gucumuz_birligimizden_gelir225

Kavram putları ve Türk Milleti!

Kavram putlarını yıkmaya başlayan balyozun sesleri Si­livri’den, Ergenekon kalasının burçları arasından yan­kılanıyor. İlk vuruşları Doğu Perinçek yaptı ve bir ucun­dan da biz tutuyoruz. Görevimizdir.

Milletin yoksulluk kırbacıyla dövülmesi, deresinin, da­ğının, tarlasının daha kolay elinden alınması için bu put­lar kullanılır. Milletin birleşmesini ve hakkını araması­nı engellemek için örülen duvarlardır bunlar. Kelime­lerle, eklerle, etimolojik tartışmalarla tuğla tuğla zihin­lerle örülür. Bölerler.

*** *** ***
Kavram-tarih ilişkisi dinamiktir!

Millet-milliyetçilik, ulus-ulusalcılık… Efendim, biri aynı zamanda din birlikteliğini de içerirken, diğeri Mo­ğolca’dan gelmekte olup sadece topluluk anlamına ge­lir, vs… Kuşkusuz bu açıklamaların birtakım bilimsel da­yanakları da var. Sayfalarca yazılıp saatlerce, günlerce tartışılır. Sonuç: Hini şöyle kaldıran milliyetçidir, bu cüm­leyi kullanan ulusalcıdır, şu onun sloganıdır, bu öteki­nin bayrağıdır. Kavram putperestliğinin bize sunduğu büyük ödül bölünmedir…

Oysa kavram-tarih ilişkisi dinamiktir. Yaşar, gelişir, değişir. Ne güzel bir saptamadır: “Tarihi keyfimize gö­re yapamıyoruz. Gelecek, tarih içindeki malzeme ile yapılabiliyor.” (Doğu Perinçek, Aydınlık, 29 Aralık 2012). Yine Doğu Perinçek bir gün önceki yazısında tarih içindeki malzemenin içeriğinin nasıl değiştiğini çok güzel örneklerle anlattı. Kuduz, Yavuz, Keleş sözcük­lerinin anlamları bugün geçmişten ne kadar da fark­lılaşmış.

Avrupa kaynaklı aydın ve entelektüel kavramları bu­gün bir övgü sıfatı kabul edilir. Oysa 1898’de Fransa’yı ikiye bölen ünlü Dreyfus davasında haksız yere hap­sedilen Yüzbaşı Dreyfus’u savunanlara “entelektüel” di­ye hakaret edilirdi. Emile Zola bu sözlerle aşağılandı. Ama gelin görün ki, tarih, Emile Zolaları haklı çıkardı ve bugün aydın diye toplumun öncülerine diyoruz; övü­yor övünüyoruz.

Biz de tarihin bu akışkanlığından nasibimizi aldık. Mil­let kavramı 19. yüzyılda her bir Avrupa devleti için fark­lı anlam taşıyordu. Yusuf Akçura bunu çok güzel özet­ler: “Millet olmak için Almanlar ve Slavlar ırk ve dili; Fransızlar arzu ve iradeyi; İtalyanlar arazi ve dili esas alıyor­lardı.” Bizde ise azınlıkları temsil eden bir kavramdı. Av­rupa’dan aldığımızı hemen birbiriyle örtüştürdük ve top­lulukların birliği yani İttihad-ı Anasır olmak istedik.

Tarih bu kavramsal yargıyı savaşlarla, ayrılıklarla, it­tifaklarla sınadı. Ne oldu: Kavram kaldı ama içerik ye­niden şekillendi. Tarih, dil, kültür, vatan birlikteliği; ta­sada, kederde ortaklık, geleceği birlikte oluşturma ira­desi olarak tanımladığımız bu kavramla devrimimizi yap­tık. Bir ülke inşa ettik.

Bütün bir milli mücadele boyunca Batılılar, işbirlik­çi saltanattan bizi ayırmak için milliyetçiler ya da Kemalistler diye tanımladı. Bu, birlik demekti. Anglosakson tarihindeki gibi kan bağına değil kader ortaklığına da­yanıyordu. Hiç sevmediler.

Bugün, Batının bize dayattığı düzen, küçük ırk top­luluklarından oluşan bağımlı, yobaz şehir devletçikleri­dir:

“Ulus kavramında din yoktur, haydi laikler bu ta­rafa… Millet kavramı din birliğidir, haydi Aleviler şu ta­rafa, Sünniler bu tarafa… Türkler şöyle geçsin, Kürt- ler böyle geçsin… Sonra da düdük çalınınca birbirimi­zi yiyelim.”

