muyesser yildiz5

Terör Koridoru Kapımıza Ne Zaman ve Nasıl Dayandı?

Erdoğan iki gün önce partisinin Kocaeli Belediye Başkan adaylarını tanıtım toplantısında, şunları söyledi:

“Geçmişte Türkiye’yi çok basit siyaset ve ekonomi oyunlarıyla istedikleri gibi yönlendirenler, artık bunu yapamadıklarını gördükleri için gelip, bizimle anlaşma yollarını arıyor. Türkiye eski Türkiye değil. Türkiye eski Türkiye olsaydı, bugün Suriye’de terör koridoru kurulmuştu. Irak, param parça edilmişti... Ülkemizin öncülük ettiği bu süreçten rahatsız olanlar her gün yeni oyunlarla, yeni bahanelerle, yeni argümanlarla, yeni tuzaklarla karşımıza çıkıyorlar. Biz önümüze getirilen konuların ardındaki gerçekleri bildiğimiz için, siyasetin ve diplomasinin gereklerini yerine getirmekle birlikte kendi yolumuzda ilerlemeyi sürdürüyoruz.”

Ahh kardeşlerim, “Eski Türkiye”de gerçekten öyle şeyler oldu, öyle yanlışlar yapıldı ki, bilemezsiniz!..

Erdoğan'ın, “Terör koridoru” dediği, gerçekte emperyalizmin Sevr'den beri hayalini kurduğu “Büyük İsrail Projesi”dir ve bakın neler oldu.

Projenin Türkiye ayağından başlayalım.

Ülkemizi yönetenler önce, “Terör örgütüyle biraraya oturduğumuzu söyleme şerefsizliğini yapanlar, bu alçak iftirada bulunanlar bunun hesabını her yerde verecekler” dedi. Daha sonra, “Biz görüşmedik, devlet görüştü” açıklamasını yaptı.

Sadece İmralı'da değil, Kandil'den giden teröristlerle de Oslo'da masaya oturuldu. Devletin temsilcisi, teröristbaşını öyle övdü ki, inanamazsınız... “Transforme edici gücü var... Ülkeye ve bölgeye yönelik vizyonu Başbakanla yüzde 90-95 örtüşüyor” gibi...

Bitmedi; Teröristler, ülkenin her tarafında olduklarını yüzüne karşı anlatırken, devlet temsilcisi, “Biliyoruz, bu arada metropolleri de patlayıcıyla doldurdunuz” karşılığını verdi.

Teröristbaşının talimatıyla ülkeye dönen teröristlerin ayağına devletin hakim ve savcıları gönderilip, sınırda çadır mahkemesi kuruldu.

Yetmedi, terör örgütüyle görüşmelere milleti ikna edebilmek için “Aydınlar, gazeteciler, işadamlarından” timler oluşturuldu.

Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmış olan teröristbaşının mesajlarının Diyarbakır meydanına okunmasına izin verildi, istediği yasalar bir gecede çıkarıldı... Hapiste yalnızlıktan canı sıkıldığı için ismen talep ettiği teröristler yanına gönderildi... Kandil ve Suriye'deki teröristlerine talimatlarının düzenli ulaşması sağlandı...

En nihayetinde ülkemizi yönetenler, “Sayın Öcalan denmesini, posterinin ve PKK bayrağının taşınmasını serbest bıraktık. Eyaletler ve demokratik özerklik olmalı demek suç değil, bunu da biz sağladık” diye övündü!..

-Irak Param Parça Olmadı mı?-

100 yıllık projenin diğer ayağı Irak'a geçelim.

ABD'nin Irak'ı işgâline Türkiye'nin de katılmasını öngören tezkere Meclis'te kabul edilmeyince, Süleymaniye'de askerimizin başına çuval geçirildi. Yöneticilerimiz, “Ne notası veriyorsun? Müzik notası mı?” diyerek, ABD'ye nota bile vermedi.

Dahası, bölgede yaşananlar “tezkerenin reddine” bağlandı ve Irak'ı işgâl eden ABD askerlerinin evlerine sağ salim dönmeleri için dualar edildi.

Irak'ın bölünmesinin baş aktörü Barzani, daha önce sadece uzman çavuşlarımızla muhatap olabilirken, birden devlet yöneticileri tarafından ayağına kırmızı halı serilerek karşılandı.

“İstikrar” adına Irak'ın fiilen bölünmesi anlamına gelen kuzeydeki yönetim tanındı ve yazışmalarda “Kürdistan”ın kullanılmasına izin verildi.

