muyesser yildiz5

Hulusi Akar'la davamız başlıyor…

Bilenler biliyor, kendimle ilgili konularda yazmayı sevmiyorum.

Ancak dostlar, tanıyanlar, tanımayanlar herkes sorduğu için eski Genelkurmay Başkanı, yeni Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar'ın hem Odatv, hem benim hakkımda açtığı 250 bin liralık tazminat ve ceza davalarıyla ilgili gelişmeleri aktarmam gerekiyor.

Bilindiği gibi, Akar geçen Haziran'da görünürde tek haberimiz, gerçekte ise tam 1 yıllık haberlerimizi sıralayarak;

Bunların “Hayal mahsulü, gerçek dışı” olduğunu, “Siyasi/ideolojik amaçlı haberlerle, toplumun kin ve nefretini kendisine yönlendirmeyi” hedeflediğimizi iddia etti.

Ayrıca bizleri, “Adam olmamak” ve “İktidara muhalefeti, gazetecilik yapmanın tek amacı görmekle” suçladı. Hatta “FETÖ'ye hizmet” ettiğimiz imasında bulundu. 

5 LİRALIK KARŞI DAVA…

Tüm yazılarımız bilgi ve belgeye dayandığı, hiçbirisinde tek bir “hakaret” sayılacak tek bir kelimenin yer almadığı ortada. Dolayısıyla Akar'ın şikayet dilekçesindeki ifadelerle, hakarete maruz kalan asıl bizleriz.

İşte bu nedenle ben de Akar aleyhine 5 liralık karşı tazminat davası açtım.

İki dava birleştirildi. Yani hem davalıyım, hem karşı davacı.

İlk duruşma Perşembe günü saat 10.25'te Dışkapı'daki Adliye Ek binasında bulunan 7. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülecek.

Akar'ın açtığı ceza davasına gelince; İstanbul'a yapılan şikayetten sonra 1 ay gibi kısa bir zamanda Savcılık iddianame düzenledi. Ancak İstanbul Anadolu 57'inci Asliye Ceza Mahkemesi, ikametim sebebiyle “Yetkisizlik” kararı vererek, dosyayı Ankara'ya gönderdi. 35. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülecek o dava için de 23 Mayıs'a gün verildi. 

Hemen şunu belirteyim; Bu davaya karşı da dava açtım. Henüz Savcılık'ta bekliyor.

O HABERDEN SONRA ABDULLAH'IN BAŞINA NELER GELDİ ?

Kendimle ilgili bu kısa haberden sonra asıl haberlere geçelim.

Genelkurmay eski Başkanı Hulusi Akar'ın dava açmasının sebebi görünürde, “Abdullah” kod adlı gizli tanığın, Kara Havacılık Komutanlığı duruşmasındaki ifadesini haberleştirmemizdi.

Abdullah ifadesinde, sadece Akar'ın değil, Necdet Özel'in de “FETÖ'cü” olduğu yönünde mesajlar vermişti. Duruşma salonunda, yüzlerce sanık, avukat, müdahil ve Mahkeme Heyeti'nin önünde yapılan açıklamalardı. Keza kısa sürede yapılan SEGBİS çözümünde de Abdullah'ın beyanları aynen yer almıştı.

Akar, sadece bize değil, Meclis'teki tartışmalardan sonra CHP Grup Başkan Vekili Özgür Özel alehyine açtığı 500 bin liralık tazminat davasında da Abdullah için, “FETÖ'cü gizli tanık” ifadesini kullandı.  

Gizli tanık Abdullah'ın kim olduğunu bir kez daha hatırlatalım:

Evet, “FETÖ” içinde yer almış, hatta Pensilvanya'ya gidip, Fetullah Gülen'le görüşmüş birisi. Ancak Eylül 2015'ten itibaren Cumhurbaşkanlığı ve MGK başta olmak üzere, çok sayıda bakan ile AKP milletvekiline ulaşıp, TSK'daki “FETÖ'cülerin” ismini verdiği, hatta YAŞ çalışmaları öncesi bilgisine başvurulan “Hassas kaynaklar” arasında yer aldığı biliniyor.

