle bir reel siyaset ki kamyon karpuz at deseler karpuz atarım, elli derece Temmuz sıcağında kamyondan tuğla indir deseler tuğla indiririm.

Ülkemizin hukuktan sınav sorularına kadar denetlenmeyen bütçesinden yağmalanan ortak alanlarımız meralar yaylalarımıza kadar bir ülkenin her şeyi ortak değerlerine kadar, her şeyi yeniden yapılandıracak bir siyasi çalışma hepimizin vatan görevi olmalı, düşüncesindeyim.

Şüphesiz benim gibi açık sözlü insanların her partiye zararı vardır, benim gibi yazarların parti disiplini takmayan bağımsız karakterleri vardır, boyunduruk kabul etmeyen bu kişilik özelliklerimizden de asla taviz verecek değiliz.

Dünya yıkılsa bildiğimizi saklamayız, feriştahı gelse o an ağzımıza geldiği gibi söyleriz, bu vahşi doğamızı da dosta düşmana dürüstçe deklare etmek zorundayız, mesela, ortalıkta dönen imaları kendi adıma savmak için de peşin peşin söyleyeyim, en ufak bir FETÖ sineği şüphesinde, bu çorbayı Meral Akşener’in kafasından aşağı dökmek de vatan ve namus borcumuzdur.

Kişiliğimize meşrebimize en uygun, dışardan destek tam destek.

Partinin vitrininin okumuş deneyimli idealist sorumlu ve şaibesiz insanlarla oluşturulmasında fikir ve düşüncelerimizi söylemek.

Partinin acil eylem planı ‘ortak değerlerin’ inşasında fikir ve düşüncelerimizi bıkmadan tekrar etmek.

İhtiyaç duyulursa konferans ve toplantılarına gücüm yettikçe katılıp canlı canlı destek vermek.

Gücüm yettiğince demokratik ve hukuk değerlerinin ihmalinin acımasız hatırlatıcısı ve bekçisi olmak.

Yok olmaya yüz tutmuş milli insani ve ahlaki duyguları gücümüz yettiğince pekiştirmeye çalışmak.

Kanıtsız belgesiz ve muğlak ifadelerle dolu alışıldık siyasi konuşmaların gücümüz yettiğince önüne geçmek.

Ve bir siyasi hastalık olan dinimiz ve demokratik değerleri aşındırıp yoran boş sözleri gücümüz yettiğince eleştirip siyasetten dışlamak.

Çok kuvvetli sorumlu bir iradenin oluşması için, insanımızın üzerine çökmüş çaresizlik ve yılgınlığın karşısına, coşkulu ve tertemiz kalbi niyetlerle set çekmek.

Ve yaşadığımız acı tecrübelerden ders alarak asla affetmeyen tavizsiz bir dille en ufak bir şüphede dahi pire için yorganı yakmayı göze almak.

Vakit çok geç olmadan, yarından tezi yok, muhalif küstürülmüş bıkmış yorulmuş umudunu kesmiş kitleler bir duman gibi dağılıp kaybolmadan.

Göklerimizi güneşsiz gönderimizi bayraksız bırakmadan, dur yolcu, demek, cumhuriyet demek.

Hukuk ve vatan savunmasını yine boş teneke gibi yine kaprisli ve boş gururlu ve hizipçi ve hırsız ve kaşarlanmış siyasiler ele geçirmeden.

İşinin başında insanlarla çalışan yorulan insanlarla toprağını süren işleyen insanlarla ülkesi için yırtınan vefakar vatansever insanlarla yeniden buluşmak için.

Sevgili halkımızı, işi bitmiş omuzları çökmüş, hile aldatılma yağma talandan yorgun düşüp, son günlerini zorbalıkla yaşayan siyasilere, daha fazla mecbur etmemek için.

Ve siyasetimiz ve insanlığımız ve kardeşliğimiz ve umutlarımız, daha fazla allak bullak olmadan.

Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında olduğu gibi, yeniden Türkiye’nin orta yerine, vatan kumaşından bir hukuk ve irade bayrağı dikmek için.

Nihat GENÇ – 15 Temmuz 2017 – Odatv

Yazarlar

Partly cloudy

9°C

Istanbul