“Türkiye'de 30 milyon Kürt var. Ankara, Kerkük'e karışırsa, biz de Diyarbakır'a karışırız” diyen Barzani'yle, Diyarbakır meydanında “Megri megri” söylendi... Parti kongresinde, “Türkiye seninle gurur duyuyor” sloganları atıldı...

Barzanistan bezi önce Çankaya Köşkü, ardından havaalanları ve kaldığı devlet konukevinde dalgalandırıldı.

-Suriye PKK'sı Nereden Yönetildi?-

Son olarak kısaca Suriye'yi de anlatalım.

Bu ülke ile kardeş olup, ortak bakanlar kurulu toplantıları yapmaya başlamıştık, hatta sınırları kaldırmaya hazırlanıyorduk ki, birden düşman ilan edildi. Suriye yönetimine karşı savaş açanlar desteklendi ve 5-6 yılda burası da kan gölüne dönüp, bölünme aşamasına geldi.

İmralı'daki teröristbaşı, Suriye'deki uzantılarına, “40 bin kişilik ordu kurun” talimatı gönderdi. Sonra da, “ABD, Suriye'de benim planımı uyguluyor” dedi.

Büyük İsrail projesi adına bu ülkeyi bölmek isteyen ve İmralı'daki teröristbaşının talimatıyla Suriye PKK'sının başına getirilen Salih Müslim adındaki adam da Ankara ve İstanbul'da ağırlandı. Hatta iddialara göre, Suriye'deki bir operasyonumuzun koordinasyonunda bulundu. Sonrasında başta ABD-İsrail desteğiyle, Irak'taki “Barzanistan”ın uzantısı olarak Suriye'nin kuzeyinde “terör koridorunu” hayata geçirdi.

Tüm bunlar ne zaman mı oldu?

Elbette, CE-HA-PE zihniyeti ve tek parti döneminde!..

Neyse ki, Türkiye şimdi onların yığınakta yaptığı bu hataları bertaraf etmeye çalışıyor.

Ancak izniniz olursa, mevcut yönetime de küçük bir iğne batıralım.

Büyük İsrail Projesinin hamisi Trump, bu gece twitterdan yaptığı bir açıklama ile ülkemizi şöyle tehdit etti:

"Kürtlere saldırırlarsa, Türkiye'yi ekonomik olarak mahvedeceğiz. 20 millik güvenli bölge kuracağız..."

Sağolsun, daha geçen hafta Trump'ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Bolton'u koltuğunun altına iki dosya sıkıştırıp, gönderen Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın da anında twitterdan şu karşılığı verdi:

"Kürtleri, PKK ve onun Suriye kolu PYD/YPG ile eş tutmak ölümcül bir hatadır. Teröristler ortaklarınız ve müttefikleriniz olamazlar. Türkiye, ABD'nin stratejik ortaklığımızı onurlandırmasını beklemektedir ve terör propagandasının bu ortaklığı gölgelemesini istememektedir. DAESH, PKK, PYD ve YPG arasında fark yoktur. Hepsine karşı savaşmaya devam edeceğiz."

Teröristleri, "Ortak ve müttefik görüp, terör propagandası yapmak" suç olduğuna göre, böyle bir anlayıştan beklenmesi gereken, “Stratejik ortaklığımızı onurlandırması” mıdır, terör örgütüne yardım, yataklık ve iltisaktan hakkında suç duyurusunda bulunulması mıdır?

Ama daha önemli bir şey var.

Hatırlanacaktır, Trump'ın hem Suriye Özel Temsilcisi, hem de IŞİD'le Mücadele Temsilcisi olarak atadığı eski Büyükelçi James Jeffrey, “Erdoğan ve çoğu Türk, ABD’den ne kadar bağımsız olduklarını göstermek istiyor, ama yine de ayrılmıyorlar. Amerika IŞİD’e karşı savaşta, PKK bağlantılı grubun öncülüğündeki güce destek veriyor. Türkiye buna her gün tepki gösteriyor, ama bu gücü destekleyen uçaklar büyük oranda Türkiye’deki üslerden kalkıyor. Erdoğan buna her gün izin veriyor” demişti.

Trump'ın bu pervasız tehdidine twitterdan cevap yetiştirmek yerine, yapılacak ilk iş artık İncirlik'in kapatılması değil midir?

Yukarıda eleştirdik, ama hakkını teslim edelim; O tek parti döneminin lideri merhum İnönü ya da merhum Demirel, Ecevit veya Erbakan olsaydı İncirlik şimdiye çoktan kapatılmıştı!..

Müyesser YILDIZ - 14 Ocak 2019

Yazarlar