muyesser yildiz5 

Darbenin "1 numarası"nı kim kaçırmak istedi; Hulusi Akar mı?

15 Temmuz darbesinin üssü olan Akıncı'yla ilgili dava bugün başladı.

İddianamelere göre, darbenin askeri kanadının “1 numarası” Hava Kuvvetleri eski Komutanı Akın Öztürk.

Dava vesilesiyle “1 numara” ile ilgili bazı bilgi, açıklama ve ifadeleri yeniden hatırlamakta fayda var. 

Öztürk'ün, “Akıncı Üssüne Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Abidin Ünal'ın isteği üzerine gittim... Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar darbecilerle görüşüp, onları ikna etmemi istedi... Ertesi gün Akar beni de Çankaya Köşkü'ne Başbakanlığa aldıracaktı, ama engellediler” şeklindeki iddialarının tümden gerçek dışı olduğunu varsayalım.

Genelkurmay Başkanlığı'nın darbeden sonraki birinci değil, ama 21 Temmuz'daki ikinci açıklamasında, “Hava Kuvvetleri Komutanı, Ankara’da Akıncı Üssü lojmanları bölgesinde bulunan Orgeneral Akın Öztürk'ü arayarak, kendisine 4’üncü Ana Jet Üssü Akıncı'dan kalkan uçakların yasa dışı olduğunu, ivedilikle Akıncı'ya giderek oradaki kalkışmada bulunanları ikna etmesini istemiştir” denildi mi, denildi.

Hulusi Akar savcılık ifadesinde şunları söyledi mi, söyledi:

“Üs komutanın odasına götürdüler ve Tümg. Kubilay Selçuk ayakta bekliyordu. Bir kanepeye oturttular. Bir ara Org. Akın Öztürk yanıma geldi, üzerinde tişört ve pantolon vardı. Tek başına benim yanıma gelmişti. Hem bu durum nedeniyle hem onu gördüğüm için çok şaşırdım ve burada ne yaptığını sordum. Bugün yanında eşli olduğu şekilde Kara Kuvvetleri Komutanı ile birlikte İzmir'den Komutanlığa ait bir uçakla geldiğini, üsteki lojmanda oturan kızının evinde iken Abidin Ünal'ın telefon ile araması üzerine üsten birilerinin uçaklar kaldırdığını ve bu hususa göz kulak olması gerektiğini belirttiği için buraya geldiğini anlattı.”

Yine Hulusi Akar ertesi gün Akıncı'dan ayrılmasına dair de şunları anlattı mı, anlattı:

“Akın Öztürk Paşa benim götürüleceğim anlaşılınca, 'Komutanım ben de sizinle geleyim' diye söyledi. Ben pozisyonu itibarıyla ve gece boyunca şahsı ile yaşadığım izlenimler karşısında bunun uygun olmayacağını düşündüm ve 'Sen burada kal, kızının evi burada' dedim. Fakat sürekli ısrar ediyordu, onu üs binasında bırakıp çıktık. Araçla helikopter pistine gittik, orada pek çok helikopter vardı.”

AKAR O KOMUTANI NİÇİN ARADI?

O gece Akın Öztürk'ün yanında olan Konut Koruma Astsubayı İsmail Keskin'in ifadesinde, “Akın Öztürk'ün Genelkurmay Başkanına, 'Komutanım ben de sizinle geleyim' dediğini duydum. Genelkurmay Başkanı, 'Akın sen burada kal, bunları kontrol altına al, ben seni 1 saat sonra aldıracağım' dedi. Genelkurmay Başkanı, Akın Öztürk'ün makam aracına bindi, yanında karacı tümgeneral de vardı. Birlikte helikoptere doğru gittiler. Bu sırada karacı tümgeneral benim telefonu numaramı aldı ve Akın Öztürk de bu tümgeneralin telefon numarasını almamı istedi ve ekip gitti” dediğini belirtip, devam edelim.

Geçen hafta açıklanan Akıncı İddianamesi eklerinde, Akın Öztürk'ün Akıncı'dan ayrılmak için yaptığı telefon görüşmelerinin kaydı ile halen görevde olan bazı komutanların Savcılık ifadesi ortaya çıktı. 

İktidar medyası, Öztürk'ün bu görüşmelerini şu ifadelerle haberleştirdi: 

“Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Fahri Kasırga ve Orgeneral Yaşar Güler'in rehin tutulduğu odadan çıkan, darbecilerin başındaki tutuklu eski General Akın Öztürk, helikopterle kaçırılmak istendi. Ancak polis yoğun ateş altında tutunca helikopter havalanamadı ve Öztürk'ün kaçırılma planı engellendi.”

Akın Öztürk, Genelkurmay Başkanı Akar kendisini Akıncı'dan aldırma sözü verdiğini söylüyor... Akar bu iddiayı reddediyor... Yandaş medya ise, “Öztürk'ün helikopterle kaçırılma planı engellendi?” diyor... 

Doğrusu ne?

