muyesser yildiz5

Tanklarımızı neden hedef alıyorlar?

1.5 yıl önceydi. Erdoğan, Tuzla'da Kınalıada Korvetinin denize indirilmesi töreninde, “İnşallah uçak gemimizi de yapacağız, bunda da kararlıyız” dedikten sonra şunları söyledi:

“Herhangi bir alanda muadil ürünler ve projeler arasında mutlaka kendi firmalarımızı, kendi milli kuruluşlarımızı tercih etmek durumundayız. Acil ihtiyaçları karşılayacak kadarını dışarıdan temin yoluna gitsek bile planlarımızın omurgası mutlaka milli imkanlara dayanmalıdır. Gerekirse zaman ve maliyet konusunda dahi fedakarlık yaparak bu yolu izlemek mecburiyetindeyiz. Açık konuşuyorum; şayet 15 yıldır bu yöntemi takip etmiyor olsaydık, bugün ülkemize uygulanan örtülü ambargolar sebebiyle terörle mücadelemizi de sınır dışındaki operasyonlarımızı da yürütemez hale gelmiştik.”

İki gündür 6 şehit verdiğimiz, Afrin'de tankımızın güdümlü tanksavarla vurulmasını konuşuyoruz.

Oysa 2016'daki Fırat Kalkanı Harekâtı'nda da çok sayıda tankımız vurulmuş, çok sayıda şehit vermiştik.

Demek ki, “Uçak gemisi” yapmayı dahi planlıyoruz, ama tanklarımızın durumu konusunda maalesef değişen bir şey yok.

YA ABD YA RUSYA YA DA FRANSA…

Erdoğan dün Vatikan'a giderken, tankımızı vuran silahın hangi ülkeye ait olduğuna dair soruyu şöyle cevaplandırdı:

“Elimizde bazı bilgiler var. Netleştiğinde tüm dünya ile paylaşırız.”

İnşallah!..

Zira daha önce de birçok saldırıda benzeri açıklamalar yapıldığını, sonra herhangi bir “izahat” olmadan unutulduğunu biliyoruz.

En canlı örnek; Mayıs 2016'da PKK'nın, Hakkari'de füzeyle düşürdüğü helikopterimiz. 2 pilotumuz şehit olmuştu. Araştırıldığı söylendi, ama o füze hangi ülkeye aitti, hâlâ öğrenemedik. 

Yıllar önce bir AKP yöneticisi, MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın Suriye'yi sokak sokak bildiğini söylemişti. Sokak sokak bildiğimize göre, tankımızı vuran silahı da muhakkak belirlemişizdir.

Zaten çok zor değil;

Terör örgütüne ABD, gözümüzün içine baka baka TOW füzeleri gönderdi.

Bölgede Rusya'nın Kornet füzeleri ile Alman-Fransız ortak üretimi Milan'lar da var.

Tankımızı vuranın ABD füzesi olduğu açıklansa, bundan sonra da bu ülkeye “dostum, müttefikim” demeyi sürdürme imkânı kalır mı?

Rus füzesi olduğu duyurulsa, çiçeği burnunda bu müttefikimizle muhabbetimiz sorgulanmaz mı?

Ya Alman-Fransız Milan'larıysa?..

Almanya ile ilişkileri düzeltme peşindeyken, Dışişleri Bakanı evinde Dışişleri Bakanımıza elleriyle çay servisi yapmışken, olur mu?

Fransa'ya gelince; Macron, hukukumuzu aşağılamış... Zeytin Dalı harekâtı için “işgâl olmasın” hadsizliğinde bulunmuş... Sözde Ermeni soykırımının Fransa milli takvimine alınacağını söylemiş. Buna rağmen vazgeçtik 11 milyar dolarlık Airbus anlaşmasının iptalini, telefonla arayıp, Zeytin Dalı Harekâtı konusunda bilgi verirken, “Tankımız Fransız füzesiyle vuruldu” demek, olacak iş mi?!.

Almanya'ya dönelim;

Yıllardır Leopard tanklarımıza “gizli ambargo” uyguluyordu. Nihayet Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli de bu gerçeği 5 ay önce şu sözlerle itiraf etti:

“Bugün birçok Amerikan ve Alman firması, savunma ürünlerinde kullandığımız yedek parçaları örtülü bir şekilde ambargo uygulayarak, Türkiye'ye vermiyorlar, geciktiriyorlar. Şu anda içinde yaşadığımız durum, tablo bu. Hibe filan değil, parasını peşin veriyoruz, ama terör örgütlerine karşı son derece bonkör ve eli açık davranıyorlar, ama hamdolsun özellikle son yıllarda bu mücadeleyi tamamen kendi imkanlarımızla, kaynaklarımızla yerli savunma ürünleriyle yerine getiriyoruz ve getirmeye devam edeceğiz.”

