rte_kabadayi

Du Bakali N'olcak!..

Hikâyeyi bilenler, bilmeyenlere anlatsın…

Dinleme, izleme faaliyetleri tam bu hikâyeye döndü zira. Ufaktan ufaktan başladılar; “Du bakali n'olcak“ deyip, merakla bekledik. Muhalifler, gazeteciler, parti liderleri izlendi, heyecanla beklemeye devam ettik. Sonunda Genelkurmay Başkanı’nın makam odasına girdiler, ”Du bakali n'olcak” demeye devam ediyoruz.


Hikâyenin sonunda koca, tuttuğu hafiyeden karısının, sevgilisiyle yatağa girdiğini öğreniyor ve yine “Du bakali n'olcak“ diyor, hafiye de “elinin körü olacak“ tepkisini verip, gidiyordu galiba!..

rte_sinirden_olecek

Bizim hikâyemizde ne olacak şimdi?

Eğer TSK’nın hala bir mahremiyeti ve ehemmiyeti kaldı ise sağır-dilsiz alfabesiyle konuşup, dumanla haberleşmelerinde fayda olduğu kanaatindeyim.

Ya koca kulaklar işsiz kalırsa?!..

Sanmam, başkalarının, hem de bugüne kadar kol kola olduklarının kasetlerini vizyona koyacaklardır muhakkak. Baksanıza Mehmet Metiner’in kaseti çıkmış. PKK’nın “komplosu“ olduğunu söylüyor, “mert olsunlar“ diyor.

Bu arkadaş, bir yığın insana komplo kurulup, hukuk katledilirken, bu işleri “teferruat“ sayanların yanında konuşlanmaya devam etmemiş miydi? Bakın ben de 6 aydır bilgisayarıma “belge“ yükleyenlere, “erkeğiz diye ortalıkta dolaşmasınlar“ çağrısı yapıyorum, ama duyan yok!..

*** *** ***
ak_parti_ocalan_erdogan

"Du bakali n'olcak" sürecinde bir kenara not edilmesi gerekenler var;

* BDP’li Mahmut Alınak’ın, “AKP hükümeti 6 ay içinde istifa etmek zorunda kalacak“ demesi,

* Eski polis, Taraf yazarı Emrullah Uslu’nun bu iddiayı önemsemesi,

* Wikileaks belgelerindeki bazı iddiaların askıda kalması,

* Ortada fol yok yumurta yokken, Aydınlık ve İşçi Partisi’nde Başbakan’ın ses kasetlerinin aranması (Birileri bir taşla iki kuş mu vurmaya çalışıyor nedir?) gibi…

Bir de eski Türkiye-AB Karma Parlamento eşbaşkanı Zaman Gazetesi yazarı Lagendijk’in yazdığı bir senaryo var ki, “Neler hazırlanıyor?“ dememek mümkün değil.

ulkeyi_batiran_ikili

Türkiye’nin YAŞ’a kilitlendiği günlerdi.

Lagendijk 3 Ağustos’ta, New York Üniversitesi’ndeki Küresel İlişkiler Merkezi CGA’nın 2020 Türkiye’si için hazırladığı üç farklı senaryoyu köşesine taşıdı, “hangisi gerçekleşecek?“ sorusunu sordu. O’nun üzerinde durduğu 3’ncü senaryoydu. Buna göre, bazı siyasi, sosyal gelişmeler üzerine 2015 seçimlerinden sonra AKP bölünecek, ön plâna Ali Babacan çıkacakmış. Babacan,Erdoğan’la arasına mesafe koyacak, onu Kıbrıs sorununu görmezden gelerek, AB üyeliği projesini çıkmaza sokmakla suçlayacak vs.li “siyasi bir bilimkurgu“…

Bir diğer Zaman yazarı İhsan Dağı’nın 16 Ağustos’taki yazısı da ilginçti. YAŞ’ın bittiği, AKP’nin TSK’ya da damgasını vurduğu, yani artık resmen “devlet“ olunduğunun ilan edildiği günlerdi. Buna rağmen Dağı, “AKP ve devlet“ gibi bir ayrıma gidiyor, Öcalan’ın “önünün açılması” konusunda bu ikisinin çatıştığını öne sürüyordu. Şaşıracaksınız ama Dağı’ya göre, bu konuda ayak sürüyen AKP idi. Zira, “ekonomik kriz söylentileri, Suriye’de kaynayan kazan ve ufukta Cumhurbaşkanlığı seçimi varken, AKP’nin, Öcalan’ı kamuoyuna satması“ zor olacaktı. Dağı, “AKP’nin siyasi pragmatizmi ile çatışan devlet aklı“ndan da söz ediyordu. Kimi veya neyi kastediyor olabilir? Misal; “devlet aklı“nı temsil eden Gül, “AKP’nin siyasi pragmatizmini“ temsil eden de Erdoğan mı?.. Ve bu ikisi arasında, Öcalan yüzünden “çatışma var“, öyle mi?

tayyip_ve_patron

Du bakali n'olcak?!..

Uzun boylu kehanetlere aklım ermez, o yüzden biz biraz daha yakına bakalım… Her işlem ve eylemde bir “rövanşa“, helalleşmeden çok hesaplaşmaya şahit oluyoruz ya, internet andıcı davasında işin ucu sadece İlker Başbuğ’a değil, eski Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya ile YARSAV eski Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu’na da uzanır mı dersiniz? Malum, AKP hakkında açılan kapatma davasında çoğunlukla o internet sitelerinden yararlanıldığı öne sürülüyor ya!..

Bu da gerçekleşirse, geriye Aydın Doğan ve Ertuğrul Özkök’ün, “Muhtar bile olamaz… Kaosa kalkan 411 el… Deniz Feneri“ manşetlerini telafi etmesi kalır ki, herhalde en kolay “helalleşme“ bunda yaşanır!..

Böylece Erdoğan’ın sık sık söylediği gibi, “meyvenin olgunlaşması“ (isteyen buna kurbağanın haşlanması da diyebilir.), yani Türkiye’nin “korku krallığı“ndan, “1. Sınıf cumhuriyet ve demokrasiye“ geçişi tamamlanır!..

Silivri’den kucak dolusu sevgiler…

Müyesser YILDIZ - 22 Eylül 2011 - Silivri

Yazarlar