muyesser yildiz5

Akın Öztürk Hulusi Akar'a ve komutanlara hangi mesajları verdi?

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar'ın 15 Temmuz gecesi derdest edilirken boynunda oluştuğunu söylediği morluk epeyce konuşuldu.

Unutulmaya başlayan bu konuyla ilgili dikkat çekici bir iddia da darbenin “1 numarası” olduğu belirtilen Hava Kuvvetleri eski Komutanı Akın Öztük'ten geldi.

Öztürk'ün iddiasının dikkat çekici yönleri şu:

Bunu darbe teşebbüsünün üzerinden 1 yıl 1 ay geçtikten sonra hatırlaması... Ve bir “morluk” değil de “çizik”ten söz etmesi...

Daha önce o gece Akın Öztürk'le birlikte Akıncı Üssü'ne giden ve burada tutulan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Akar'a çay, filtre kahve, kuruyemiş servisi yapan Öztürk'ün koruma astsubayı İsmail Keskin'in ifadesinde, “O ana kadar ben Genelkurmay Başkanın yüzünde veya vücudunda herhangi bir yara izi görmedim. Akın Öztürk'te de görmedim” dediğini aktarmıştık. 

Keskin ifadesinde, Akar ve Mehmet Dişli'nin helikopterle Akıncı'dan ayrılışını anlatırken de, “Genelkurmay Başkanının boynunda veya yüzünde yara bere izi olduğunu fark etmediğini” vurgulamıştı. 

Türkiye'nin günlerce konuştuğu bu önemli ayrıntı sabaha kadar Akar'ın yanında olan Akın Öztürk'ün polis, savcılık ve mahkeme ifadelerinde ise hiç geçmemişti. 

Bunu Öztürk'ün kendi ifadesiyle, “Anlatmaya utandığı işkencelere” ve yaşadığı şoka bağlayalım. Ancak Öztürk Mayıs-Haziran'da görülen Genelkurmay Çatı Davası'nda “1 numaralı” sanık olarak verdiği ifadede de Genelkurmay Başkanı Akar'ın boynuyla ilgili hiçbir şey söylemedi.

Bilindiği gibi Akıncı davası bu hafta başladı. Akın Öztürk işte bu davada da darbenin askeri kanadın “1 numarası” sıfatıyla dün savunmasını yaptı ve çapraz sorgusuna geçildi. 

Medyamıza göre, Öztürk daha önceki ifadelerini tekrar etti. Ancak böyle değil. Öztürk daha önceki ifade ve savunmalarında hiç söz etmediği Akar'ın boynundaki morluğa ilk kez değinip, şunları söyledi:

“Genelkurmay Başkanı'nın Akıncı'ya nasıl getirildiğini bilmiyorum, ama içeriye girdiğimde bana boynunu gösterdi. Bir çizik vardı... O çiziği görünce endişelendim ve sabaha kadar hep bir gözümle acaba bir şey olur mu diye baktım.”  

Öztürk'ün bu konuyu kendiliğinden değil, Mahkeme Başkanı Selfet Giray'ın soruları üzerine anlattığını belirtip, devam edelim.

Dünkü duruşmada bir mağdur/müşteki avukatı Öztürk'e, koruma astsubayı İsmail Keskin'e ne kadar güvendiğini sordu. Öztürk, “Keskin'e güveniyorum, ne söylüyorsa doğrudur” dedi.

Keskin'in, Akar'ın boynundaki morlukla ilgili ifadelerini aktarmıştık.

Bu durumda akla şu sorular geliyor:

Akın Öztürk bu önemli ayrıntıyı neden bu kadar zaman sonra hatırladı?.. “Çok güvendiği” koruma astsubayı İsmail Keskin'le ters düşme pahasına bunu neden anlattı?.. Neden “morluk” değil de “çizik” dedi?.. 

Özetle bu tartışmalı konuda Akar'ı rahatlatırken, bir mesaj mı vermek istedi?

