muyesser yildiz5

Abdullah Gül Zekeriya Öz'ü nasıl buldu?

2007-2011 yılları arasında Türkiye'nin altını üstüne getiren sözde savcı Zekeriya Öz, Devlet eliyle bulundu, devlet eliyle her türlü gizli bilgiyle donatıldı...

“Milli kahraman” ilân edildi... Ama nihayetinde “Casus” çıktı... Elini kolunu sallayarak, kaçtı... Şimdi Almanya'da, bu ülkenin istihbarat örgütünün korumasında, yaptığı casusluğun tadını çıkarıyor!..

Öz nasıl bulundu, kısaca hatırlayalım:

Mayıs 2006'daki Danıştay suikastından sonra dönemin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül Terörle Mücadele Yüksek Kurulu Başkanı sıfatıyla MİT ve Emniyet yetkililerini topladı. Bu toplantıda, Gül'ün önüne bir şema kondu. Gül, şu talimatı verdi: 

“Bana anlattıklarınızı delillendirip, savcıya da anlatın. Hepsi yakalansın, yargılansın.”

Neydi o şema?

Tuncay Güney'in 2001'de İstanbul Emniyeti'ne verdiği ifade ile Gül'ün yakın dostu Fehmi Koru ve Cemaatin Aksiyon Dergisi'nde yazılan senaryolarla oluşturulup, MİT'e gönderilen “Ergenekon şemasıydı”.  

Ancak Danıştay saldırısının ardından yaklaşık 1 yıl boyunca “Ergenekon” delillendirilemedi, o savcı bir türlü bulunamadı.  

Taa ki, Haziran 2007'de Ümraniye'de bir gecekonduda el bombaları ele geçirilip, bazı emekli askerler yakalanana kadar. 

İlk değerlendirme Gül'den geldi; Yakalanan emekli askerlerin siyasi motivasyonla hareket ettiğini belirtip, “Böyle 4-5 oluşum var ve aralarında güçlü bir irtibat var” dedi. 

Gül 1 ay sonra da yemek yediği bir grup gazeteciye “yazılmamak” kaydıyla, şunu söyledi: 

“Ümraniye soruşturmasına dikkat edin. O iş çok büyüyecek.” 

İşte bu yemeğin hemen ertesi günü Zekeriya Öz İstanbul Cumhuriyet Savcılığına atandı ve “Ergenekon” soruşturması başlatıldı.  

O yemekten bir gün sonra bir “tesadüf” daha yaşandı; Şu anda Zekeriya Öz gibi firari olan Zaman Gazetesi'nin Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı, “Çeteleri Kanıksamak” başlıklı uzun bir yazı yazıp, şu tabloyu çizdi: 

“Son iki yıldır ortaya pek çok çete çıkarıldı. Hemen hepsinin yapılanması aynı. İşin bir ucu askere, diğeri polise, hatta yargıya; diğer ucu da mafyaya dayanıyor... Sauna çetesi, Eryaman çetesi, Şemdinli çetesi, Ümraniye çetesi, Vatansever Kuvvetler Güç Birliği çetesi... Liste uzayıp gidiyor. Krokiler, suikast planları, bombalar, silahlar, eylemler... Ve artık mızrak çuvala sığmıyor. Türkiye'nin her yerinden çete adeta fışkırıyor. Gün yüzüne çıkanlar bir yana; bir de örtbas edilen çeteler var. Fısıltılar halinde konuşulan, somut bilgilere ulaşamadığı için açıktan açığa ifade edilemeyen çetelerin varlığından daha vahimi, mahkemeye intikal eden davaların bile yeterince ciddiye alınmadığıdır... Ancak, son yıllarda yaşanan çete olayları 'vatansever çete' ile sınırlı değil. Askerle de sınırlı değil. Çeteleri yan yana koyduğunuzda fark ediyoruz ki, mesele çok daha karmaşık ve tehlikeli. Onca emekli asker ya da polisin hobi şeklinde yaptığı bir faaliyetten söz edilmiyor. Tam aksine uzantısı devletin çarklarına kadar sirayet etmiş bir yapı var ortada...  Unutmamak gerekiyor ki, çetesini tasfiye edemeyen, çete tarafından tasfiye edilir.”

GÜVENDİĞİ BİRİLERİ ÖNERMİŞ OLABİLİR!

Bunları neden mi anlattık?

Uzun yıllar Gül'ün Basın Danışmanlığını yapan Ahmet Sever, iktidarı kızdıran ikinci bir kitap daha yazdı. 

“Kapalı Kapılar Ardındaki Siyasi Sırlar-İçimde Kalmasın-Tanıklığımdır” isimli kitabında Sever, “Yargıdaki tüm operasyonlar, Erdoğan’ın Cemaatçi istihbaratçı ve savcılarla yakın iletişimi, bilgisi ve onayı ile yürütülüyordu. Zekeriya Öz de doğrudan Erdoğan’a bağlı çalışıyordu” iddiasında bulundu. 

Doğru; Erdoğan, Öz'e zırhlı araç bile tahsis etti!.. 

Ancak Zekeriya Öz'ün “keşif” süreci de ortada.

İşte Ahmet Sever'e bunları hatırlatıp, Gül'ün, Öz'ü nasıl bulduğunu sorduk. Sever, şunları söyledi: 

“Ayrıntıları, perde arkasını bilmiyorum. Onun kastettiği, işini düzgün yapacak birinin bulunması olmalı. Ama güvendiği birileri önerdiyse, bilmiyorum. O dönemde Zekeriya Öz'ün böyle davranacağını öngörememiş olabilir. Nitekim, Ahmet Şık ve Nedim Şener'in tutuklanmasından sonra tavrını açıkça ortaya koydu.” 

Anlaşılan, Gül de “Kandırılmış”!..

Öyle ise ve atı alan Üsküdar'ı geçmiş dahi olsa Gül'ün, Zekeriya Öz'ü kim veya kimlerin önerdiğini açıklaması gerekmiyor mu?

MUSTAFA ŞENTOP'A CEVAP…

Ahmet Sever'in, bu kitaptan Abdullah Gül'ün haberinin olmadığını, 1 yıldır görüşmediklerini  vurguladığını kaydedip, bir başka konuya geçelim. 

İngiliz Financial Times gazetesinin dış politika editörü Daved Gardner’in kaleme aldığı, 16 Nisan Başkanlık referandumundan önce hükümetin stratejistlerinden birisinin Gül ve Davutoğlu hakkında, “Tek bir hamle bile yaparlarsa, Gülenci olarak damgalanır ve hapse atılırlar” dediği iddiasına da kitabında yer veren Sever, bu sözleri söyleyen kişinin TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Mustafa Şentop olduğunu öne sürmüş, Şentop ise Gardner'den aldığı açıklamayla bunu yalanlamıştı.  

Sever, bu gelişmeyle ilgili olarak da şöyle konuştu:

“Anlamıyorum. Bu bilgiyi aldığım kişi hem Daved Gardner, hem benim yakın dostum. Hâlâ bu sözleri söyleyenin Mustafa Şentop olduğunu düşünüyorum. En kötü ihtimalle, o olmasa bile benzer biri söylemiştir. O veya bir başkası, şu gerçeği değiştirmiyor; Stratejistlerden biri, Gül ve Davutoğlu için 'Fetö'cü deriz' demiş.”

Son 16 senede ne büyük “Siyasi sırlar” var... Keşke Türkiye Türkiye olmaktan çıkmadan, hepsi ortaya dökülse!..

Müyesser YILDIZ – 21 Mayıs 2018

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Yazarlar

Cloudy

19°C

Istanbul