muyesser yildiz5

Binlerce İnsan Bir Gecede Nasıl Atıldı?..

Gizli Tanık “Şef”e Bakıp Anlayalım mı?..

15 Temmuz'dan sonra “FETÖ”ye yönelik operasyonlarda önce “1 dolar” dendi. Bank Asya'ya para yatırma, yayın organlarına abone olma, sohbet toplantılarına katılma, “FETÖ”nün okullarında çalışma gibi kriterler esas alındı, ama sonrasında unutuldu, gitti...

Ardından yaklaşık 200 bin isimlik ByLock listeleri ortaya çıktı. Kesin delil sayıldı. Zamanla sayı 100 binlere düştü. “FETÖ”yle ilgisi olmayan insanların Mor Beyin tuzağına düştüğü anlaşıldı. Nihayetinde “yazışma içerikleri” somut şekilde ortaya konmadan ByLock'un delil sayılamayacağı kararlaştırıldı. Şimdilerde, yeni tespit edilen Matrix gibi yeni yöntemler gündemde...

ByLock'u “Mahrem imamlar” takip etti. Bazı itirafçı veya gizli tanık beyanlarına dayanarak, TSK başta olmak üzere birçok kurumdaki “Mahrem yapılanma” çözüldü...

Son olarak “Ankesörlü/kontörlü telefon” operasyonları ile binlerce “FETÖ”cüye ulaşıldı...

Tüm bunların sonucunda da yüzbinlerce insan gözaltına alındı, tutuklandı veya işinden atıldı.

İşte dün gece yayınlanan son bir KHK ile büyük bölümü Emniyet ve TSK'dan olmak üzere yine binlerce kişi kamudan ihraç edildi.

Bu ihraçlarda ise ağırlıklı olarak “Mahrem imamlar” soruşturması belirleyici oldu.

Silivri kumpaslarında, “FETÖ”cü savcı ve polislerin yönlendirmesiyle ortaya çıkan gizli tanık veya itirafçıların nelere mal olduğunu hep birlikte yaşayarak, gördük.  

“FETÖ” soruşturmalarında da bol miktarda gizli tanık ve itirafçı var. Zaman zaman bunlara ilişkin yanlışlık ve çarpıklıkları örnekleriyle aktarıyoruz.

Gizli Tanık Şef: Görmedim Ama Teşhis Ettim!

Dün geceki KHK ile binlerce insan ihraç edilmişken, çok sıcak bir gizli tanık ifadesini daha paylaşalım.

Gizli tanığın adı; Şef. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen “Mahrem imamlar” soruşturması kapsamında 25 Aralık 2017'de Emniyete ifade verdi. 

Cemaatle nasıl tanıştığını, hangi haberleşme yöntemlerini kullandıklarını, abilik, öğretmenlik ve müdürlük dönemlerinde neler yaptığını anlattıktan sonra Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'ndaki mahrem yapılanma hakkında çok detaylı bilgi verdi.

İstanbul-1'in kodunun “24” olduğu; Sorumluluk alanına Kuzey Deniz Saha Komutanlığı, Anadolu-Avrupa yakası, Çanakkale-Bandırma-Erdek, Beylerbeyi Eğitim Komutanlığı, Sarıyer, Pendik, Beykoz, Kasımpaşa, Tershane'nin girdiği, 

İzmit-1'in “27” olarak kodlandığı; Sorumluluk alanı olarak Donanma, Fırkateyn, Lojistik, Gölcük Üs Komutanlığı, Ulaşlı Eğitim Merkezi, Su-Akaryakıt depolarını kapsadığı,

“20” kodlu Ankara-1'e; Samsun, Trabzon ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'nın yarısının bağlı olduğu,

“22” kodlu İzmir'in; Foça Üs Komutanlığı, Eğitim Merkezi, Güney Deniz Saha Komutanlığı, Sahil Güvenlik, Antalya, Deniz Piyade, Hücumbot'a baktığı,

Avrupa'da görevlendirilen Deniz Kuvvetleri Komutanlığı mensuplarıyla ilgilenen Avrupa Genel Müdürlüğü bulunduğu ve kodunun “29” olduğu gibi...