Şimdi bir de 15 Temmuz'da Eskişehir Hava Savunma Komutanı olan Korgeneral Nihat Kökmen'in 27 Temmuz 2016'da Savcılığa verdiği ifadeye bakalım. Kökmen o günkü trafiğe dair şunları söyledi:

“08.27'de bir helikopterin Genelkurmay Başkanımızı Akıncı Meydanından Çankaya'ya götüreceği bilgisi alınmıştır. Bunu Başbakanla teyid ederek kalkışına müdahale yapılmadı. Saat 10.00 civarında Milli Savunma Bakanımız tarafından Akıncı Meydanından helikopter kalkışlarının engellenmesi için uçak bekletilmesi, kalkabilecek uçakların pistlerin vurulması talimatı alındı. Bu arada uçakların kalkması engellenmesine rağmen helikopter kalkışı olabileceğinden hareketle pist üzerinde uçak bekletilmiş. Motor çalıştıran iki helikopterin yanına ateş edilerek motor durdurması sağlanarak içindeki personel ayrılmıştır.... Saat 12.41'de tekrar kalkış yapmayı deneyen bir helikopter bilgisi bize ulaştı, bu helikoptere de daha önce olduğu gibi ateş edilerek inişi sağlandı. Bu esnada 1. Ordu Komutanımız yine Cumhurbaşkanımızın yanında iken helikopterde kaç kişi olduğunu sordu. Önce pilotlar tarafından içindekiler görülmedi, kısa bir süre sonra helikopterden iki kişinin ayrıldığı bize rapor edilerek aynı bilgi 1. Ordu Komutanına Cumhurbaşkanına iletilmesi için bildirildi. Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından helikopterin vurulabileceği ifade edilmiş, ben de 1. Ordu Komutanımıza telefonda bir tane helikopteri vurmamızın bir şey ifade etmeyeceğini, çünkü orada bunun gibi 13 adet daha helikopter olduğunu söylemem üzerine gerek olmadığı tarafıma iletildi... Bu faaliyetler esnasında yalnızca Başbakanlık koordineli olarak Sayın Genelkurmay Başkanımızı taşıyan bir helikopterin Çankaya'ya Başbakanlığa gitmesine izin verildi, müdahalede bulunulmadı... Daha sonra emir subayı/astsubayları tarafından bize ifade edildiğine göre, darbecilerden Tümgeneral Dişli, Org. Akın Öztürk bizlerin bulunduğu telefon numaralarından görüşmek istediklerini belirtmişler. Bana ve Korgeneral Kadığoğlu'na ulaşmaya çalışmışlar. Bu bizim Akıncı Üssü'nden kalkış yapmaya çalışan iki helikopterin engellenmesi sırasında olmuş. Bu sırada 1. BHHM'de komuta heyetinin oturduğu yerin arkasındaki 5055 nolu telefondan Akın Öztürk'ün saat 11.15'te aradığını söylediler. Ben telefona baktım, Akın Öztürk telefonda bana, 'Nihat, uçakları uzaklaştırın, biz Yaşar Paşa ile direk Çankaya'ya Başbakana gideceğiz' dedi. Ben de bunları duyunca, cevap vermeden kapattım. Sonra hava almak için 15-20 dakika sonra dışarı çıkacakken Komuta merkezinden bir alt kata inmiştim ki, arkamdan Korgeneral Kadıoğlu'nun emir subayı gelerek, 'Komutanım bir telefon var, bakar mısınız' diye söyleyince kimin aradığını sordum. Tümgeneral Dişli'nin aradığını söyledi. Telefonu aldım. Kendisi bana, 'Genelkurmay Başkanının emri olduğunu, Akın Paşa'ya müsaade etmemizi ve Akın Paşa'nın helikopterle ayrılmasını engellemememizi istedi. Ben de cevap vermeden yine telefonu kapattım. Akın Öztürk'ün ve Tümgeneral Dişli'nin komuta merkezini aradığı telefon numarası ........... dır. Aynı gün saat 13.30 civarı aynı telefon hattından Komuta grubunun bulunduğu hemen arkamızdaki 4111 nolu telefondan Şanver komutanın emir astsubayı Ömer tarafından Genelkurmay Başkanının aradığı söylenerek telefon bana uzatıldı. Telefonda Genelkurmay Başkanı bana hitaben, 'Nihat, Akın-Yaşar konusunu çözün' dedi. Başka bir şey söylemedi, telefon kapandı.”

Bunları anlatan davanın sanıklarından değil, 15 Temmuz'dan sonra Hava Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanlığına atanmış biri. 

Daha önce, Akar'ın, Akın Öztürk'ü de Çankaya Köşkü'ne getirmek için uğraştığını, ancak bu yüzden bir bakanla aralarında sert bir tartışma yaşandığını yazmıştık.

O bakanın kim olduğunu öğrendik; Dönemin Milli Savunma Bakanı Fikri Işık'mış. Ayrıca Başbakan Binali Yıldırım da Öztürk'ün gelmesine şiddetle ve hiddetle karşı çıkmış.

Gerçekler böyleyken iktidar medyasının iddia ettiği gibi, “Akın Öztürk kaçırılmak istendiyse”, bu plan bizzat Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar tarafından yapılmış olmuyor mu?