Sonra?

Ne tesadüf, Afrin operasyonuyla birlikte 10 gün kadar önce Alman hükümetinin, TSK'nın elindeki Leopard tanklarının modernizasyonu projesini tamamen rafa kaldırdığı ve Türkiye’ye tank satışını da durdurduğu bildirildi.

Lâkin Dışişleri Bakanımız Mevlüt Çavuşoğlu Türkiye'ye açık bu hasmane tavrı, şu sözlerle yumuşatmayı tercih etti: 

“En son leopard tanklar, motorlarla ilgili son bir komisyon toplanacaktı. Sanırım bu komisyon toplantısı ertelendi. Yani askıya alma ya da iptal diye bir şey yok. Benim bildiğim, bana söylenen buydu. Biz terörle mücadele ederken, müttefikimiz hele hele ilişkilerimizi düzeltmeye başladığımız, olumlu adımlar attığımız Almanya’dan da tabi destek ve dayanışma bekleriz. Teröristleri desteklememesini bekleriz. Onlar da, biliyorum baskı altında. Özellikle de Linken’in içindeki milletvekilleri tamamen PKK destekçisi, yüzde 90’ı. Bunlar bir tanesi var ki Hunko gibi her yerde PKK’nın avukatlığını yapıyor. Basında biraz baskı var. Ama sadece bildiğim komisyon toplantısının erteleneceği idi. Türkiye’nin savunma sanayindeki işbirliğinin tamamen iptali değil.”

Kimi kime şikâyet edeceğiz ki?!.

REAKTİF ZIRH... İNFİLAK BASTIRMA SİSTEMİ!

Tankımızın vurulmasıyla ilgili olarak bugün Hürriyet'te yer alan, “Tanklar AKKOR'u Bekliyor” başlıklı haberde özetle şu bilgiler yer aldı:  

“Zeytin Dalı harekâtı sırasında, bir tankın isabet alması, gözleri koruma sistemlerine çevirdi. Saldırı öncesi birçok basın organında Afrin’de görevli tankları AKKOR sisteminin koruyacağı yönünde bilgi yer almıştı. Fakat savunma kaynakları, AKKOR’un henüz proje aşamasında olduğunu, sözleşmesi Kasım 2015’te imzalanan ve teslim süresi 54 ay olarak öngörülen koruma sisteminin 2020 yılında TSK envanterine gireceğini söyledi. Savunma Sanayii Müsteşarlığı ile ASELSAN arasında imzalanan 54 milyon Euro’luk proje kapsamında çalışmaları devam eden AKKOR, bittiğinde tanklara 360 derecelik tam koruma kalkanı sağlayacak.”

2011’den beri Suriye'deki gidişat belliydi... Afrin operasyonu da neredeyse 1 yıldır konuşuluyordu... Ama tanklarımız 2020’yi bekliyor!.. 

Tankların koruma zırhına kavuşturulması için ASELSAN ve MKE ile görüşüldüğü, görevin 2016'nın son aylarında MKE'ye verildiği, MKE'nin de 1 yıllık sürede tanklara koruma zırhı takma taahhüdünde bulunduğu, ama sonrasında ne olduğunun bilinmediği yönünde iddiaların da olduğunu belirtip, bize eski bir askerden ulaşan mektubu paylaşalım.

“Bunları vicdani sorumluluk olarak yazıyorum. Açıklayacağım konu Türkiye’de sorumlu şahıslar tarafından bilinmek zorundadır” diye başlayan mektup şöyle:

