muyesser yildiz5 

ABD, Hulusi Akar'ı da Kandırdı!..

Türkiye, ABD'nin, “Kurtarıldıktan sonra Araplara teslim edilecek” dediği Suriye'nin Rakka kentinde

PYD/YPG'nin teröristbaşı Öcalan'ın posterlerini açıp, “Rakka'nın alınmasını Öcalan'a adıyoruz” demesinin şaşkınlık ve öfkesini yaşıyor. 

ABD yönetiminin, bizimkileri Rakka konusunda da “aldattığı” anlaşıldı. 

Ama bu vesileyle, medyamız kibarlık yapıp, “samimi olmadığı görüldü” dese bile bir kişinin daha Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar'ın da alenen “aldatıldığı” ortaya çıktı. 

Geçen yıl Rakka krizi nedeniyle Ankara'ya gelip, Akar'la görüşen ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Joseph Dunford 5 saatlik toplantının ardından Rakka operasyonunun burayı ele geçirmek için değil Musul’dan gelen DEAŞ’lıların önünü kesmek için yapıldığını anlatarak, “Suriye Demokratik Güçleri Rakka’ya girmeyecek, DEAŞ’ın o bölgeden izolesi sağlanacak” demişti ya, işte 1 yıl sonra gelinen nokta bu!..

O Pentagon ki, daha Kara Kuvvetleri Komutanı iken Akar'ın boynuna, “Suriye konusundaki tutumu ve Türkiye-ABD askeri kuvvetlerinin işbirliğine katkıları” sebebiyle, hem de “Çuvalcı generalin” ellerinden liyakat madalyası taktı...

O Dunford ki, 15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra “arkadaşım” dediği Akar'ın “sesini duymak” için Ankara'ya geldi ve yaşadığı “travmayı” paylaştı...

Madem ki, Suriye politikamız değişti, artık ABD ile değil Rusya ve İran'la birlikte hareket ediyoruz

Ve

Madem ki, Dunford'un kendisini aldattığı ortaya çıktı, acaba Akar'ın en azından o madalyayı iade etmesi gerekmiyor mu?

TERÖRİSTBAŞININ SURİYE POSTERLERİYLE ÖVÜNEN KİMDİ?

Suriye ve “Barzanistan” politikalarındaki başarısızlığın faturası Ahmet Davutoğlu'na çıkarılıyor.

Amenna!..

Dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'dan habersiz iş çevirmesinin, PYD'nin elebaşlarını onların bilgisi dışında Türkiye'de ağırlamasının imkân, ihtimali var mı?  

Olduğunu varsayalım.

Pekala, Suriye krizi başladığında teröristbaşı Öcalan Suriye'deki PKK'ya, “Kürtler öz savunma gücü oluştursun. 50 bin kişilik ordu kursun” diye mektup yazdı ve bu mektup adresine ulaştı mı?

Bugün ABD'nin “Suriye Demokratik Güçleri” dediği PYD-YPG yapılanmasını da Öcalan önermedi mi? 

PYD'nin başına Salih Müslim'i, YPG'nin başına Bahoz Erdal'ı yine Öcalan atamadı mı?

Teröristbaşı bunları yaparken neredeydi? İmralı'da... Peki devlet neredeydi?..

Herşey hepsinin gözü önünde olmadı mı?

Dahası o günlerde müzakereleri yürüten devlet görevlileri, teröristbaşına; 

“İmralı'dan örgütü yönettiğini, buna müsaade ettiklerini” söylemedi mi?

Salih Müslim'le “temsilcilik” konusunu görüştüklerini anlatmadı mı?

Ve Suriye'deki önemini ifade etmek için, “Biliyor musunuz, oradaki evlerde gördüm. Sizin resimleriniz hala duvarlarında asılıydı” demedi mi?

Tamam ABD'ye kızalım... Tamam tüm faturayı da Davutoğlu'na keselim... Lâkin, PKK'nın Suriye'de geldiği bu noktada, teröristbaşının İmralı'dan örgütü yönetmesine “müsaade edenlerin” ve onun evlerdeki posterleriyle övünenlerin hiç mi sorumluluğu yok?

MESELE IŞİD'LE MÜCADELE OLMADIĞINA GÖRE

Erdoğan'ın, “Bölgede, DEAŞ’a karşı mücadele verdiğini söyleyen grupların ve güçlerin büyük bir bölümünün kesinlikle böyle bir amacı yoktur. Bu gruplar ve güçler, DEAŞ’ı kendi gündemlerini hayata geçirmek için bir araç olarak kullanıyor” demesinin üzerinden 1 ay geçti.

Türkçesi şu; ABD'nin IŞİD diye bir sorunu yok... IŞİD bahanesiyle, “İsrail koridorunu” kuruyor...

İyi de “IŞİD'le Mücadele Koalisyonunun” kullandığı üs neresi? İncirlik...

Ve biz de halen bu koalisyondayız...

Madem ki, gerçeği gördük; IŞİD'le Mücadele Koalisyonundan çekilmemiz ve İncirlik'i kapatamıyorsak bile koalisyonun buradaki faaliyetlerine son vermemiz gerekmez mi?

Erdoğan dün TRT World Forum'da bir kez daha ABD'nin PYD/YPG ile iş tutmasından, 3 bin 500 TIR silah göndermesinden, Gülen'i vermemesinden ve korumaları hakkında gözaltı kararı çıkarmasından yakınıp, “Ya ölür müsün, öldürür müsün? Bu nasıl iştir bu nasıl adalettir. Bu adalete ben isyan ediyorum” dedi. 

Ölmeye veya öldürmeye, isyana ne gerek?.. Hiç olmazsa bu iki adım atılabilsin yeter...

Erdoğan bunların dışında vize meselesiyle ilgili olarak bir şey daha söyledi; “Stratejik ortaklığı masaya yatırmaktan” söz etti.

Güvenliğimiz böylesine tehdit altında, ama sadece vize yüzünden stratejik ortaklık masaya yatırılacak, öyle mi?

Ne yani vize krizi aşıldığında, her şey hallolmuş mu olacak?!.   

Müyesser YILDIZ – 20 Ekim 2017

Yazarlar

Partly cloudy

10°C

Istanbul