yuzyilin_hesabi_muyesserHer Yana Yayılan Kusmuk Kokusunu Hissedebiliyor Musunuz?

İktidar-PKK görüşmeleri ispatlanınca “fazla yaygara kopmamış”…

“Kıyamet de kopmamış”…

Gazetelerin en “stratejik“ köşelerine oturtulanlar, televizyonlarda boy göstermesine izin verilenler öyle diyor!..


Evlâdını yitirmiş bir ananın yüreğinde kopan “yaygarayı-kıyameti“ siz bilebilir, anlayabilir misiniz?

Bir kitapta okumuştum: “Evlâdını kaybeden bir ana, en önemli organının kesilmesinden daha fazla acı duyar.“ diyordu.

Türk Milleti’ne bu kirli senaryoları hazmettirdiklerini zannedenler; el çırpıp: “Başardık!" diye yaygara koparanlar anaların, babaların, kardeşlerin sessiz öğürtüsünü duyuyor, her tarafa yayılan kusmuk kokusunu hissedebiliyor musunuz?

“Yeter ki terör bitsin.”, öyle mi?

PKK’nın ve onun hamilerinin ne istediğini adınız gibi biliyorsunuz. Onları verip ülkeyi, milleti böleceksiniz yani!..

Düne kadar: “Yeter ki Kıbrıs sorunu çözülsün.” de diyordunuz…

Ne oldu?

Rum kesimi arkasına ABD’yi alıp Doğu Akdeniz’e maya çalmaya başladı.

Niye “Kıbrıs sorunu çözülecekse bu da kabulümüzdür.“ demiyor da, donanmaya Akdeniz’i hedef gösteriyorsunuz Allah aşkına?!..

Ben aptal mıyım?

Sevgili dostlar! Ben geri zekâlıyım, eblehim, salağım, aptalım, anlama özürlüyüm. Şimdi bir “terörist" olarak koca Ortadoğu, Balkanlar, Afrika fatihine soru soramayacağıma göre ne olur siz beni aydınlatın.

Başbakan özel temsilcisi, PKK’yla “devlet” adına görüşmüş, pazarlık yapmış; çünkü devlet memuruymuş. Amenna buraya kadar anladım.

Peki İmralı ve Kandil’le kim görüşürse o görüşme iktidar adına yapılmış sayılır?

Misal… Sayın Cumhurbaşkanı görüşse, olmaz; adından belli, o devletin 1 numarası. Sayın Başbakan görüşse, yine olmaz.

O da öncelikle devlet memuru değil mi; bu devletten maaş almıyor mu, devletin Anayasa ve yasalarına uygun şekilde görev yapmakla mükellef değil mi?

Bakanlardan bazıları? Örneğin Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay veya Bekir Bozdağ. Ne bileyim, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin görüşse?

Olmazzzz!..

Şeytan dürttü

Başbakan için geçerli durum, onlar için de aynen geçerlidir. Yani nihayetinde bunlar da her şeyden önce devletin memurudur değil mi?

Buldum! Görüşmeleri AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik yürütse?

Olmaz ki canım; bu defa da: “Hükümet değil, parti görüştü.“ denir ki, çok doğrudur.

Bakın şimdi şeytan dürttü: hani Dışişleri Bakanlığı döneminde Gül, Hamas lideri Halid Meşal’le Bakanlık'ta değil de AKP Genel Merkezi’nde görüşmüştü. Onun gibi bir şey mi oluyor şimdi?

Ya da Avrupa Birliği ile Müzakere Çerçeve Belgesi “pazarlıklarını” Gül yine AKP Genel Merkezi’nden yürütmüş, İngiliz Büyükelçi hep oraya gidip gelmişti. Ama neticede o belge AKP değil, T.C. Devleti adına kabul edilmiş ve yürürlüğe konmuş olmadı mı?

Anladınız değil mi, kafamın almadığını!..

Neyse, bir gün birileri: “Görüştümse, ben görüştüm.” deyince nasılsa hepimiz anlarız!

Tam bu esnada şeytan yine dürttü; aklıma acayip bir buluş düşürdü (patentini kimseye kaptırmayın ha!..).

Hani RTE markası tescillenmişti ya; bence bu marka adıyla üretilecek ilk ürün zeytinyağı olmalı.

Benim dûçar olduğum gerizekâlılık başta olmak üzere pek çok hastalığa şifa vereceğine can-ı gönülden inanıyorum!..

Beyinlere tecavüz ediliyor

Pek çok sivri akıllının, “Yahu milletimiz işgâli nasıl çabucak fark etti ve milli mücadeleye girişti." sorusuna cevap aradığını duyuyorum.

Kadınlarımıza, kızlarımıza tecavüz edildi; çocuklar, yaşlılar camiye doldurulup yakıldı. Ya ölünecek, ya direnilecekti!..

Şimdi ne var? Günün 24 saati aralıksız olarak beyinlerimize tecavüz ediliyor, ruhumuz duymuyor… Çocuklar, gençler AVM’lere doldurulup kendi rızalarıyla, üstüne para verip cayır cayır değil, ışıl-ışıl, şıkır-şıkır, markalı, kokulu yakılıyor. Yakan memnun, yanan memnun, size ne? İkisi aynı şey mi?

Tövbe, tövbe!..

İkisi aynı şey olsa hiç Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar Kahramanmaraş gibi bir vilayetimizde, yabancılara toprak ve mülk satışında “mütekabiliyet-karşılıklılık" esasının kaldırılacağını açıklar ve çılgınca alkışlanır mıydı?

Silivri’den kucak dolusu sevgiler…

Müyesser YILDIZ - 20 Eylül 2011 - Silivri

Yazarlar