“Bölgede kullanabileceğimiz toplam üç çeşit tank bulunmaktadır. Bunlar Leopard 2A4, M60 A3 ve M60 T serisi tanklar. Bunlardan sadece İsrail tarafından modernize edilen ve sayıları sınırlı olan M60 T serisi tankların reaktif zırhları bulunmaktadır. Diğerlerinin reaktif zırhı yoktur. İmha edilen tanklarımızın yabancı internet sitelerindeki görüntülerini incelediğim zaman bunlarda reaktif zırh takılı olmadığını üzülerek gördüm. Şu an orada görev yapan birliklerimize karşı kullanılan güdümlü tanksavar silahları 90 cm. zırhı delme gücüne sahip, eğer Rus yapısı Kornet güdümlü tanksavar silahı kullanıyorlarsa, bu derinlik 120 cm. yani reaktif zırh olmadan tankların hayatta kalması mümkün değil. Reaktif zırh 90 cm'lik bir koruma sağlıyor. Buna rağmen daha öncesinde Kornet'le vurulan bir tankımız (19 Nisan 2016 Başika üs bölgesinde) olayı hafif hasarla atlattı. Reaktif zırhı olmayan tankların savaş bölgesine gönderilmesini eski bir asker olarak hangi mantıkla yapıldığını anlamak zor. Çeşitli çatışma görüntülerinden PYD’nin hem ABD yapısı TOW, hem Alman-Fransız ortak üretimi Milan hem de son model Rus yapısı Kornet füzelerini kullandığı ve elinde bulundurduğu anlaşılıyor. Bu silahların tanklarımıza karşı kullanılacağı aşikâr iken niçin reaktif koruması olmaya tanklar savaşa sokuldu veya neden geçen bunca zamanda bu tanklara reaktif zırh takılmadı. Ayrıca modern tankların hepsinde Leopard 2A4 dahil infilak bastırma sistemi (Explosion Suppresion System) bulunmaktadır. Bu sistem tank vurulsa bile içinde çıkabilecek yangını engellemekte ve araç içindeki personelin hayatını kurtarmaktadır. Yine internette gördüğüm vurulan Türk tanklarının resimlerinden bu sistemin çalışmadığı anlaşılmaktadır. Bu konunun da ayrıca incelenmesi gerekmektedir.”

İSRAİL MERKAVA TANKI NEDEN VURULAMIYOR

Sözkonusu eski askerin, “Şu anda Suriye bir laboratuvar olarak kullanılmaktadır. Yani yeni silah sistemlerini ve taktiklerinin gerçek muharebe ortamında denenmesi ve etkinliğinin test edilmesi için bulunmaz bir tatbikat sahasıdır. Bu ortama giren her unsur, teşbihte hata olmaz laboratuvara giren deney faresi gibidir. Bu gerçeği görüp, bu laboratuvardan başarılı olarak çıkmamız gerekmektedir. Bunun için eldeki mevcut teknolojinin etkin kullanılması yeterli olacaktır” şeklindeki tespitini de aktarıp, bir başka emekli askerin, “İsrail Merkava tankı” örneğine geçelim.

2006'daki Lübnan operasyonunda tanklarının vurulması sonucu “Madara olan ve gururu incinen” İsrail'in, “Tankın imkân ve kaabiliyetleri ile teknik özelliklerinden ziyade sadece tankın muharebe sahasında hayatta kalabilmek için” karşı koyma ve koruma sistemi olan Trophy Aktif Koruma sistemini geliştirip, 2009'da envanterine aldığını anlatan emekli Kara Pilot Albay Ercan Caner, bunun yaklaşmakta olan tanksavar füze ve roketleri algılayıp, fırlattığı metal parçacıklarla imha eden bir sistem olduğunu söylüyor. 

Bu sistemden sonra 2014'te Gazze'ye düzenlenen üç haftalık saldırıda, 15 kadar tanksavar güze ve roket kullanıldığı halde İsrail'in tek bir tankının isabet almadığını vurgulayan Caner de, “Tanksavar silahların Orta Doğu bataklığı ve Suriye cehenneminde kullanıldığına” dikkat çekiyor. 

Ve Caner de diyor ki;

“Tanklar ve zırhlı araçların, uygun koruma sistemleri ile donatılmadan muharebe sahasında kullanılması, günümüz modern muharebe sahasında artık hiç de mantıklı bir yaklaşım değildir. Bunun yanı sıra on binlerce tanksavar silah sistemi de dünyanın her yerinde, terör örgütleri tarafından dahi kullanılmaktadır. Tanksavar füzelerinin güdüm, hedef ve harp başlıklarında son yıllarda, teknolojik gelişmelere paralel olarak çok hızlı gelişmeler yaşanmıştır. Bu hızlı gelişmeye ayak uyduramayan tanklar ve zırhlı araçlar, artık bu silah sistemlerini kullanan atıcıların maharet ve insafına terk edilmiş durumdadır.”

Birbirinden habersiz iki askerin tespitleri böyle. Tanklarımızın neden vurulduğu, neden bu kadar şehit verdiğimiz anlaşılıyor da ya koruma sistemindeki gecikmenin sebebi?..

Keşke “uçak gemisi” projesinden önce tanklarımıza eğilseydik!..

Müyesser YILDIZ – 05 Şubat 2018 – Odatv

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Yazarlar

Thunderstorms

25°C

Istanbul