Uzatmayalım, gizli tanık Şef, “FETÖ üyesi olarak bana gösterilen toplam fotoğraflar içerisinden tanımış olduklarım” diyerek tam 330 kişiyi, “Herhangi bir şüpheye mahal kalmadan kesin ve net olarak” teşhis etti. Şef'in bu, “Kesin ve net teşhis”lerinden birkaç örnek verelim:

Mesela darbeden tutuklu eski bir amiral için, “Görmedim, ancak Cematten olduğunu duydum” dedikten sonra şu ifadeyi verdi:

“Kendisini herhangi bir şüpheye mahal kalmadan kesin ve net olarak teşhis ettim.” 

Bir başka tutuklu eski amiral için, şunu söyledi:

“H.M.'den duyduğum, Cemaat ile bağlantılı amiral şahıs. Kendisini herhangi bir şüpheye mahal kalmadan kesin ve net olarak teşhis ettim.”

“FETÖ”den aranan bir siville ilgili olarak ise “Medyadan tanıdığını, Cematten olduğunu bildiğini” belirttikten sonra yine, “Kesin ve net olarak teşhis ettim” şeklinde ifade verdi.

Mahkemede “Hayatın Olağan Akışı” Diyaloğu…

Gizli tanık Şef'in, “Kesin ve net olarak teşhis ettiği” isimler arasında Kocaeli 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen Donanma Davası'nın bazı sanıkları da vardı.

Bu yüzden Mahkeme, 4 Haziran 2018'de Şef'in huzurda dinlenmesini kararlaştırdı.

Ve Şef, son KHK'dan 3 gün önce 4 Temmuz'da dinlendi. 

Önce Mahkeme heyeti, 25 Aralık 2017 tarihli Emniyet ifadesini sordu. Şef, şunları anlattı: 

“Ben Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturma kapsamında 2017 Aralık ayında Ankara Emniyet Müdürlüğü'ne ifade verdim, ancak her ne kadar bu ifadede birçok kişinin ismi ve ve bazı teşhis işlemleri geçmiş ise de uzun süre gözaltında kaldım. İfadem hukuka aykırı biçimde ve baskı altında alınmıştır. Kabul etmiyorum.”

Ardından Şef'in ifadesinde ismi geçen sanıklar tek tek soru yöneltti. Şef, “Hiçbirisini tanımıyorum. Yallnızca Z.K ile E.Ç isimli kişileri tanıyorum. Örgütsel herhangi bir faaliyetlerine tanık olmadım. Ben bu her iki sanığın da kod adı kullandığını, mahrem yapı içinde olup olmadıklarını bilmiyorum. İfademde E.Ç.'a ait proje çizim ofisinin İzmit 27 kodlu bölgenin ofisi olarak kullanılacağına ilişkin beyanım da doğru değildir” dedi.

Bunun üzerine Mahkeme Heyeti, önceki ifadesini okuyup, yaptığı teşhisleri hatırlattı.

Şef, şunları söyledi:

“Eşim ve ben geçmişte bu yapının kolejlerinde sigortalı olarak çalıştık. Ancak örgütsel bir faaliyete tanık olmadım. Oradaki ifadelerim baskı altında alınmıştır. Herhangi bir gizli şifreli telefon uygulaması kullanmadım. O ifade içeriğinde geçen mahrem yapılanma hakkında bilgim yoktur. Önceden düzenlenmiş tutanağı imzalamak zorunda bırakıldım.”

Sonra mı?

Mahkeme Başkanı, “Önceki ifadesinde geçen hususların ayrıntılı kişi ve yer bilgilerinin emniyet görevlilerince kurgulanmasının hayatın olağan akışına aykırı düşeceğini” vurgulayıp, “Beyanlarının yalan tanıklık suçu teşkil edebileceğini” hatırlattı ve “Israr edip etmediğini” sordu. 

Şef de şu karşılığı verdi:

“Yukarıdaki beyanımda ısrar ediyorum. Önceki beyanımda geçen hususlar önceden hazırlanmıştı. Bu kadar isim ve adresi benim bilmem de hayatın akışına terstir. İfademi alan emniyet görevlileri, MİT'in istihbari bilgilerinden faydalanmış olabilirler.”

Netice; Mahkeme, dosyasına konulması ve değerlendirmesinin yapılması için gizli tanık Şef'in bu ifadesinin bir örneğinin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmesini kararlaştırdı.

Tablo bu iken; Önceki yıllarda ve daha dün gerçekleşen ihraçlar, hatta bazı gözaltı ve tutuklamaların “isabetli” olduğunu gönül rahatlığıyla söyleyebilir miyiz?!.

Müyesser YILDIZ – 09 Temmuz 2018

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Yazarlar

Mostly sunny

26°C

Istanbul