AKAR'IN ODASINA BİR DEĞİL İKİ SİVİL GİRDİ!

“Akar'ı rahatlatma” dedik, ancak Öztürk'ün onu zorlayacak ifadeleri de oldu.

Mesela;

- Akar'ı iknayla görevlendirilmediğini anlatırken, “Aramızda tek kelime darbe lafı geçmiş mi, lütfen çağırıp, kendisine sorun” dedi.

- Akar'ın bulunduğu odada rahatlıkla telefon görüşmeleri yaptığını belirtirken, “derdest” konumda tutulmadığını ima etti.

Ancak en dikkat çekici mesajları, o gece Akıncı Üssü karargâhında olduğu söylenen sivillerle ilgili verdi.

Bir mağdur/müşteki avukatı, Öztürk'e “çok güvendiğini” vurguladığı koruma astsubayı İsmail Keskin'in, “Karargâhta açık renk polo yaka tişört giyen bir sivil kişi gördüğü” şeklindeki beyanını hatırlatıp, “Bu kişi Nurettin Oruç mudur?” sorusunu yöneltti. Öztürk orada hiçbir sivil görmediğini bildirdi. Konuyla ilgili ısrarlı sorular üzerine de diğer sanıklar ve sanık avukatları tarafından alkışlanan, “Bunu Genelkurmay Başkanınımıza sorun” cevabını verdi.  

Öztürk daha sonra da, “İsmail Keskin'in lafına inanıyorum, o görmüştür. Ben görmedim. Genelkurmay Başkanı beni birkaç kez filolara gönderdi. Ben yalan söylüyor olabilirim. Genelkurmay Başkanının kendisine soralım. Böyle bir sivil girdi mi, girmedi mi? Ben görmedim. Keskin, görmüş olabilir” dedi. 

Önemli bir ayrıntı. Bu nedenle yeniden koruma astsubayı İsmail Keskin'in ifadelerine bakmamız gerekiyor. Keskin tam olarak şunları anlattı:

“Karargâh binasının önünde masada 5-6 kişi, tam teçhizatlı asker vardı. Biz karargâha girdiğimizde Akın Öztürk koridorun sonunda bulunan üs komutanının odasına girdi. Biz de yan odadaki emir astsubaylığı odasına girdik. Koridorda takım elbiseli bir kişi vardı... Yaklaşık 1 saat sonra Akın Öztürk kapıyı açarak, 'Hiç içecek çayınız yok mu' dedi. Ben de, 'Emredersiniz komutanım' dedim ve yanda bulunan çay ocağına giderek içeriye çay vermesini söyledim. Birkaç sefer biz böyle içeriye çay servisi yaptırdık. Askerler çayı götürürken koridorda bekleyen sivil şahıs askerlerin içeriye girmesine izin vermeyerek, çayları kendisi verdi... Sivil şahıs 45-50 yaşlarındaydı. Açık renk polo yaka bir tişört giymişti. Bu sivilin kim olduğunu bilmiyorum. Akın Öztürk, 'Yiyecek bir şey yok mu' diye sordu. Ben de askerlere, 'Yiyecek hiç bir şeyiniz yok mu' diye sordum. Kuruyemişleri çıkardılar. Ben tabaklara kendim doldurdum. Koridordaki adama vereceğim sırada bana 'Sen ver' dedi. İçeri girdiğimde Genelkurmay Başkanı üçlü koltukta, yanında da Akın Öztürk oturuyordu. İçeriye girip çerezleri verip, çıktıktan hemen sonra az önce saydığım sivil şahıs, karacı general, denizci subay, 2 ve 4. Üs komutanları içeri girdiler. Karacı generalin elinde bir kağıt vardı. İçlerinden birisi, 'Bize de çay getirin' dedi. Askerlere bir tepsi çay doldurmalarını söyledim ve tepsiyi alıp sivil takım elbiseli şahısla birlikte çay servisi yapmak için içeri girdik. İçeride oturuyorlardı. Ancak ne konuştuklarını anlamadım. Ben çıktım. 10-15 dakika sonra sonradan gelen ekip geri çıktı. Ancak karacı generalin çıkıp çıkmadığını hatırlamıyorum. Onlar çıkmak için kapıyı açtıklarında Genelkurmay Başkanının hatırladığım kadarıyla, 'Silahlı Kuvvetleri bok ettiniz, hemen vazgeçin bu işten' diye bağırdığını duydum. Kapı açık olduğu için bunu duydum. Akın Öztürk içerideydi. Genelkurmay Başkanı koridorda bekleyen takım elbiseli şahsa, 'Şunları çağırın bana' diye bağırdığını duydum. Adam benim yanıma gelerek, 'O ekibi nasıl bulabiliriz' diye sordu. Koridorda üs komutanının emir astsubayı vardı. O 143. Filoda olduklarını söyledi. Filonun telefon numarasını araştırıp bulduk. Daha doğrusu bunu bize üs komutanının emir astsubayı söyledi. Sivil takım elbiseli koridorda bekleyen kişi 'Çağır gelsinler' dedi.”