TİŞÖRTLÜ, UYDURMA ÜNİFORMALI 1 NUMARA !

Akın Öztürk'le ilgili bir detay daha;

Darbe konseyi üyeleri arasında yer alan, gündüz saatlerinde İzmir'den Akıncı'ya gelen, filoları dolaşan ve bildiriyi okuma provası yapan dönemin Çiğli 2. Ana Jet Üs Komutanı eski Tümgeneral Kubilay Selçuk'un Akıncı İddianamesi ek klasörlerindeki görüntüleri de medya yansıdı. Gıcır gıcır merasim üniforması üzerinde.

Ya “1 numara” Akın Öztürk'ün hali?!. 

İzmir'den Akıncı'ya geliyor ve hiçbir yere uğramadan kızının lojmanına geçiyor... Koruma ve şoförlerini 20.30 gibi gönderiyor... Astsubay İsmail Keskin'in, “Genelkurmay'a saldırı olmuş” şeklindeki telefonu üzerine onların yeniden lojmana gelmesini istiyor... Keskin lojmana dönüp, kapıyı çaldığında Öztürk ve eşini ayakta televizyonu izlerken görüyor... Sonra Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Abidin Ünal'ın telefonu üzerine, Akıncı Üssü'ne gitmek üzere yola çıkıyor...Yanındakiler Üssün yolunu bilmediği için karargah aranıyor, hatta bir sonraki kavşaktan dönülüp, üs binasına gidiliyor...

Bunlar bir yana “1 numara” darbeyi yöneteceği üsse tişörtle gidiyor. Devamını Koruma Astsubayı İsmail Keskin'in ifadesinden okuyalım:

“Hava aydınlanmaya başlamıştı. Akın Öztürk bana, 'Ben üniforma giyeyim' dedi. Bana konuttan üniforma aldırmamı istedi. Ben konutta bulunan askerleri arayarak ne durumda olduklarını sordum. Konuta iki tane mermi isabet ettiğini ve dışarıda karışıklık olduğunu söylediler. Asker böyle söyleyince konuttan kıyafet aldıramayacağımı düşünüp orada açık olan odalardan icra subayı odasından dolaptan büyük boy askeri pantolon ve gömlek aldım. Üs komutanının emir astsubayına, 'Burada orgeneral rütbesi var mı' diye ve 'Akın Öztürk'e uyacak pantolon ve gömlek bulabilir miyiz' diye sordum. O subay da bana, 'Harekat komutanının ki uyabilir' dedi. Gidip alalım dedim, harekat komutanının odası açıktı. Bir tane pantolon gömlek alıp çıktık. Ben icra astsubayının odasından aldığım pantolon ve gömleğe bakarak hangisinin uygun olacağını seçtim. Bu arada emir astsubayı da orgeneral rütbesi bulmuş. Orgeneral rütbelerini gömleğe taktım. Ayakkabı olarak da üs komutanının ayakkabısını aldım. Akın Öztürk yanıma geldi, 'Benim bu saatte ilacım olacaktı' dedi. Ben Akın Öztürk'ün ilacını bilmediğimden, 'Ne ilacı' diye sordum. O da şu anda hatırlayamadığım bir tansiyon ilacı olduğunu söyledi. Ben de bilmediğimi söyledim. Ben Akın Öztürk'e İzmir'den gelen bavulları konuta gönderdim, ancak bir çanta var, ona bakayım' dedim. Gidip çantaya baktım, ancak ilacı bulamadım. Akın Öztürk benden ilaç istediğinde kıyafetlerinin hazır olduğunu söylemiştim. Ben ilaca bakıp gelene kadar o da kıyafetini değiştirmiş. Bana pantolonun dar olduğunu ve eve gidip hanımefendiden ilaç ve siyah çorap almamı söyledi. Ben koruma arabasına binip lojmana Akın Öztürk'ün kızının evine gittim. İlacı sordum, ilaç olmadığını söyledi. Bir adet siyah çorap verdi. Ayrıca suların kesik olduğunu söyleyerek su bulmamı istedi. Ben de 'Olur' dedim. Bana bir tane damacana verdiler. O damacanaya lojman bölgesinde bulunan sosyal tesislerden suyu doldurdum ve eve bıraktım. Çorabı alarak Akın Öztürk'ün yanına geldim, ilaç olmadığını söyleyip çorabı verdim. Pantolonu da diğer pantolonlardan biriyle değiştirdik, kısa olarak giydi.”

Akın Öztürk ifadesinde, “Benim bu darbeye iştirak etmediğime dair Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, Hava Kuvvetleri Komutanı Abidin Ünal, Genelkurmay 2. Başkanı Yaşar Güler ve orada bulunan diğer havacı generaller tanıktır. Dinlenmelerini isterim... MİT Müsteşarı Hakan Fidan dinlenebilir” demişti.

İnşallah Akıncı davasında tüm komutanlar ve MİT Müsteşarı tanık olarak dinlenir... Mahkeme de darbenin “1 numarasını” dört başı mamur şekilde ortaya koyar!..

Müyesser YILDIZ – 01 Ağustos 2017 -  Odatv

Yazarlar

Rain

12°C

Istanbul