Daha önemli özelliği ise şu:

15 Temmuz darbe teşebbüsünü dönemin İzmir Cumhuriyet Savcısı Okan Bato'nun yüzlerce subay hakkında açtığı soruşturmanın tetiklediği söyleniyor ya, işte Bato'ya daha 4-5 Nisan 2016'da gidip, o isimleri veren de Abdullah'tı. 

Keza Haziran ayında Cumhurbaşkanlığına “darbe yapılacağı” bilgisini veren ve AKP Milletvekili Şirin Ünal başkanlığında oluşturulan çalışma grubunda görevlendirilen de oydu.

Tüm bunların sonucunda Devletin “En önemli ve muteber” gizli tanığı oldu. Tanık Koruma Kanunu kapsamında polisler eşliğinde duruşmalara gidip, ifadeler verdi. Ancak nedense kimliğinin ve iş yerinin değiştirilmesi talepleri kabul edilmedi.

Abdullah'ın anlattıkları doğrudur, yanlıştır bilemeyiz, ama bugün darbeden tutuklu yüzlerce ismin, onun verdiği listelerde örtüştüğünü kaydedelim.

İşte Akar'ın, “FETÖ'cü” dediği Abdullah böyle birisi ve Kara Havacılık Davası'ndaki ifadesine kadar TSK'da Albay rütbesiyle görevdeydi.

ANKESÖRE TAKILDI… 

O ifadeden kısa süre sonra ise şu gelişmeler yaşandı: 

Önce adı “FETÖ şüphelileri” arasına alındı, pasaport ve silahına tedbir kondu.

Ne olduğunu araştırdığında, hakkında “ankesör”den soruşturma açıldığını öğrendi. Hem gizli tanık, hem hakkında ankesör soruşturması olmasının garip kaçacağı düşünüldü ki, bu dosya bir şekilde kapatıldı ve konulan tedbirler kaldırıldı.

Günde üç parti görüştüğü devlet yetkilileri, telefonlarını engellemeye başladı... “Sana mı kaldı böyle bir ifade vermek?” şeklinde tepkilere maruz kaldı.

KHK ile TSK'dan ihraç edilmesi gündeme geldi.

Nihayetinde henüz 1 yıllık Albay'ken bu yıl Ağustos ayında “sürpiz” bir şekilde emekli edildi. 

İş aramaya başladı, ama tüm kapılar yüzüne kapandı vs.

Ancak tek bir şey olmadı; Bize ve Özgür Özel'e davalar açan Akar, nedense hakkındaki iddiaların kaynağı Abdullah'a henüz bir dava açmadı!..

Bu gelişmelerden sonra tüm darbe davalarında sanıkların, “Gizli tanık Abdullah'ın niteliği varsa, bizler hakkında söyledikleri konusunda işlem yapılırken, neden Hulusi Akar hakkındaki beyanlarıyla ilgili işlem yapılmıyor? Bu normal bir durum değildir. Dolayısıyla gizli tanığın bizlerle ilgili iddiaları da iftiradır” dediğini,

Öte yandan Abdullah'ın hâlâ davalarda gizli tanık olarak dinlendiğini de belirtelim.

“FETÖ'yle mücadele” açısından ne ibretlik bir tablo, değil mi? 

ABDULLAH'IN TANIĞI NEREDE GÖREVLİ ? 

Abdullah'ın, Akar'la ilgili ifadesine ilişkin son bir ayrıntıyı daha aktaralım.

Gerek bize, gerek CHP'li Özel'e açılan dava dilekçelerinde, “Abdullah'ın, FETÖ elebaşısının Akar'la ilgili sözlerini dayandırdığı H.G.'in, bu beyanın gerçek olmadığını açık şekilde dile getirdiği” vurgulandı.

15 Temmuz darbesinden sonra itirafçı olan H.G. hâlâ TSK'da görevli. Abdullah'ın kendisine atfen aktardığı Akar'la ilgili sözlerini Savcılığa giderek mi yalanladığı bilinmezken, Komutanların çağırıp sorduğu, onun da, “Ben böyle bir şey söylemedim” dediği konuşuluyor.

Akar'la davamıza dönersek; Gizli tanık Abdullah'ın dinlenmesini biz de talep ettik. Bakalım ne olacak?

Müyesser YILDIZ – 05 Şubat 2019

Yazarlar