Keskin'in anlatımları doğruysa, o gece orada bir değil iki sivil var; Birisi polo tişörtlü, diğeri takım elbiseli ve her ikisi de Akar'ın bulunduğu odaya Akın Öztürk de oradayken defalarca çay servisi yapmış.

Peki bu siviller Akar'ın korumaları olamaz mı? Akar'ın o gece sadece Mehmet Dişli ile birlikte Akıncı'ya götürüldüğünü bildiğimize göre, zayıf bir ihtimal. 

Öyleyse Akın Öztürk'ün ısrarla görmediğini söylediği, ancak, “İsmail Keskin'in lafına inanıyorum, o görmüştür” dediği bu iki sivil kimdi? Ve Öztürk neden, “Ben yalan söylüyor olabilirim. Genelkurmay Başkanının kendisine soralım” deme gereğini duydu?

ÖZTÜRK'ÜN ABİDİN ÜNAL VE YAŞAR GÜLER MESAJLAR...

Akın Öztürk sadece Hulusi Akar'a değil, Hava Kuvvetleri Komutanı Abidin Ünal ile Jandarma Genel Komutanı Yaşar Güler'e de mesajlar verdi.

Abidin Ünal için, “O gece beni telefonla arayıp, Akıncı'ya gitmemi istediğinde 'hayır' deyip, gitmesem bu duruma düşmezdim... 45 yıllık silah arkadaşıma hayır diyemedim” şeklinde konuşan Öztürk, Ünal'ın yalanlamasına karşın Akıncı'dan Hava Kuvvetleri Karargâhına gittiklerinde basın açıklamasını birlikte hazırladıklarını, tüm generallerin ortasında yüksek sesle okuduğunu, ayrıca Ünal'ın telefonla görüştüğü dönemin Milli Savunma Bakanı Fikri Işık'la kendisinin de görüştüğünü tekrarladı.

Akın Öztürk, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Yaşar Güler hakkında da, “Kendisini kurtarmaya gittiğimde, 'burada olduğumu duyunca geleceğini biliyordum. Allah razı olsun diye methiyeler dizdi” diye konuştu. Öztürk'ün bu ifadeleri de Güler'in geçen ay ABD'deki bir toplantıda kendisi hakkındaki, “Karşımdaki insan yakın görüştüğüm yıllara dayanan bir mesai birlikteliği yaptığımız bir orgeneraldi. Bu kadar yüksek bir eğitim ve uzun bir kariyerin sonucunda iyi polis kötü polis taktiğinin iyi polis rolünü üstlenmiş” sözlerine cevap olarak yorumlandı.

“Akıncı davasında Akar'a epey mesaj verilecek” demiştik. Akın Öztürk'ün bu ifadeleri, öyle olacağını gösteriyor.

Müyesser YILDIZ – 04 Ağustos 2017 – Odatv

Yazarlar

Rain

12°C

Istanbul