Bu cepheleşmenin önümüze koyacağı sonuç, Su­riye’de, Irak’ta, Mısır’da, Libya’da yaşanmaktadır. Mil­letleri paramparça, ülkeleri bölünmüştür.

*** *** ***
Kaz dağları ulusun mu, milletin mi?

Sahi kimindir Kaz Dağları? Alakır Vadisi, Toroslar, Amik Ovası, üzerine beton duvarlar dökülen Fırtına Va­disi kayalıklarında canlarımızı bıraktığımız Herekol Da­ğı kimindir? Ulusun mu, milletin mi?

Satılan karayolları kimden çalındı, ulustan mı, mil­letten mi? Bunları nasıl bölüşeceğiz? Beyinlerimizde sec­de ettiğimiz o kavram putları varken, bunları nasıl ko­ruyacağız?

*** *** ***
Solcu-milliyetçi kavgası dış kaynaklıdır!

Aslında bu kavram cepheleşmesinin nedeni, geçmişe ilişkin kötü anılar ve eski kavgalardır. Dünü doğru an­lamak gerekiyor. Dün solculuk adına Atatürk’ü redde­denlerle, milliyetçilik adına Amerika’nın Türkiye’deki as­keri varlığını savunanlar arasında bir fark yoktu. İkisi de gayri milliydiler. O günlerde 6. Filo’ya karşı sokaklara çıkan gençlerin yaptığı da milliyetçilik, vatanseverlikti.

Taksim’in ara sokaklarında üç kuruş ekmek parası için ayakkabı boyayan dokuz yaşındaki çocuğun hak­kını sormayan milliyetçilik olmaz. Ayda 770 lirayla ge­çinmek zorunda kalan asgari ücretlinin ekmek kavga­sına, grevine, hak arayışına destek olmayan milliyetçi değildir.

Solculuk da Batı kuyrukçuluğu değildir. Ergenekon Destanı vatanları işgale uğrayan bir milletin, sığındık­ları Ergenekon’dan çıkışını anlatır. Zulme karşı direniştir, emek ve amaç birliğidir. Her biri odun toplayan, körük yapan, ateş yakan topyekün bir milleti anlatır. Yol gös­teren o Bozkurt hepimizindir. Bunu reddeden solcu ola­mayacağı gibi, bugün işgalci Amerika’nın füzelerine, ra­darlarına ses çıkarmayan da milliyetçi olamaz.

Ergenekon’da yol gösteren Bozkurt, Nazım Hikmet’in anlattığı o Sarışın Kurt’tur. Her ikisinin düşmanı da em­peryalizmdir. Yakup Kadrinin Kurtuluş Savaşı’na Er­genekon demesi de bu nedenledir. Yakup Kadri ile Na­zım Hikmet’i aynı cephede ve aynı kavramlarda bir­leştiren antiemperyalist mücadeledir.

Dünkü solcu-milliyetçi kavgası bugün aynı saftaki mil­li güçleri bölebilmek için ulusalcı-milliyetçi ayrımına dönüştürülebiliyorsa bunun suçu bizdedir. Anlatamamışız. Milliyetçi olmayan solcu, halkçı olmayan milliyetçi ola­maz. Ve her ikisi de mutlaka antiemperyalist olmak zo­rundadır.

*** *** ***
Milliyetçilik ırkçılık değildir!

Ben bir milliyetçiyim. Milliyetçiliğim İsmail Gaspıralı, Yusuf Akçura, Ziya Gökalp, Atatürk çizgisini takip eder. Burada ırkçılık yoktur.

Türk Milleti bütün aile üyeleriyle birlikte birleştirici, kapsayıcı ve varlığını tarihin derinliklerine dayandıran bir kavramdır.


Milliyetçilik ise tarih-kavram ilişkisinin dinamizmiy­le bugün antiemperyalizmi, tam bağımsızlığı, yurttaşlı­ğı, bilimi, hukuku, insan haklarını… ABD’nin savaş ta­şeronu ve komşu katili olmamayı, başı dik olmayı tem­sil etmektedir.

Başı dik Türk milletinin yeni yılını kutluyorum

Oktay YILDIRIM - 06 Ocak 2013 - Aydınlık

Yazarlar

Mostly clear

13°C

Istanbul