Lozan'ın Yıldönümünde "Bekleyenler"

Tesadüf bu ya; aynı günde, Lozan’ın 88. Yıldönümünde iki “bekleyiş” düştü gazetelere…

İlki BDP Grup Başkanı Selâhattin Demirtaş’a aitti. Bol bol PKK propagandası yaptığı Milliyet’teki röportajının bir yerinde, “demokratik özerkliğin ilânı için beklenseydi” diyenlere şöyle karşılık veriyordu:


“Bekle deniyor ya Kürtlere. 1924’ten beri bekliyorlar. Ne kadar daha beklenebilir?”

Ne demektir “1924’ten beri beklemek” ;

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni, Lozan’ı tanımadıklarının ilânıdır.

****

“Bekleyişi” dillendiren ikinci isim Zaman Gazetesi’nin Washington Temsilcisi Ali H. Aslan’dı.

20 Temmuz’da ABD Kongresi Dış İlişkiler Komitesi’nde görüşülen bir kanun paketine Türkiye’ye yönelik bir çağrı kararı eklendi. Türkiye’den “Hıristiyan haklarına saygı göstermesi ve her türlü dini ayrımcılığa son vermesi” isteniyordu.

İşte bu oturumu izleyen Zaman Temsilcisi Aslan oradan kulis bilgiler aktarıyordu. Görüşmeleri Ermeni papazlar da takip etmiş, onlardan biri Türk gazetecilere yanaşıp düzgün Türkçesiyle kendini tanıtmış. Doğu Anadolu’da doğmuş, Ermeni davası için koşturan uluslararası bir şahsiyetmiş bu papaz.

Ermeni papaz, o gün Kongre’de olanlarla ilgili kanaatini sorunca Zaman Temsilcisi Aslan, “Türkiye’yi yaralayıcı bir dille hak mücadelesinin, karşı milliyetçi tepki doğuracağını” belirterek, “Daha makul, yapıcı ve sabırlı bir üslûp gerektiği” tavsiyesinde bulunmuş. Ve ardından, “Türkiye demokratikleştikçe, Hıristiyan olgusuyla daha da barışacağını, bu yönde özellikle son yıllarda büyük mesafeler kat edildiğini” anlatmış.

Türkçesi şu; Aslan da “Biraz daha bekleyin” demiş.

Ermeni Papaz da Aslan’ın sözlerini tam böyle anlamış olacak ki, şunu söylemiş:

“100 yıldır bekliyoruz, daha ne kadar bekleyeceğiz?..”

****

Bunlar “100 yıldır” neyi bekliyor?

Görünürde “soykırım” iftirası için özür, gerçekte “Batı Ermenistan” dedikleri Doğu Anadolumuzun kendilerine verilmesini. Yani onlar da Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin sınırlarını, keza Kars Antlaşması ve Lozan Antlaşması’nı tanımadıklarını bir kez daha ilan ediyorlar.

“Bekleyenler” bunlardan ibaret değil. Meğer biz “Türkler” de, “En az Ermeniler kadar uzun bir süredir bekliyormuşuz”.

Zaman’cı Aslan, Ermeni papaza öyle diyor. Peki Aslan’ın “Türkler”i ne bekliyormuş? Okuyup öğrenelim:

“Biz Türkler de en az sizin kadar uzun süredir ülkede bazı şeylerin değişmesini bekliyoruz. Kürtler de öyle. Hak ve özgürlük sorunlarımızı hala tam aşamadık…”

Aslan ,“Türkler”in ne beklediğini tam olarak söylememiş, hak özgürlüklerden kastını da açmamış, “Kürtleri” ayırmayı ihmal etmemiş ama;

“Kürtler”, “ Ermeniler” ve “Biz Türkler” üçlemesinin kesişmesi epey ilginç olmuş!..

****

Peki “Türkçe Olimpiyatları” düzenleyerek, “en milliyetçi” olan cemaatin önemli ismi Aslan, Ermenilerden “özür” ve “soykırım” iftirası hakkında ne düşünüyor acaba?

Zira Ermeni papaz, ”Türkiye, Ermenilerden bir özür dilemekten bile niye aciz?” diye de sormuş. Mavi Marmara faciası için neredeyse “İsrail’in özür dilemesinde ısrar etmeyin.” deme noktasında duran Aslan’ın, Ermenilerden özür dilememiz talebine nasıl yaklaştığını kendi satırlarından aktaralım:

Türkiye’de devletin ve toplumun demokratikleşmeye paralel olarak tarihsel özeleştiriye daha yatkın hale geldiğini,Bir gün bir çeşit özür dileneceğine inandığını,
Ama hukuki bağlayıcılığı da olan “soykırım” kelimesinde ısrarın yanlış olduğunu, bu tabirin görünür gelecekte devletten ve toplumun geniş kesimlerinden hüsn-ü kabul görmeyeceğini,

söylemiş Ermeni papaza!..

Bu müthiş (!) savunmayı, “Hele önce bir özür dilensin, görünmeyen gelecekte (soykırım) kelimesi de kabul edilir nasılsa!” şeklinde Türkçeleştirmeye gerek var mı?

****

TBMM Başkanı Cemil Çiçek Hükümet Sözcüsü iken, yeni Anayasa için “İlk 3 madde hariç her şey konuşulur” demişti.

Yeni Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ ise “Herhangi bir önyargı, ön kabul ya da ideolojik refleks taşımadıklarını; anayasa konusunda her konunun müzakere edilebilir, tartışılabilir olduğuna inandıklarını” açıkladı.

Bugüne kadar olanlardan ve konuşulanlardan Türkiye’nin nereye götürülmek istendiğini hâlâ anlamamış olanlar varsa, yukarıda aktardığımız “bekleyişlere” baksın, yeni anayasanın ne menem bir şey olacağını gayet iyi anlayacaktır!..

Silivri’den Kucak dolusu sevgiler…

Müyesser YILDIZ -  25 Temmuz 2011 - Silivri

Yazarlar